Edebiyat

Babama Mektup Babama Mektup
Son Sonbahar Son Sonbahar
Savacıda iki bakır bakraç Savacıda iki bakır bakraç
Bir ailede horoz ötmeli horoz Bir ailede horoz ötmeli horoz
Annem Annem
Söz oyunları Söz oyunları
Aşıyan Müzesi Aşıyan Müzesi
Mehmet İsmail Keçici / Şiirler Mehmet İsmail Keçici / Şiirler
Bir Yıldız Daha Kayıp Gitmeden /  Halime Yıldız Bir Yıldız Daha Kayıp Gitmeden / Halime Yıldız
Bir Ulu Çınar   * Bulgaristan Türklerinden yazar İsmail Yakup'la bir söyleşi  Bir Ulu Çınar * Bulgaristan Türklerinden yazar İsmail Yakup’la bir söyleşi 
Приятели мои, да тръгнем... Приятели мои, да тръгнем...
EVİN ÖTENAZİ İSTEĞİ  (Bulgaristan göçmenlerinin hüzünlü evleri) EVİN ÖTENAZİ İSTEĞİ (Bulgaristan göçmenlerinin hüzünlü evleri)
ANİDEN DOĞAN DOSTLUK ANİDEN DOĞAN DOSTLUK
Ve Yol '89 Ve Yol '89
Küçük bulutlar treni Küçük bulutlar treni
GALİP SERTEL'DEN ŞİİRLER GALİP SERTEL'DEN ŞİİRLER
Yaşar Nabi Nayır ödülünü Batuhan Aşıktoprak kazandı Yaşar Nabi Nayır ödülünü Batuhan Aşıktoprak kazandı
ANNEM ANNEM
TÜTMEYEN BACALARIN BOYNU BÜKÜK... TÜTMEYEN BACALARIN BOYNU BÜKÜK...
KÖPRÜ KÖPRÜ
Edebiyat Haberleri

EBEDİYETE GÖÇ EDEN ŞAİRLERİMİZDEN SEÇMELER

Onları çoktan yitirdik. Onlar ki, bu toprakların gülü dikeni, uç beylerinin talihsiz torunları, onsekizlere varmadan ağarır saçları ve dal budak Deliorman'dan, Dobruca'dan Gerlova'dan, Rodoplar'dan düş tarlalarında umut bozkırlarında tutsak...

ÇAL, ÇOBAN, ÇAL!

Halbuki "ana dili, anamızdan öğrendiğimiz dil, kendi dilimiz, öz dilimiz, benlik dilimiz, kimliğimiz.." Ve senin çocuğun, hür doğduğun bu topraklarda, vatandaşı olduğun devletin güzelim okullarında, doğru dürüst, planlı, programlı bir şekide ana dilde eğitim almıyor, alamıyor 1970' lerden beri...

BABURALAR'IN SÜMBÜL’Ü

Elinde kocaman baston, omuzlarına ferace geçirmiş, başına da  beyaz yaşmağı dolaylamış. Oyalı gömleği ise, belinde dokuma önlük ile sıkmış, ayağına da mevsimlerin toz rengini alan, deri çarıkları geçirmiş.

HALİME YILDIZ'IN "UDUMBARA" KİTABI ÜZERİNE

Udumbara; Budistlerin inandığı efsaneye göre, ’Youtan Poluo’ olarak bilinen 3 bin yılda bir açan çiçek adıymış. Halime Yıldız, şiirlerini derlediği Udumbara şiir kitabındaki şiirlerini okurken, acaba bir sonraki yaprakta nasıl bir udumbara’nın açtırılacağı heyecanını ve merakını uyandırıyordu

SADAKAT

Oysa nerde deniz, nerde bizim köyümüz. Hani kuş uçmaz, kervan geçmez derler ya, Deliorman'ın tâ göbeği. Sonra bizim buralarda kalûbelâdan beri, kadın aş evini, ocağını bilir, gezi neyinedir derler. Derler de, babaannemin gene çıkınında lâfı bol, bir tutturdu mu...

CELİL YENİKÖYLÜ’NÜN GÖZÜYLE; TUNA'DAN RODOPLAR'A 2017 DÜZLEMİNDE ESİNTİLER

Ben, ben de, kimliğimi izah edemiyorum Asıl seni anlamıyorum, sahi sen kimsin ? Ömrümün karanlığında fark edemiyorum - Tanrı yüreğime mantık ışıkları versin !

RÜZGARLARIN YELESİNDE...

Gecenin sessizliğini dinliyorken dün gece, anılar kapılarımı aralayıverdi gizlice. Yakalayıp beni saçlarımdan sürükleyiverdiler çocukluğumun denizine. Saçlarımda gelincikten çelenkler, boynumda kirazdan gerdanlık çimenlerde yüzdüm sabaha kadar. Sonra atladım rüzgarların yelesine, dolaştık durduk o eski günlerde.

