Türkiye Kamuoyununa Açık Mektup

* Çok değil, bundan sadece 29 yıl önce Bosna Hersek'te ortam oluşturuluyor.* Kan dökerek, insanlık suçu işleyerek amaçlarına ulaşmak isteyenler çok iyi bilmelidir ki yaşananları bugün birileri yine yaşatmak için harekete geçmeye hazırlanıyor.* Bosna Hersek'in bağımsızlığı için yüzbinlerce canını toprağa bırakmaktan çekinmeyen, minarelerde ezan sesinin dinmemesi için bir nesli feda etmiş Boşnaklar her zamankinden daha güçlü, inançlı ve kararlıdır.

PAYLAŞ
Türkiye Kamuoyununa Açık Mektup
* Çok değil, bundan sadece 29 yıl önce Bosna Hersek’te ortam oluşturuluyor.* Kan dökerek, insanlık suçu işleyerek amaçlarına ulaşmak isteyenler çok iyi bilmelidir ki; yaşananları bugün birileri yine yaşatmak için harekete geçmeye hazırlanıyor.* Bosna Hersek’in bağımsızlığı için yüzbinlerce canını toprağa bırakmaktan çekinmeyen, minarelerde ezan sesinin dinmemesi için bir nesli feda etmiş Boşnaklar her zamankinden daha güçlü, inançlı ve kararlıdır.

Türkiye'deki Boşnak, Rumeli ve Balkan sivil toplum örgütleri yayınladıkları ortak bir mektup ile Bosna Hersek'te yaşanan gelişmelere karşı Türkiye kamuoyunu ve devlet yetkililerini göreve çağırdı.

1992-1995 yılları arasında Bosna Hersek’te yaşanan soykırımlar, katliamlar ve nice insanlık suçu Avrupa’nın yanıbaşında, milenyum çağının eşiğinde meydana geldi. Kimse Batı uygarlığının böylesi bir vahşete kayıtsız kalacağını öngöremedi. Bunun bedelini ise yüzbinlerce Boşnak canıyla ve yurtlarıyla ödemek zorunda kaldı. Srebrenica Boşnak Soykırımı’nda birkaç günde katledilen on bine yakın sivil, sistematik tecavüzlere maruz bırakılan yaklaşık 50 bin kadın ve keskin nişancı kurşunlarıyla can veren 2 binin üzerinde çocuk…

Tüm bu yaşananların ardından katillere ödül verircesine, uluslararası kamuoyunun baskılarıyla imzalatılan Dayton Anlaşması ve beraberinde Bosna Hersek’i içine sürüklediği sistemsizlik, belirsizlik, istikrarsızlık…

Çok değil, bundan sadece 29 yıl önce Bosna Hersek’te yaşananları bugün birileri yine yaşatmak için harekete geçmeye hazırlanıyor. Ülkeyi parçalamak, uğruna binlerce kahramanın şehit düştüğü toprakları yine kan gölüne çevirmek için planlar yapılıyor, ortam oluşturuluyor. Ülkenin üç devlet başkanından biri olan Sırp Milorad Dodik’in son günlerdeki açıklama ve girişimleri; Bosna Hersek topraklarının yüzde 49’unu elinde bulunduran Sırp Entitesi’nde ordu kurulacağına dair ifadeleri bize dünü hatırlatıyor.

Avrupa’nın orta yerinde Yugoslavya Halk Ordusu’nun tüm ağır silahlarıyla savunmasız sivillerin üzerine ölüm yağdıran Sırp çetnikleri ve onların işbirlikçilerini…

Bugün ne Bosna Hersek eski Bosna Hersek, ne de Boşnaklar eski savunmasız ve çaresiz Boşnaklar…

Kan dökerek, insanlık suçu işleyerek amaçlarına ulaşmak isteyenler çok iyi bilmelidir ki; Bosna Hersek’in bağımsızlığı için yüzbinlerce canını toprağa bırakmaktan çekinmeyen, minarelerde ezan sesinin dinmemesi için bir nesli feda etmiş Boşnaklar her zamankinden daha güçlü, inançlı ve kararlıdır.

Boşnaklar kendilerine medeniyet dersi vermeye çalışanlardan çok daha medeni, Avrupalı ve insan haklarına saygılıdır. Yanıbaşlarında yaşanan katliamlara gözünü, kulağını tıkayanlardan çok daha duyarlıdır.

Bundan ötürüdür ki Alija İzetbegoviç’in evlatlarının ne savaştan, ne de düşmanlardan zerrece korkusu yoktur! Ancak; Balkanlarda patlayacak bir merminin bölgeyi geri dönüşü olmayacak bir yola sürükleyeceği de ortadadır. Bunun önüne geçilmesi her şeyden önce bir insanlık vazifesidir.

Uluslararası toplumun bu topraklarda bıraktığı acı tecrübeler göz önüne alındığında Bosna Hersek’in Türkiye’den başka dayanağı, dostu ve kader ortağı yoktur. Anavatanımızın desteği Bosnalı ve Sancaklı Boşnaklar için en büyük güçtür. Bosna Hersek’in ve Boşnakların yalnız olmadığı, savaş tamtamları çalanların ve onları perde arkasında destekleyenlerin dikkatine net bir şekilde sunulmalıdır.

Ay yıldızın gölgesinde huzur bulan muhacirlerin en büyük dileği ata topraklarını emanet ettikleri kardeşlerinin de aynı huzura sahip olmalarıdır.

  • Etiketler
HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN