Göçmen toplumunun önündeki ibre hayra alamet göstermiyor…

* Bakmayın siz şimdilerde atılan palavralara ve algı operasyonlarına, Bal-Göç yönetiminde öyle uzun yıllardır barınan işlevsiz ve ilerlemiş yaşta aksakallılar domine etmiyor. * Bursa’daki Bal-Göç Derneği, artık ülke çapına yayılmış bulunan camiamıza dar ve yetersiz gelmekte. Yönetime 35 tane profesör de seçilmiş olsa, sonuç yine tatmin etmeyecektir, fakat bütün derneklerimiz aynı bir çatı altına toplansalar, bizim önümüz süratli bir şekilde açılır ve gücümüzün önünde herkes yeniden eğilmeye başlar… * Sayın Prof.Dr. Emin Balkan ve Sayın Dr. Kader Özlem’in seçim çekişmesini şimdiden göz önüne getirebiliyorum. Bunu mitolojideki Davit ve Goliat’ın arasındaki orantısız mücadeleye benzetiyorum.

Göçmen toplumunun önündeki ibre hayra alamet göstermiyor…
Güncel
* Bakmayın siz şimdilerde atılan palavralara ve algı operasyonlarına, Bal-Göç yönetiminde öyle uzun yıllardır barınan işlevsiz ve ilerlemiş yaşta aksakallılar domine etmiyor. * Bursa’daki Bal-Göç Derneği, artık ülke çapına yayılmış bulunan camiamıza dar ve yetersiz gelmekte. Yönetime 35 tane profesör de seçilmiş olsa, sonuç yine tatmin etmeyecektir, fakat bütün derneklerimiz aynı bir çatı altına toplansalar, bizim önümüz süratli bir şekilde açılır ve gücümüzün önünde herkes yeniden eğilmeye başlar… * Sayın Prof.Dr. Emin Balkan ve Sayın Dr. Kader Özlem’in seçim çekişmesini şimdiden göz önüne getirebiliyorum. Bunu mitolojideki Davit ve Goliat’ın arasındaki orantısız mücadeleye benzetiyorum.

Haber Editörü:

İlk başta Sayın Yüksel Özkan’dan boşalan koltuğa sarılmak istedi herkes, oysaki bu 35 kişiyi listesine, günümüzün milletvekili aldı ve bunlar asla zembille havadan düşmedi.

Bakmayın siz şimdilerde atılan palavralara ve algı operasyonlarına, Bal-Göç yönetiminde öyle uzun yıllardır barınan işlevsiz ve ilerlemiş yaşta aksakallılar domine etmiyor. Böyle olmuş olsaydı, zaten birinci ben direnirdim bunlara karşı.

Şimdiki yönetim, eğitim ve kültür seviyesi düzgün, gayet özverili ve gönüllüğe dayanan bir şekilde çalışan şahsiyetlerden oluşmakta.  Derneğin ciddiyetini ve biçilen rolünü kavrayamayanlar ise zaten erkenden çekip gittiler. Bunların bazıları ise yeniden geri dönmek için, dışarda sorumsuzca bin bir çeşit takla atarak, bir nevi dağdan gelip, bağdakini kovmak peşindeler. Dünkü dava arkadaşlarına karşı iftira da atılıyor, çeşitli dolaplar da döndürülüyor.

Bal-Göç’ün kongresi, belki de, bir buçuk yıl sonra gerçekleşecek, fakat daha erken bir tarihe de çekilebilir. Bu tamamen mevcut yönetimin tasarrufuna kalmış ve hazır olduklarında kongreye giderler. Birileri başkan olmak istiyor diye, toplum sıkıntıya sokulmamalı.  Yurtiçinden ve dışından, bazı tanıdık siyasi odaklar da, dört koldan saldırıya geçmek için pusuya yatmışlar…

Şimdilik, bu güzide derneğimizin, sıradan bir göçmen derneğinin işleyişinden fazla bir farkı kalmamış. İsmi ve şöhreti çok büyük ama nedense ağırlığı hafiflemiş. Bursa’daki bazı yöresel derneklerle, artık aynı seviyede durmakta. Bundan dolayı, ülke çapındaki göçmen toplumu, bu tarihten sonra bambaşka ve günümüz şartlarına uygun yepyeni bir yapılanmayı tercih etmeli.

Belli ki, Bal-Göç, bütün toplumu, coğrafi dağılımından dolayı kucaklayamıyor, onun büyük sorunlarını çözemez duruma gelmiş. Sonuçta, sadece bölgesel bir dernektir. 