BAZEN ŞAİRLER DE ALDATIR…

 Evvelden, ezelden çok iyi bilirim. Derler ki, şairler bir halkın, bir topluluğun gözü, kulağı, vicdanıymış. Hatta kimileri, bu kesimin duyarlılığını daha ötelere götürerek, şairlerin halkın çarpan kalbi, nabzı olduğunu da söylerler…

YORGUNLUK

Küçük kasabalar mıknatıs gibi çeker beni. Siz bunu, göbeğimin küçük kasabada kesildiğine yorun. Deyin ne derseniz. Ne düşünürseniz düşünün. Ama bilin. Ben vurgunum küçük kasabalara.

MESTANLI MEYDANI

 Adımız, kimliğimiz ve benliğimiz uğruna canlarını siper eden Şehirlerimizi unutmadık. Unutmayacağız! Her Aralık ayı geldiğin de yüreğimizdeki hala o sıcak sızı ile onları rahmet ve minnetle anıyoruz. Mekanınız cennet olsun, nur gözlü masum kardeşlerimiz...

NE KOLAYMIŞ

ne kolaymış önyargılı olmak ne kolaymış pencereye buz atmak ne kolaymış uzaktan nasihat vermek ne kolaymış

HABİBE VE IRSIZ TEPE

* Irsız tepe!* Irsızların payitaht yeri! Boş bir alan. Değişik bitkiler, funda çalılar yıllar önce dolaylamış etrafı.  * Kimileri onların meyvelerini toplayıp – rakıya, şaraba, sabuna* özel bir koku vermek için kullanıyorlarmış. *   Hırsız Tepe’nin “tekin yer” olduğu, şanı şöhreti, etraflarda dolaşır dururmuş. Bunun da sebebi varmış. *   Sadece Habibe abla, korkmadan, sakınmadan tepeyi sık sık dolaşırmış. Kutsal yerin etkisini kullanırmış. * Köyde, yaşlı insanlar arasında, Habibe’nin melekeler ile konuştuğu, tedavi yollarını bildiği söylenirmiş. * Ramadan, benim kuzenim. Kendi anlatır, ”Ninem, beni kucakladı, zorlukla tepeye taşıdı. Habibe abla ilaçlayınca, bir serinlik, bir serinlik!

HÜZÜN VE MUTLULUK ARASINDA

Bulgaristan seyahatım sona erdi. Gençliğimin şehrine veda ederken, hüzün ve mutluluk arasına sıkışmış gibiydim, gözyaşlarım kekremsi bir tada bürünmüştü. Yeniden Türkiye’me kavuşma heyecanı, birbirine karışmış yerle gök arasındaki boşlukta bırakmıştı beni. "Hadi, artık geç arabaya!" diyen oğlumun sesi beni düşüncelerimden kopardı.

KENDİ KÜÇÜK, ÖZÜ BÜYÜK ÖYKÜLER

Emel Balıkçı’nın hacim bakımından küçük, içeriği bakımından büyük öykülerini okuduğum zaman, usumu arındıran ve kalbimi temizleyen o nefis duyguları hissettim. Deneme tarzında yazılmış olan bu öykülerde az sözle çok şeyler anlatılmış, fazlalıklar kırpılmış ve temizlenmiş. Öyle ki, bu yapıtlarda insanın ruhunu sıkacak tek bir sözcük dahi bulamazsınız. Yazar bize boyutları küçük olmasın rağmen öylesine güzel, harikulade bir dünya takdim ediyor ki, capcanlı kahramanları karşımıza yapmacıksız,gayet insancıl halleriyle çıkıyorlar. Zengin maneviyatları olan bu insanların olağanüstü kaderleri, yaşantıları vardır.

ASARLIK

O, yeni, taze çam ormanını görüyor musun? Vaktinde o yer, bir tarla idi. Hem de nasıl bir tarla… Bir köşesinde yaşlı, budaklı çam ağacı. Kendi mi bitmiş, birileri mi dikmiş, bunu bilen yok. Zamanla, çocukların ve kuşların yuvası oluvermiş. Benim de en sevdiğim oyun yeri burası.! Hemen asılırdım kart ağaca, budaklar arasında kendime bir yer bulur, yatar, havayı gözlerdim. Binlerce iğneli yaprak! Aralarında da güneşten oluşan, ışık saçan birtakım çemberler…Mavi, sarı renkli, danteller gibi örtülü… Beni de bir yerlere alıp götürdü bu güzellik.

RESSAMIN DÜŞÜNCESİ

Bir ışık gibi fırçasının ucunda Ressamın düşüncesi Renklerin diliyle Bizim dağları anlatıyor. Yeşile biraz turuncu Biraz da ala yeşil katıyor Vakit daima tan öncesi. Dağlar karanlığını soyunuyor

Toplam 86 haber.