Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak... - Sebahin AHMETOĞLU

Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak...


4 Nisan genel seçim sonuçları, oy oranı, sayı ve parti sıralaması konusunda anket tahminlerini bile alt üst ettiler.

Yarı aleni yarı zımni şekilde Türkiye'den bile bazı siyasi partilerin desteğini alan DPS için bu sonuçlar ise tam bir fiyaskodur.

Bunun nedenleri gayet açık ve net:

Kuruluş felsefesi ve siyasi faaliyetleri, söylem ve eylem bazında, bizim oradaki toplum ve Türkiye düşmanlığı üzerine kurulan, bu sözde siyasi partinin aldığı oylar çok bile fazla.

Olayın ilginç tarafı, azınlık toplumunun temel hak, hukuk, milli ve manevi değerleri üzerine, Türkiye’deki çifte vatandaşların daima ortaya koydukları öncülük rolünü ara fark ile Avrupa’daki gurbetçilerimiz ve memleketteki gençlerimize kaptırmasıdır.

Ortaya çıkan sonuca göre, DOST Partisi dâhil, kimse bizim toplumun oylarını bölmüyormuş, çünkü muhalif antidepese seçmen kitlesinin ezici çoğunluğu yerden göğe kadar haklı sebeplerden dolayı bir daha geri dönmemek üzere malum parti ile yollarını ayırmıştır.

Sorun, alternatif partilerde değil, sorun, bitkisel hayata girmiş DPS'nin beyhude diriltme çabalarındadır, sonuç belli ki kaçınılmaz sona ulaşmış. Sorun, boşuna harcanan çabalar ve kaybedilen kıymetli zamandır.

Vaktinde AK Parti'nin DOST'a verdiği manevi desteği gerekçe göstererek tavır takınan ciddi bir kesimin durumunu gerçekten çok merak ediyorum.

DPS, illaki, tercihini güçlü olandan yana kullanacaktır, fakat bu sefer muhalefetin durumu ne olacak, yoksa “Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan da mı olacaklar...”

Bu durumda, bazı göçmen kökenli siyasetçiler sorumluluk yüklenip, kendi partilerine ağır fatura kesmeliler, yoksa gelecek bir seçimde kendileri büyük fiyasko yaşayabilirler...

Bulgaristanlı Türklerinin bölünmesi konusunda uzun zaman ortalığı birbirine katan Muharrem İnce, Yılmaz Öztürk ve Emre Köprülü gibileri, ne gariptir ki, bugünlerde kendi partilerini bölme derdi ile arkalarına bile bakmadan çekip gittiler.

Bu yüzden, hele siyasetçiler, bir şeyleri söylerken çok düşünmeleri gerekiyor. Fakat telaşa hiç gerek yok, bu kural bizim siyasetçiler için geçerli değil, çünkü bizde “Dün dündür bugün bugündür” anlayışı hakimdir. Bir sözle sorumsuzluğa ve umursamazlığa devam...

Yerel bazda bazı siyasilerin bir sözünü henüz unutmadık:

“Bizim, Bulgaristan'dan gelen göçmenlerin oylarına ihtiyacımız yok, en fazla 20-25 belediye kaybederiz, o da bizim için önemli değil...”

Ayrıca son İstanbul yerel seçimlerini de göz önünde bulundurmuş olursak, inşallah, ileride en büyük göçmen kitlesi oyları mumla aranmaz...

Bir de, DPS'nin en üst yöneticilerinin Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurumsal kimliğini temsil eden başta Cumhurbaşkanımıza, Büyükelçimize ve diğer yetkililere yaptıkları çirkef hakaretleri nereye koyacağız?

Yoksa, bunları sineye mi çekeceğiz?

Bizim tek bildiğimiz, devletimize karşı dil uzatan kim olursa olsun, biz asla ve asla unutmayız ve affetmeyiz!

DOST Partisi'nin, bu seçimlere neden katılmadığını parti genel başkanı açıklamak zorunda. Bazı parti yöneticileri eski DPS üyeliklerinden miras kalan alışkanlıklarından neden bir türlü kurtulamadılar?

Daha önce sadece kamu görevlisi maaşı alan ve partide görevdeyken nasıl ve ne hikmetse ticaret zincirleri kuran bazı şahıslar şu anda nerede?

Bunun Türkiye ayağı var mı ve kimler bunlar?

Bulgaristan'daki Türklerin yeni umudu olan DOST Partisi yöneticileri, toplumu ilgilendiren bütün bu sorulara tatmin edici cevaplar vermek zorunda.

Evet, maddi imkânlar çok önemli, fakat sosyal medya, yazılı ve görsel basın vasıtasıyla birçok konuda toplumu aydınlatmak o kadar da zor değil, yeter ki iyi niyet olsun.

Muhalif antidepese seçmen kitlenin ciddi bir kısmı, alternatif bir Türk siyasi hareket olmadığı için umutları yeşerinceye kadar, cepte gizlenen külçe altın veya toprağa gizlenmiş kaşıkçı elması misali oyunu kullanmadı, çok az bir kısmı ise boşa gitmesin diye alternatif partilere oyunu kullandı.

Seçimlere Türkiye’den katılımla ilgili bir avuç besleme DPS militanının ve bazı göçmen dernekleri temsilcilerinin tamamen duygusal nedenlerle ortaya koydukları çabalar daha fazla yaşlı insanları etkileyebildi.

Kullanılan oylar ortada, hayli yüksek geçersiz oylarda öyle.

Her şey hoş, çok güzel de, roman havası gibi bir günlük “ihu” kısmı geldi geçti, gerçek potansiyelden çok az sayıdaki sıklaştırılmış seçmen kıtaları sonucunda bizim Paşinyanlar hiç mi pandemi ve Covid - 19 sonuçlarını düşünmediler?

Bunun vebalini kim taşıyacak?

Bizim toplumunun vatandaşlık ve siyasi bilincinin en üst seviyeye çıkması ve akıllarını başkalarına kiralamama umudu ve dileği ile...

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!