Siyaset Ve Toplum


"Siyaset" veya "Politika" ikilisi eş anlamda kullanılan kelimelerdir. Politika, eski Yunancadan günümüze intikal eden devlet yönetme sanatı anlamına gelir. Siyaset ise Arapçadan dilimize geçen "At Bakıcısı" kelimesinden türemiş ve idare etmek anlamına gelir.

Günlük hayatta siyaseti nasıl anlar ve algılarız?

Ülkenin gelişmişlik ve daha birçok kıstasa göre, bu kavram ve uygulamaları da değişkenlik gösterir. Örneğin gelişmiş ülkelerde, bütün eksikliklerine rağmen, genel anlamda daha şeffaf bir şekilde topluma hesap vererek yönetme şeklidir. Fakat daha az gelişmiş toplumlarda siyaset daha az şeffaf bir ortamda olabildiğince az hesap vererek ülkeyi yönetme şeklidir.

Bazı ülkelerin uzun bir devlet geçmişleri ve gelenekleri olmasına rağmen, siyaset müessesesi ne yazık ki istenen düzeyde değildir. Siyaset o ülkenin, eğitim, kültür, ekonomik ve daha birçok unsurun gelişmişlik seviyesi ile orantılıdır. Partiler içi demokrasinin olmayışı, militan üye ve delegelerin olması, etnik, mezhep gibi birçok ayrıştırıcı unsurun ön plana çıktığı bir ortamda orta seviye bir siyaset ve demokrasiden bahsetmek ne kadar doğru? Bunun dışında hastalık derecesine varan memleket hemşericiliği, şeffaflıktan çok uzak, kime ve neye hizmet ettikleri belli olmayan din eksenli yapıların oluşması vs.

Örgütlü ve demokratik toplumlarda bunlara benzer birçok çıkar grubunun oluşması gayet doğal, fakat bunlar asla başıboş değil ve onların faaliyeti, kendi ülkeleri aleyhine olma imkânı ve ihtimali yok.

Fakat bazı ülkelerde vatan, devlet, millet, bayrak ve din gibi kutsallar o kadar çok seviliyor ki, o gruplar bunu o ülkenin parsellenmesi, talan edilmesi, alabildiğine soyulması olarak algılıyorlar ve uyguluyorlar. Bunu da bir hak ve üstün bir meziyet olarak görüyorlar, buna mukabil bu zihniyet gibi hareket etmeyen geniş kitle karşı grubu ise beceriksiz, iş bilmez, hatta ahmaklar topluluğu olarak görülmektedir.

Lafa gelince, dini açıdan sözde örnek inançlı insanlar, ahlak abideleri, vatanseverler ve daha neler neler? Kısacası üstün makbul insanlar. Tabi olayın diğer boyutu da var. Geniş kitleleri oluşturan, sözde değil özde namuslu, gerçek anlamda samimi ve inançlı, kişilikli, vatanını, milletini, bütün kutsal ve kıymetli değerlerini seven ve üzerinde titreyen, fakat bunu asla paylaşmayan, demokratik örgütlenmeden kendince haklı, birçok değişik sebepten dolayı uzak duran, hatta tiksinen insanlar var.

Demokratik ve kişisel tercihler çerçevesinde, insanların bu yaklaşımına büyük saygı duyulsa da, devlet ve millet sevgisi etrafında birleşerek siyasi ve vatandaşlık bilinci çerçevesinde hareket edilmedikçe gidişat “Bu böyle gelmiş ve böyle gider” şarkısını geçemez.

Bulgaristan'dan göç etmiş Türk Toplumu bireyleri olarak Türkiye’deki durumumuz, yukarıda belirtilen iki gruptan hangisine uyuyor değerlendirmesi her vatandaşın kendisine ait. Aynı şekilde böyle devam edip etmeme konusu da!

Bulgaristan’daki içler acısı durumla ilgili söylenecek çok şey var, fakat Türkiye’de ve Bulgaristan’da bir avuç siyasetçi, bürokrat ve yeni türemiş oligarhlar bizim adımıza karar verdikçe, ne yazık ki, bu düzen kötüleşerek devam eder.

Her vatandaş, bireysel tercihinde aynen “Damlaya damlaya göl olur” atasözüne uygun hareket edebilseydi, yarım asırdır Bulgaristanlı Türkler aleyhine oynanan bu ihanet dolu oyunlar çoktan sona ererdi.

Her başlangıcın bir sonu var, önemli olan onun ne zaman sona ereceği ve iş işten geçmemiş olması.

Bulgaristan’da yine seçimler var? Yine masallar, yalanlar, sahnede yine bir avuç paragöz aktör ve daha neler neler?

Bulgaristan Türk Toplumu, etnik açıdan katıksız Türk’tür, hatta Türkçüdür; kendisinin Atatürk sevgisi tartışılmaz; inançlıdır, çalışkandır, namuslu, devletine ve milletine sadıktır, bu kutsallarını asla siyasi ve ticari amaçla kullanmaz, suistimal etmez.

Bu durumda nasıl oluyor da bu toplum, kendi aleyhine yapılan her türlü kötülüğe boyun eğiyor, onu anlamak ve kabul etmek mümkün değil.

Bu işte gerçekten ciddi bir tuhaflık var.

