GÜYA HEPİMİZ NAİM’İ ÇOK SEVİYORUZ…

* Adaletsiz durumlarda zalimin tarafını seçmek, kimseye yarar getirmez. Değerli Profesörümüz Dr. Sayın Emin Balkan’ı kolayca harcayanlar, bugün hudut sınırlarını aşmaya mecbur kalıyorlar. * Bazıları, aramızdan rahmetli olup ayrılanların adını, kendi siyasi çıkarları doğrultusunda kullananlarla, tek parmak üzerinde dans etmekte abes  görmüyorlar. * Ya Naim yaşamış olsaydı, o zaman ne bir anıtı dikilecekti, ne de Mestanlı’ya kendisi davet edilecekti…

GÜYA HEPİMİZ NAİM'İ ÇOK SEVİYORUZ…
Güncel
* Adaletsiz durumlarda zalimin tarafını seçmek, kimseye yarar getirmez. Değerli Profesörümüz Dr. Sayın Emin Balkan’ı kolayca harcayanlar, bugün hudut sınırlarını aşmaya mecbur kalıyorlar. * Bazıları, aramızdan rahmetli olup ayrılanların adını, kendi siyasi çıkarları doğrultusunda kullananlarla, tek parmak üzerinde dans etmekte abes  görmüyorlar. * Ya Naim yaşamış olsaydı, o zaman ne bir anıtı dikilecekti, ne de Mestanlı’ya kendisi davet edilecekti…

Haber Editörü:

Son günlere acayip siyasi piruyetlere tanıklık etmekteyiz.

Sayın Meral Akşener Hanımın planladığı Mestanlı ziyareti, göçmen camiasındaki aklıselim kesimi bir hayli rahatsız etti ve galeyana getirdi. Naim Süleymanoğlu’nun anıt açılışı, kasabanın bayram günlerine denk getirilmiş.

Bu satırlarımı parti başkanı Sayın Meral Akşener, Bursa milletvekilleri Sayın Ahmet Erozan ve Sayın İsmail Tatlıoğlu’na ithaf ediyorum, çünkü Bulgaristan derin devletinin yarattığı DPS örgütünün, Bursa ayağı sayesinde, sonradan telafisi zor olacak bir tuzağa düşürülmek üzereler. En azından Sayın İsmail Tatlıoğlu’nun bizim topluluğu ve tarihçemizi yakından tanıdığını zannediyorduk.

Adaletsiz durumlarda zalimin tarafını seçmek, kimseye yarar getirmez. Şahsi ihtiraslar adına, birileri Sayın Meral Hanımı fena işlemekte ve bu gidişata göre, yakın zamanda bizim göçmenler, kendisine tamamen sırt çevirecektir. Oysa Sayın Meral Hanım, her ortamda, bizim bacımız olduğunu belirtmeyi hiç unutmaz. Meğer bazen bacılar bile kardeşlerinin yakarışından uzak kalabilirmiş…

Değerli Profesörümüz Dr. Sayın Emin Balkan’ı kolayca harcayanlar, bugün hudut sınırlarını aşmaya mecbur kalıyorlar.

Bazıları, aramızdan rahmetli olup ayrılanların adını, kendi siyasi çıkarları doğrultusunda kullananlarla, tek parmak üzerinde dans etmekte abes  görmüyorlar.

Ortada hiç bir şekilde önemsenmeyecek, bir hayli garip ve üzüntü verici bir gerçek yatıyor.

Naim, eski baskıcı komünist rejimi, protesto ederek kaçtı ve aynı dikta rejimini temelinden sarsmayı başardı.

Böylece, yüzbinlerce öz be öz Türk evladı, özgürlüğe doğru ilk adımlarını atmış oldular. Şehitlerimizin kanı yerde kalmadı. Cezaevi zindanlarında inleyen gazilerimizin gurur kaynağı oldu. Bütün toplumun umudu oldu.

Daha sonra, Türkler, Jivkov rejimini yerle bir ettiler ve Kapıkule’nin toprağını öptüler.

30 yıl geçti. Naim, yakında merhum oldu.

Son yıllarda, Bulgaristan’daki Türklerin tamamen özgürleşmesi için, eski komünistlerin (öküzlerin) boyunduruğundan ve yeni türemiş mafya bozuntularının sömürüsünden kurtulmaları için, Naim, defalarca memlekete gitti ve orada canla başla, insanımıza zorbalık edenlere karşı amansız bir siyasi ve demokrasi mücadelesi verdi.

Güya hepimiz Naim’i çok seviyoruz ama neden onun gibi gerçek birer Türk olamıyoruz?

Neden anısı ve ruhu önünde en samimi duygularla ve minnetle eğilemiyoruz da, bir takım siyasi şaklabanlıklara başvurmaktayız?

Neden hala kimliklerimizdeki, bizlere zoraki bir şekilde dayatılan Bulgar isimlerinden kurtulamıyoruz?

Aynı bu isim meselesinden dolayı, Naim, vaktinde hayatını tamamen riske atmadı mı, bizim için bir meşale gibi yanmayı göze almadı mı? 

Yüzlerce kardeşimiz cezaevlerine boylamadı mı?

Binlercemiz, eşek sudan gelinceye dek sopa yemedik mi?

Neden o zaman, Naim’in, son yıllardaki yürüttüğü siyasi mücadeleyi benimsemedik, kendisine sahip çıkmadık?

Bugün onun anıtını açmak isteyen, Peevski zihniyetini taşıyan ve alkışlayan zümreye karşı mücadele ediyordu, bizim büyük Şampiyonumuz.

Günümüzde bile, komünist uşaklarına yandaşlık edenlerin tutumuna, kendisi haddinden fazla çok üzülüyordu.

Hele doğup yetiştiği Mestanlı kasabasına her varışında, orada artık bir büyük Şampiyon olarak değil, bir hain olarak karşılanıyordu, bazı yetkililerin sözlü sataşmalarına maruz kalıyordu ve gözleri doluyordu…

Şimdilerde, Naim’den daha “büyük” Türk olanların marifetleri ortadadır.

Peevski’nin beş kuruşu için bin bir takla atanlar bunlar.

Şimdi kalkmışlar, Naim’in anıtını açacaklar.

Ya Naim yaşamış olsaydı, o zaman ne bir anıtı dikilecekti, ne de Mestanlı’ya kendisi davet edilecekti…

Bir de, Naim, Sayın Meral hanımı Mestanlı sokaklarında rastlamış olsaydı, acaba elini sıkar mıydı dersiniz…

Mümin TOPÇU

Son Güncelleme: 15 Temmuz 2019 19:26
  • Etiketler

HABERİ PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

BUNLARA DA BAKIN