Kuruluşunun ilk yıllarında ise alanında efsanelik mertebesine erişmiş tek güçtü, umuttu ve gururdu.

 Kanımca, bu derneğimiz lağvedilerek, sadece federasyon ve konfederasyon adı altında faaliyet yürütmeli. Yöresel ve bölgesel dernekler, artık Bal-Göç’ün görevlerini tamamen üstlenebilmekte. Ayrıca, bütün bizim toplumu bir çatı altına toplaması mümkün görünmüyor. Bunun bir olasılığı da bulunmuyor, gayet realist olmamız gerekiyor.

Şimdilerde İstanbul’daki bir Bul-Türk Derneği çok daha faal ve girişimci durumda. İzmir, Kocaeli ve Trakya bölgesindeki derneklerimizin Bal-Göç’ten bir farkları kalmadı, fakat bunların tümünü idare ve koordine edecek, yönetecek ve yüceltecek bir ana üs ve karargah bulunmamakta.

Lafın kısası, Bursa’daki Bal-Göç Derneği, artık ülke çapına yayılmış bulunan camiamıza dar ve yetersiz gelmekte. Yönetime, 35 tane profesör de seçilmiş olsa, sonuç yine tatmin etmeyecektir, fakat bütün derneklerimiz aynı bir çatı altına toplansalar, bizim önümüz süratli bir şekilde açılır ve gücümüzün önünde herkes yeniden eğilmeye başlar…

Mevcut Federasyon ve Konfederasyonumuz şimdi de bulunmakta ama bunların içeriği bomboş, ne bir etkinliklerini ve ağırlıklarını görmekteyiz, ne de toplum arasında bir otoriteleri var. Çözüm önericiliğinden çok uzakta durmaktalar.

Tabelalarında ”Balkan” kelimesi zikredilmesine rağmen, tamamen ve sadece bizim topluma yönelikler, bundan dolayı, “Balkan” kelimesi sadece bir formalite olarak, havada asılı kalıyor.

Neden hala formalitelerle boğuşmaktayız, işte ben bunu anlamış değilim? Mademki, bir değişim ve farkındalık öngörülmüyor, formalite icabı kongre yapılmaz, ne de yeni başkan ve yönetim seçilir.

Evet, Bal-Göç, kongresini sadece bir ay içinde gerçekleştirilebilir ama ihtiyaç duyulan büyük değişim sağlanabilecek mi?

Buradaki sorun asla yeni bir başkan ve yönetim seçmek değil. Sorunun çözümü, bu derneğin gelecekteki misyonunu ve işlevini belirlemekten geçer. Gerekirse, tüzük değişimine gidilmeli. Hatta izlenecek uzun vadeli stratejiler üzerine çalışılırken, geniş kitlelerin sesine de kulak verilmeli. Bütün iş sadece 35 kişinin üzerine bırakılmamalı…

Tabi ki, seçilecek yeni başkan ve yönetim kurulu en önemli faktör. Bal-Göç’ün, şimdi her zamandan daha fazla gerçek dava adamlarına ihtiyacı bulunmaktadır.  Sırf seçim listelerinde yer edinmek için itişip kakışan protokol sevdalılarına asla itibar edilmemeli.  

Kişiliksiz ve kimliksizlere ihtiyaç duyulmamalı, şimdiye kadar topluma kimin ne gibi kazanımları olduğuna bakılmalı, gücü ve beyin kapasitesi ön planda tutulmalı. Bizim zenginler kulübüne hiç ihtiyacımız bulunmuyor. Bal-Göç, bir siad değil ki, onu fabrikatörlerle doldurmayalım. Zengin sanayicilerimiz, zaten bizim topluma her zaman finansal destek sağlıyorlar, yeter ki, derneklerimiz toplum yararına daha ciddi adımlar atsınlar…

***

Bazı koltuk sevdalıları, şimdiden başkanlık adaylıklarını ilan ettiler ve sahaya indiler, fakat bir süre önce yapılan uzun istişareler sonucu, önde gelen bazı Bal-Göç kurucuları, eylemcileri ve yöneticileri ortak bir karar alarak, önümüzdeki kongreye tek adayla girilmesini benimseyip, eski Bal-Göç Başkanı Sayın Prof.Dr. Emin Balkan’dan yeniden aday olmasını rica ettiler.