Yeni bir seçim, yeni bir mahşer günü, Bulgaristanlı Türkler olarak siyasi ve vatandaşlık bilincimizi görme ve ölçme fırsatımız olacak.

 Birkaç gün önce, MHP’nin 13. Kurultayı yapıldı. Siyasi partilerde, diğer kurumlarda olduğu gibi, kişilerin bulunduğu görevler geçici ve değişime tabi olması bir gerçektir. Fakat Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Sayın Dr. Mustafa Hidayet Vahapoğlu’nun partinin yeni yönetim listesinde yer almaması Türkiye’de ve Bulgaristan’da yaşayan sayısız kardeşimizi çok şaşırttı ve derinden üzdü.

Bu durumun değerlendirmesi tabi ki partinin ilgili ve yetkili kurumlarına ait, fakat vatandaş ve partili  seçmenler olarak bizde kendi duygu ve düşüncelerimizi söylemekten çekinmeyeceğiz.

Sessiz çoğunluğun bir üyesi olarak, bu konuda daha fazla bir şey yazmak istemiyorum, fakat bizler sade vatandaş olarak her şeyin farkında ve bilincindeyiz!

Yıllar önce bir vesile ile tanıştık, disiplinli üst kademe eski bir asker ve bürokrat, Türk, Türkiye ve Türk Dünyası sevdalısı, beslediği Atatürk sevgisini söylemeye gerek yok.  Bulgaristanlı Türkler onun için bazı sebeplerden dolayı eskiden beri özel ilgi ve alaka alanı olmuştur, samimi, dürüst ve ilkeli biridir.

Yakın geçmişte parti ile bağı olan yetkili birkaç densizin Balkan/Bulgaristanlı Türkler için söyledikleri akıl almaz, yakışıksız ve çirkin sözleri karşısında bireysel olarak en sert tepkiyi gösteren parti yetkilisidir. Bu gibi hassas konularda Türk Milliyetçiliğinin bayraktarlığını yapan siyasi hareketten, kurumsal olarak beklentilerimiz çok daha fazla olmasına rağmen, ne yazık ki, hayali sükûta uğradığımız acı bir gerçek.

Bulgaristanlı Türklerin her türlü sorununu / benim partime istediğimiz oranda oy vermiyorlar noktasını göz ardı ederek/ TBMM dâhil her yerde dile getiren, savunan ve çözüm noktasında yetkili bazı kendi hemşerilerimizden çok çok daha fazla çabalayan müstesna bir insan. Vatandaşlar ile seçmen oldukları için değil insan oldukları için konuşan, asil, fakat mütevazı, karşı tarafı can kulağı ile dinleyen, geçici makamın sevdasına kapılmadan kibar ses tonuyla cevaplar veren, düşüncelerini tartarak saygılı ve ölçülü bir şekilde çekinmeden dile getiren Türk gibi Türk, İnsan gibi İnsan.

Sayın Vekilim, Türk ve İnsan olmak kolay değil! Fakat lütfen canınızı sıkmayın, sizin kişiliğiniz bin makama bedel.

Sizin için “Kol kırılır yen içinde kalır” ilkesinin bir destur olduğunu biliyoruz.

Fakat, lütfen, siz de biliniz, Bulgaristanlı Türkler olarak biz buradayız, çünkü akrabalık “Kan bağı ile değil daha çok gönül bağı ile oluyor”.

Camia olarak, Sayın Vekilimizin bize gösterdiği ilgi ve alaka için kendisine ne kadar teşekkür etsek azdır.

Sayın Vahapoğlu gibi Türk Siyasetçilerinin artması dileğiyle…

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 4

  • ismail vekil | 23 Mart 2021 11:10

    Sevgili Sebahin AHMETOĞLU yazınızda ayrıştırıcı değil birleştirici olmamız gerektiği üzerine çok önemlini burada vurgulamışsınız Bu konuda sizleri çok önemle izliyorum çünkü biz TÜRKLER ayrıştığımız zaman başımıza neler geldiğini tarihteki acılarımızdan iyi biliyoruz Ayrıca Bende sizin gibi balkanlarda Türk olmanın ne demek olduğunu iyi bilenlerdenim dilerim milletimiz birlik olmayı başarır

  • Abdullah Veli | 22 Mart 2021 15:07

    Sayın Vahapoglu görüşlerinden, Atatürkçü lugunden, turklugunden ve şerefinden, namusundan, taviz vermediği icin yönetim listede yer almamıştır diye düşünüyorum. MHP artık eski MHP olmaktan çok uzaklasmistir! Bunu lutven sizlerde görün! Sayın Vahapogkunu kutluyorum Sebahin yukarıda yapmış olduğun tespitler bence her iki ülke Bulg. Ve Türkiye için geçerlidir. Veya Avruoadan öyle görünüyor!!! Selamlar ve sağlıcakla kalın

  • gökhan | 22 Mart 2021 14:04

    bulgaristan türklerinden sayın sebahin ahmedoğlunun bu yazısından dolayı kendısını kutlar basarılarının devamını dılerım Allah yardımcısı olsun daha nıce yazılara

  • beg | 22 Mart 2021 14:04

    Kalbinin derinliklerinden gelen duygu yazıya dökülmüş, Aynen, Türkiye her yerde bihakkın bulunmalı.