Yine bir seçim, yine aynı nakarat...                                                                         


Üç ayda bir genel seçim yapma devri kapsamında, 11 Temmuz’da yine sandık başına gideceğiz.

Tahminlere ve ortaya çıkan tabloya göre, önümüzdeki seçimlerden sonra da parlamento aritmetiğinde büyük değişiklikler beklenmiyor, çünkü otuz yıl aşkın sözde demokrasiye geçiş sürecinde Bulgaristan’da, bitmek bilmeyen korrupsiyanın (yolsuzluk ) toplumsal hayatın bir parçası hal alması, vatandaşın devlete ve sisteme olan güvenini her geçen gün yitirmesine neden olmaktadır.

Bu tablo içinde bizim Türk Toplumu üç ana eksene bölünmüş durumda: Bulgaristan’da yaşayanlar, Türkiye’de yaşayanlar ve Avrupa Birliği ve Batılı ülkelerde yaşayanlar.

Bulgaristan’da yaşayanların durumu, bir avuç mutlu azınlık mensubu dışındakiler, genel anlamda her geçen gün olumsuzluğa gitmesi sonucunda bir kısmının siyasi eğilimlerini de etkilemektedir.

Avrupa Birliği ve Batılı ülkelerde yaşayanlar, yeni bir dünyada hayat kurmanın heyecanı ve sıla hasreti içinde, onları gurbete zorlayan sözde Türk partisini sandıkta cezalandırmasını öğrenmişler gibi görünüyorlar.

Tabii, bu tercihlerin ana sebeplerinden biri, üç eksende yaşayan insanlarımızın gönül rahatlığı ile asgari olarak ve gerçek anlamda memlekette onları temsil eden herhangi bir siyasi partinin olmamasıdır.

Türkiye’de de durum pek farklı değil, her ne kadar ana vatandaki kardeşlerimiz vatandaşlık ve ekonomik açıdan Bulgaristan'a ve yıllardır oradaki azınlık toplumumuzun oylarını hoyratça elde eden ve sonrasında da alabildiğince suiistimal eden DPS'ye organik bağı olmamasına rağmen, en küçük bir sorunlarının çözümünde bile katkısı olmadığı gibi, büyük zararları dokunmuştur.

DPS'nin son Ankara ziyareti kimseyi aldatmasın ve kandırmasın. Masa başında, evinde veya iş yerinde elektronik ortamda seçime katılma beyanname başvuru sayısı yüzde 4-5’i geçmemektedir. Bu arada Merkez Seçim Komitesi, bazı yanlış doldurulan dilekçelerin iptal edildiğini duyurdu...

Bu toplum milli kimliğine, dinine, bayrağına, ana vatanına ve diğer tüm kutsallarına sevdalı ve bağımlıdır, fakat asla ve asla kimsenin oyuncağı veya deneme tahtası değildir. Sade birer vatandaş olarak bizler, düştüğümüz bu durumu hiç hak etmiyoruz.

Yıllar boyu tekrarlanan aynı verimsiz seçim oyunlarına artık adeta bıktık ve usandık. İlgili ve ilgisiz, bilgili ve bilgisiz, yetkili ve yetkisiz kimselerin boş boş masallarını dinlemekten ve hareket etmelerinden gerçekten yorgun düştük.

Neymiş, bu seçimler toplum için çok ama çok hayati önem taşıyormuş, sanki diğer seçimler daha az önemliymiş gibi hava estirilmekte. Hâlbuki eğer gaye, toplumuna hizmet etmekse her seçim gerçekten çok çok önemlidir. Bu tür konuşmaların neden sadece seçimlere kısa bir zaman kala yapıldığını, seçimlerden önce ve sonra kimsenin vatandaşlarımızın en küçük sorunları ile zerre kadar ilgilenmediği gibi, çözüm üretmediği konusu gündeme gelince - “Haklısın, kardeşim, seçimlerden sonra oturur bunları konuşuruz.” gibi boş laflardan gerçekten usandık, be ayol.

Fakat kimse sormuyor, çifte vatandaş olan Hasan Amca veya Fatma Teyzenin pasaportunu ve nüfus cüzdanını başkonsolosluklarda değiştirmek için neden iki yıl beklemesi gerekiyor, ücretsiz bu hizmet için neden aracı komisyonculara kişi başı 150 Avro avanta ödemeleri gerekiyor...

Diplomatik misyon temsilcilerinin, bu gayri meşru işlerde payları nedir?

Oy verdiğin siyasi partinin temsilcisi, köy muhtarı ve belediye başkanı, meclis üyesi akraban, komşun ve arkadaşın olan kişi, Bulgaristan’a gidince hiçbir yasal engel olmamasına rağmen, birinci derece akrabaları olan çocuklarının ve torunlarının ücretini ödediği halde, insanlarımıza neden doğum belgesi ve daimi ikamet belgesi bile vermiyorlar?

Bu durumda, oy verdiğin siyasi parti ve temsilcileri ne işe yarar ve kime hizmet ederler?

***

Yazıma anlam katacak başka bir husus daha aktarayım.

Bulgaristan'da gerçek Türklük mücadelesi veren duayenlerimizden asırlık çınar Osman Kılıç’ı, dün 18.06.2021 tarihinde Ankara Cebeci Asri Mezarlığı'nda sadece 40-50 kişi ile ebediyete uğurlarken toplum olarak kendisini, siyasi liderimiz Gazi Nuri Turgut Adalı ve nicelerini gerçek anlamda anlayabildik mi ve ne kadar anlayabildik?

Bakalım bizim toplumun en mağdur kesimi, bu seçimlerde ceza ve ödül sistemini, kendi aklı ile doğru bir şekilde kullanabilecek mi?

Yoksa bitmek bilmeyen yalan ve dolan propagandasının esiri olmaya devam mı edecek?

Yine bir seçim, yine aynı nakarat...                         

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!