Sayın Emil Balkan’ın başkanlık dönemi bayağı hareketli ve başarılıydı. Bizim toplumda, kendisi itibar, birikim ve tecrübe sahibi. Sevilen ve güvenilir bir şahsiyet olarak bilinmekte. Son seçimlerde, siyasi bir eğilimi ve ihtirası olmamasına rağmen, kendisine boşuna Bursa Büyük Şehir Belediye Başkanlığı teklif edilmedi. Şimdi de ikinci bir ciddi adaylık teklifi önünde durmakta, kendisi asla önemsenmeyecek bir aday değil. Onun hazırlayacağı bir yönetim listesi, kongrede diğer adayları silip süpürür. Hiçbir kimsenin başka şansı bulunmuyor. Böyle bir zor dönemeçte, Sayın Emin Balkan gerçekten bir can simidi…( Can simidi – Suyun üzerinde kalmak için kullanılan halka şeklindeki araç)

Şimdilik, benim bildiğim başka dört aday daha var. İkisi ortaya çıktı, diğerleri ise belirlenen ortak adaya saygıdan dolayı suskun kalmayı tercih ediyorlar ve sadece gerektiğinde adaylıklarını ilan edeceklerini gizlemiyorlar.

Sayın Turhan Gençoğlu’nun huzurunda gerçekleşen bir toplantıda, aday olmayacağına söz veren Sayın Dr. Kadem Özlem, daha sonra karar değiştirmiş olmalı ki, sanal alemden takip ettiğimiz kadarı, çalışmalarına çoktan başladı.

Böylece, bizlere de yorum ve adayları kısaca kıyaslama fırsatı doğdu.

“ Bal-Göç’te kongre ve değişim isteyenler, statükoya karşı sahada. Yüksel Özkan’nın yerine atanan geçici yönetim kongreye gitmemekte direnince, değişim ve yenileme diyen Dr. Kader Özlem ve Erdinç Kahraman öncülüğündeki ekip sahaya indi…” 

Şimdilerde, bu tür yönlendirici ve gerçek payı olmayan sanal aksiyonlara maruz kalmaktayız. Aslında dört yönetim kurulu üyesi, şimdiki duruma (statüko) karşı çıkıyor. Yeni kongre ve değişim isteniyor, fakat adama sormazlar mı;

Siz statükoya karşıydınız da neden, diğer arkadaşlarınız ile beraber yönetici olmayı kabul ettiniz ve görevinizi tamamlamadan uzaklaştınız?

Eğer, herhangi bir statüko mevcutsa, bunu değiştirmeye ve bertaraf etmeye gücünüz yetecek mi? Eskiden yoktu da, yeni mi belirdi bu statüko savaşı?

Bal-Göç yönetimi, gerçekten yeni kongre için direniyor mu, ya da bu organizasyon için ciddi bir ön hazırlık içine mi girdi?

Yeni kongre ve değişim talebinizde, sadece kendinizin başkanlık adaylığı düşüncesi mi yatmakta?  

Mevcut federasyon da geçici bir şekilde yönetilmekte ( Konfederasyon da aynı durumda. ) ama kimse olağanüstü kongre istemiyor, kimse herhangi bir statüko ve direnişten bahsetmiyor, kimse bir takım usulsüzlüklerden gündem oluşturmuyor…

Nedir bütün bu barbarizmlar? Gençler rahatsız oluyormuş! Bal-Göç’ün Gençlik Kolları, kendilerini beklemekte.

Sayın Dr. Kader Özlem, daha üniversite öğrencisi yıllarından beri Bal-Göç saflarında ama şimdilik yüksek bir yönetici performansını göremedik. Halihazırda, zaten daha yüksek bir mertebede başkan sayılır ama yönettiği federasyonda yine derin bir sessizlik hakim. Bir de hangi sebepten dolayı, bir federasyon başkanı, dernek başkanlığına oynasın?  Sonuçta, bir derneğin çekim cazibesi, bir federasyonunkinden daha büyük olmamalı.

Sayın Prof.Dr. Emin Balkan ve Sayın Dr. Kader Özlem’in seçim çekişmesini şimdiden göz önüne getirebiliyorum. Bunu mitolojideki Davit ve Goliat’ın arasındaki orantısız mücadeleye benzetmekteyim.

İleriki dönemde çok enteresan gelişmelere tanıklık edeceğimiz şimdiden belli oluyor ama üzgünüm, çünkü göçmen toplumunun önündeki ibre hayra alamet göstermemekte…

Mümin TOPÇU

 

 

Son Güncelleme: 15 Temmuz 2019 19:16
  • Etiketler

HABERİ PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

BUNLARA DA BAKIN