Tarih

Kızılelma  (Turan, Türklerin Kutlu Yürüyüşüdür) Kızılelma (Turan, Türklerin Kutlu Yürüyüşüdür)
Selânik Vilâyeti Ahvâl-i Coğrafya   *1320 sene-i hicriyesine mahsûs Selânik Vilâyet Sâlnâmesi. Selânik Vilâyeti Ahvâl-i Coğrafya *1320 sene-i hicriyesine mahsûs Selânik Vilâyet Sâlnâmesi.
'Türkçeyi sevmeyen, kendini Karadeniz'e atsın!' “Türkçeyi sevmeyen, kendini Karadeniz’e atsın!”
'Doğu Makedonya' mı yoksa 'Makedonya Yörüklüğü' ya da 'Makedonya Yörüklükleri' mi? “Doğu Makedonya” mı yoksa “Makedonya Yörüklüğü” ya da “Makedonya Yörüklükleri” mi?
Toplama Kampında Toplama Kampında
Edirne Merkez Vilâyet Sâlnâmesi  - Eğri Dere İlçesi H.1319 - M. 1901 Edirne Merkez Vilâyet Sâlnâmesi - Eğri Dere İlçesi H.1319 - M. 1901
Yeter ki, insan gibi yaşayalım! Yeter ki, insan gibi yaşayalım!
İki bilinmeyen göç fotografı İki bilinmeyen göç fotografı
Esprisi bile acı olan vaka Esprisi bile acı olan vaka
Amcam,  mallar kolay satılıyor diye seviniyordu... ( - 2. ) Amcam, mallar kolay satılıyor diye seviniyordu... ( - 2. )
İki motorsiklet fiyatına bir bahçeli evalındığı eski zamanlar... ( 1. ) İki motorsiklet fiyatına bir bahçeli evalındığı eski zamanlar... ( 1. )
KIRCAALİ'NİN TARİHÇESİ  VE  BAZI İP UÇLARI KIRCAALİ'NİN TARİHÇESİ VE BAZI İP UÇLARI
KIRCAALİ ŞEHRİ, KİMİN ADINI TAŞIYOR KIRCAALİ ŞEHRİ, KİMİN ADINI TAŞIYOR
BULGARİSTAN TÜRKLERİNİN GÖÇ KADERİ BULGARİSTAN TÜRKLERİNİN GÖÇ KADERİ
MERMER KİTABE MERMER KİTABE
AKİF ATAKAN'I UĞURLARKEN AKİF ATAKAN'I UĞURLARKEN
BAY KOSTA'NIN İSTANBUL HASRETİ BAY KOSTA'NIN İSTANBUL HASRETİ
BAY KOSTA'NIN İSTANBUL HASRETİ BAY KOSTA'NIN İSTANBUL HASRETİ
Bulgaristan Türk Kadını ve Zorla Bulgarlaştırma Süreci (1984-89) Bulgaristan Türk Kadını ve Zorla Bulgarlaştırma Süreci (1984-89)
BAL-GÖÇ'TEKİ YÖNETİCİLİK YILLARIM, GÖRÜKLE'DEKİ ŞÜBEMİZİ NASIL KURDUK BAL-GÖÇ'TEKİ YÖNETİCİLİK YILLARIM, GÖRÜKLE'DEKİ ŞÜBEMİZİ NASIL KURDUK
Tarih Haberleri

Kızılelma (Turan, Türklerin Kutlu Yürüyüşüdür)

Bugün Türk Dünyası paramparça ise; Türklüğün büyük bir yekûnu işgal altında ise; Türk tarihinin başladığı topraklardaki Türk kavimleri 200 yıllı aşan Rus asimilasyonu karşısında dinlerinden ve milliyetlerinden olmuşsa; Doğu Türkistan dünyanın en acılı işgalini yaşıyorsa; Türk evlatları geleceğini Avrupa kapılarında düşük nitelikli işlerde aramak zorunda kalıyorsa; Türk yurtları medeniyetler seviyesine sıçrama hamlelerine nasıl ve nereden başlayacağına karar veremiyorsa; bir nefes tefekkür etmek gerekir; Bu millet nasıl oldu da istikametini kaybetti? “İstikametiniz” yoksa nereye gittiğinizin ne önemi var?

Selânik Vilâyeti Ahvâl-i Coğrafya *1320 sene-i hicriyesine mahsûs Selânik Vilâyet Sâlnâmesi.

*** Vilâyet şarken Edirne vilâyeti ve Şarki Rumili eyâleti ve şimâlen Bulgaristan eyâleti ve Kosova vilâyeti garben Manastır vilâyeti ve cenûben Yunanistan , Adalar Denizi ile mâhdûddur.

“Türkçeyi sevmeyen, kendini Karadeniz’e atsın!”

