Nuri Turgut Adalı'yı anmak ve anlamak...


 

Artık camia nezdinde bir gelenek haline geldi, önemli şahsiyetleri vefat ettikleri günlerde, sağ olanları ise doğum günlerinde anmak ve kutlamak.

Yıllar öncesi, Ağustos ayının kavurucu bir gününde, büyük bir üzüntü içerisinde, önde gelen meşalemiz Gazi Nuri Turgut Adalı’nın vefat haberi ile sarsıldık.

O gün, hala hafızamdan hiç silinmiyor. Yine kanaat önderlerimizden biri olan Gazi Mahmut Önal Bölükbaşı ile 3-4 gün boyunca, Ankara’da kapı kapı dolaştık. Gezmediğimiz kurum kalmadı.

Fakat liderimizin vefat haberini bile, iki kelime ile yazılı ve görsel kitle iletişim araçları vasıtasıyla, ne yazık ki, duyurma imkanı bulamadık.

Bunun birçok nedeni var. Başta değişik tarihlerde Türkiye’ye göç etmiş yüzbinlerce duyarsız, kendi insanımızdan tutun, Türklük şuurundan yoksun ama ülke yönetiminde söz sahibi olan bürokratından siyasetçisine kadar herkes olaya ilgisiz kalmıştı...

Tabii, güneş balçık ile sıvanmadığı gibi, liderimizin gerçek kimliği zaman içerisinde tam da arzuladığımız gibi olmasa da, geniş kitlelerin bilgi ve ilgisine mahzar olmaya başladı. Bu durum günümüzde de devam etmektedir.

Öyle bir noktaya gelindi ki, siyasi kaygılardan dolayı, kendisini haksız yere mahkûm ettirip zulüm edenler, çoluk çocuğuna bu hayatı zehir ve zindan edenler bile, göstermelik de olsa, kendisinin mezarı başında "hazır ola" geçmek zorunda kaldılar.

Hayatının tam çeyrek asrını, Bulgaristan'daki Türk Toplumu'nun temel insan haklarını ve özgürlüğünü elde etmesi için adayan bu şahsiyeti yeterince tanıyor muyuz?

Tabii ki, tanınmıyoruz!

Bu durumun aksine, örneğin ırkçılıkla mücadelenin simgesi olan Nelson Mandela'yı ise bütün dünya tanımakta...

Bu durumda geniş kitlelere ve özellikle onların üzerinde etki sahibi kanaat önderlerimize büyük görevler düşüyor.

Zira, simgeler ve semboller toplumların gelişmesinde ve varoluşlarında önemlidir.

Toplumsal açıdan maddi hırs ve ihtirasların en büyük referans olduğu günümüzde, silah zoru ve baskı sonucu verilen Bulgar isimlerin yerine anne ve babaların koyduğu öz Türk isimlerini geri almakta bile aciz on binlerce insanın var olduğu bir ortamda, bu konuda pek iyimser görüşlü değilim, fakat o kadar karamsar da değilim...

Tabii, olayın bir de ana vatan boyutu var. Bilindiği gibi bizler o vatan bildiğimiz memleket topraklarına fırtına ile gitmedik, havadan hiç düşmedik.

Uzun zamandır malum gayrı Türk birini sarmalamak ve sıvazlamaktan başka, Kırcaali yöremizde canlı hayvan alım satım işi ile uğraşan kimselerin payesi olan “cambazlardan” başka, Bulgaristan ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilgili ve yetkili kurumlarının bürokratlarından, büyükelçilerinden veya bakanlarından herhangi birisi, son otuz yılda, yanlışlıkla bile olsa, merhum liderimiz Gazi Nuri Turgut Adalı’nın biricik çilekeş oğlu Fikret Ağabeyi, şiirlerine konu olmuş kızı Maide’yi veya torunu Şükran’ı arayan, hal hatır soran veya ziyaret eden oldu mu?

Liderimizin ata yadigarı, yıkılmaya yüz tutmuş tarihi cumbalı evine gidip, bu garip haneyi gören olmuş mudur?

Toz ve örümcek ağlarının içinde, kendisine ait eşyaların arasında gezinip o mistik havayı teneffüs etmişler midir?

Türkiyeli veya Bulgaristanlı siyasetçilerin meşhur turistik gezileri esnasında, sanki asli görevleri iki üç gün yeme içme ve zevki sefa sürme olan, bu muhteremlerden böyle bir şey beklemek zaten çok yanlış.

Bu yüzden kurt misali, ensemizin kalın olmasını istiyorsak, kendi işimizi kendimiz yapmak zorundayız.

Acıların en büyüğünü yaşayan şehit bebeğimiz Türkan Feyzullah'ın kahraman annesi, diğer aile fertleri ve başka nice kahraman kardeşlerimiz de bu ilgi ve alakasızlığı bizzat yaşamaktadır.

Başkent Sofya'da ölüm hücresince hunharca katledilen Şehit Saatçi Ömer'in kabrinin nerede olduğunu kaç kişi bilmekte?

Anlaşılan o ki, ilgisizlik, alakasızlık, hatta belli oranda ve belli yerlerde horlanmak, milli hassasiyeti ve şuuru olan her Bulgaristanlı Türkün ve yakınlarının ortak kaderidir.

“Balık hakikaten baştan kokuyormuş, daha sonra gövde ve kuyruk da buna eşlik ediyormuş..."

Bu atasözümüz ne kadar da anlamlı değil mi?

Bulgaristan'daki Türklerinin siyasi lideri Gazi Nuri Turgut Adalı’yı ölüm yıl dönümünde hasretle ve özlemle yad ederken, onu anmak ve anlamak lazım…

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 2

  • Abdullah Veli | 08 Ağustos 2020 19:15

    Çok doğru tespitler! Malesef bir doktorun hastasına doğru Diagnoz yapması hastanın iyileşmesine yetmiyor. Bu konuda herkese szin gibi akademisyenler, siyasetçilerimize, yazar ve cizerlerimize, bir sözle tüm halkımıza görev düşüyor. Sebahin ben yıllardır avrupadayim. Ruhumuz Türkiye ve Bulgaristan da. Her bir güzel haber bizleri coşturuyor ve sevinçten kalbimiz hopluyor!!! Ne yazık ki böyle anlar çok nadir. Rahmetli NURİ ağabeyi ben de 1995 yılında Mestanlidan belediye başkanının yanına girmek için sıra beklerken görüştük. Onula sohbet etme imkanım oldu. Bagzi,, siyasi''mahkumlar hakkında konuştuk! O da sizin ve benim gibi çooook hayal kırıklığına uğramıştı! Bana tavsiyelerde bulundu. Bu tavsiyelerinden dolayı ona minnettarım!!! Benim kaderimin dönüm noktası olduğunu söyleyebilirim. Bu yüzden Bulgaristana ilk ve diğer gittiğim zamanlarda gerek yalnız olarak, çok defa arkadaşlarla gidip mezarını ziyaret ediyor dualarımızı okuyup onu anıyoruz. Bizim Bulgaristan siyasetçilerine gelince onlar A-Z reklam amaçlı ziyaret ettiklerini düşünüyorum... Sizlere Selamlar ve bu yönde içerikli yazılarınızin devamını diliyorum. Daha cook bilinmeyen, anılmayan kahramanlarımız olduğunu düşünüyorum. BAŞARILAR ve selamlar: Abdullah

  • HASAN SELMANOĞLU | 08 Ağustos 2020 12:35

    Kıymetli Abim ; Yazını cok dikkatli ve keyifli okudum. Ne yazık ki bizim sürekli konuşup bir arpo boyu yol alamadığımız hakikatleri cok güzel kaleme dökmüşsün, Lakin biz Bulgaristan Türklerinin bu duyarsız ve bilgisizliği artık ne yazık ki genlerimize işlemiş olmalı ... Cok ama cok üzücü bir durum bu , Ama karınca misali bizim duruşumuz yolumuz belli . İnşallah Kıymetli Hemşerilerim de bu duyarlığa cok geçmeden sahip olurlar . Kalemine ve Yüreğine sağlık , Selam ve Dua ile....

YAZARIN SON 5 YAZISI