Tabii, ana dilinin tedrisattan kaldırılması canlarını yaksa da bir çok öğretmen ve velî susmak zorunda kalmıştır. Ancak Turpçular köyünden gelen öğretmen Mehmet Ömeroğlu (Daha sonra Mehmet Özgür) bütün cesaretini toplayarak Nazım Hikmet’in bir sözünü hatırlatmıştır; “Türkçeyi sevmeyen, kendini Karadeniz’e atsın!” Böylece, her adımda karşısına çıkacak olan budaklı çomağı da komünistlerinin tekerine sokmuştu. Bu çomak, onun başına birçok belâlar açmış ve Bulgar zindanlarında beden çürütmesine sebep olmuştu.

“Doğu Makedonya” mı yoksa “Makedonya Yörüklüğü” ya da “Makedonya Yörüklükleri” mi?

Makedonya Yörükleri’nde ve Balkan dillerinde Yörüklük, “Yörüklerin yaşadığı yer” anlamına gelmektedir. Yörüklük adı; Makedonya ve Balkanlarda, Aranavutluk adında olduğu gibi, “yer adı” olarak kullanılmaktadır. Makedonya Cumhuriyeti’nde bir “genel Yörüklük”, bir de bu genel Yörüklük’ün içinde “özel Yörüklük”ler bulunmaktadır.

Toplama Kampında

*** 1985. Roman toplama kampında tutuklu kaldın. *** Yanı başında Hüseyin öğretmen. Arada bir sakına sakına ovuşturuyor dizlerini nedense. Ondan yana bakınca “Çok üşüyorum, Celil!” dedi. *** Ona bir telefon numarası yazıp verdin. Silistre’den seslensin kardeşine. Hangi uğurda olduğun bilinsin hiç değilse. Evdekiler üzülmesin. Selam! *** Getirilişinizden epey sonra olacak, birden değişti her şey. “Ne kadar daha kalacağız bunun burasında?” sorusu sorulmaya başladı mı? Hele geceleri...

Edirne Merkez Vilâyet Sâlnâmesi - Eğri Dere İlçesi H.1319 - M. 1901

Meşgullu, Küçük Viran, Hotaşlı, Dolaştır, Davut adlı beş (5) nahiye ile yetmiş bir (71) köyü vardır. Akarsularından başlıcaları Çandır ve Sırt köyleri yakınlarındaki bayırlardan çıkıp, Eğridere ile Yarar, Dedeler, Terzi köyleri yakınlarından geçen Eğri Deresi ve Aladağ yakınındaki bayırlardan toplanıp Mıkmıl, Hovazlı, Küçük Vardar, Dallıca bayırlarında toplanıp Elmal-i Kebir,

Yeter ki, insan gibi yaşayalım!

İki bilinmeyen göç fotografı

Esprisi bile acı olan vaka

*** Israrla yardım etmek istediler. "Zahmet etmeyin, istemez, sadece - Kurt Vılkov Kurtev yazın“ dedim. Kalın enseli birisi hemen “Olmaz!” diye ayağa fırladı.*** Hemen cevabı yapıştırdım; "Bana şimdiye kadar Kurt diye hitap ediliyordu. Bundan sonra Vılkım (Kurt) ama bir gün gelecek yine Kurt olacağım!”

Amcam, mallar kolay satılıyor diye seviniyordu... ( - 2. )

*** Pazara getirdiğimiz her satılık eşya, kapış kapış gidiyor. Amcam ise mallar kolay satılıyor diye seviniyordu. Halbuki, hemen satılmalarının nedeni “sudan ucuz” olmalarıydı. *** Getirdiğimiz bir Rus malı otomatik çamaşır makinesi vardı, 2800 TL'ye satışa çıkardık ve daha sabahtan gelip biri aldı gitti. Aynı adam akşam üzeri geldi ve amcama “Sayende bugün 2000 lira kazandım.“ dedi. Meğer, adam amcamdan aldığı bu çamaşır makinesini 4800 liraya satmış. *** Bizler, 1989 yılı göçmenlerine göre, eşya ve maddiyat açısından şanslıydık, fakat ticari tecrübesizliğimizden dolayı yukarıda anlattığım gibi, o eşyaları değerlerinin altında elden çıkararak çarçur ettik.

İki motorsiklet fiyatına bir bahçeli evalındığı eski zamanlar... ( 1. )

*** 17.11.1977 tarihinde, akşam üzeri Kapıkule’den geçtik ve Edirne’ye geldik. Amcam, daha yola çıkmadan önce, trenden iner inmez toprağı öpmeye niyetlenmişti ve trenden iner inmez kendini yere attı ve çakıllı ve tozlu toprağı öptü. Bizler de onunla birlikte toprağı öptük. *** Diğer amcam; “Bunlar rüşvet istiyor, bir-iki bin lira verelim!” dedi. Amcam da, “ Rüşvet de ne oluyor, ne demek o?” diye sordu. Ne olduğunu anlayınca da, “ Ben, Bulgar gavuruna meramımı anlattım, rüşvet vermedim, Türk yetkililere mi anlatamayacağım, rüşvet müşvet vermiyorum.” dedi ve vermedi.*** Böylece, 28 000 TL'ye satacağımız iki motorsikleti,16 000 TL'ye satmış olduk. Bu miktarın ne anlama geldiğini anlamak için, ayni dönemde Çorlu’nun merkezinde, eski tip olsa da, 36 000 TL'ye bahçeli bir ev satın alınabiliyordu...

KIRCAALİ'NİN TARİHÇESİ VE BAZI İP UÇLARI

* 1084 yılında Anna Komnena tarafından kaleme alınan Aleksiad’da, Arda vadisinin orta ve aşağısında kalan Ahridos’ta yaşayan Türkler’in kumandanı Tatikios’dan bahsedilir. *1340 yıllarında İmparator V. Ioannes Paleologos ile taht üzerinde hak iddia eden Kantakuzenos arasında yaşanan kanlı Bizans iç savaşında gerçekleşti. Bu savaşta Aydınoğlu Umur Bey’in paralı Türk askerleri de Kantakuzenos saflarında savaştı. * Bölgede Osmanlı fethi öncesinde kasabanın bugün bulunduğu yerde sadece bir koyun ahırı vardı. Zamanla Türk kumandan Kırca Ali’nin mezarı etrafında bir yerleşim oluştu. Kırca Ali’nin ilk Rumeli Beylerbeyi Lala Şahin’in akıncı gruplarından birinin lideri olduğu tahmin edilir. 1310 (1892-93) tarihli Edirne Vilâyeti Salnâmesi’nde benzer efsanevî bir hikâye vardır. Kırca Ali 1371-1434 yılları arasında yaşamıştır. * Kırcaali’nin içinde yer aldığı, Çirmen sancağına bağlı eski Hasköy (Haskovo) kazasının Osmanlı dönemine ait bilinen en eski tahriri 869 (1465) tarihlidir (BA, MAD, nr. 35). Bu tahrirde bölgede oldukça fazla miktarda Türkçe ad taşıyan ve nüfusu müslümanlardan oluşan köylere rastlanır. * Kırcaali adı ilk defa 1482 tarihli Osmanlı vergi kayıtlarında Kırca şeklinde görülür (BA, MAD, nr. 324, vr. 121a-b). Süleyman oğlu Yayabaşı Ali’nin timarı olan Kırca Ali’ye babasından intikal etmiştir. Köyün kırk bir müslüman hânesi ve 2291 akçelik bir vergi yükü vardır. Kasaba, 1516’da Kırca Ali’nin oğulları Umur, Süleyman, Hamza, Lutfi ve Hasan’ın yönetimi altındaydı (BA, TD, nr. 50, s. 111-112).

KIRCAALİ ŞEHRİ, KİMİN ADINI TAŞIYOR

"Kurduğun şu beşikte / Asırlardır sallanıyoruz, / Bir ulu çınar gibi / Gittikçe dallanıyoruz…"

BULGARİSTAN TÜRKLERİNİN GÖÇ KADERİ

1878 yılının kışı gelmişti. Hava karlı ve soğuk. Rojen tepesi Türk halkının zorunlu göçüne tanık oluyordu. Rusların görülmedik baskıları neticesinde kocaman, acımasız bir facia yaşayan, can havliyle kaçan Türkler… O, derin kışın kıyamet günlerinde Filibe ve civar köylerden gelen muhacir kafileleri. Yorgun, soğuktan donmuş anneler, çocuklar, çalmalı erkekler, katırlar, öküzler ve eşeklere yüklenmiş bir iki pala pırtı. Bu dramın boyutu, hesabı… Yol üstünde bırakılmış, öylece donan bebek… Gencecik bir anne yeni doğum yapmış… Kendi donmuş, kanlı yorgan ile sarmışlar kadını… Onların ardından da Süleyman Paşa’nın ordusundan kalıntılar - korkak, ümitsiz askerler…

MERMER KİTABE

Mermer taşa oyulu kitabe, bu bir kutsal anıt, yazı... Kebire, Feim, Mehmet, Camal... Yanan otuz canın adı!

AKİF ATAKAN'I UĞURLARKEN

Mestanlı'nın aklıselim insanlarına çağrımdır. Lütfen, Akif Hoca'nın bıraktığı çok değerli kültürel ve tarihsel mirasa hep beraber sahip çıkalım!

Toplam 70 haber.