Sevgili Eşek


 

İyi akşamlar sevgili Misyon okurları!

Ah şu Alamanya, nice koç yiğitleri memleketinden ayırdı da un gibi un ufak etti.

Siz bilmezsiniz, bizim Gaziantepli Dursun amcamız çok kalender bir adamdır.

Bakmayın şimdi bir dönüm bahçede eşelendiğine, zamanında taşı sıksa, suyunu çıkarırdı. Dağ gibi kapı gibi adamdı.

Buraya geldiğinde, işçileri yerleştirirken ilk onu seçmişlerdi. En zor işin başına o verilmişti. Hiç bana mısın? Demedi. Kimsenin de söylediğine kulak asmadı. Ağır işlerden kaçmaz, yorulduğunu belli etmez ama ille de yanık yanık türkü söylerdi.

Alamanlar ne ettilerse de onu bu türkü söyleme huyundan vazgeçiremediler. Yaptığı işler kolay olsa, çoktan kulağından tutup kapının önüne koyarlardı ama ona kimse dokunamadı. Şikayet edeni de usta, onun yerine çalışacak mısın? Sorusu ile savıştıyordu.

O iri yarı, dağ gibi adamın, serçe gibi yufka bir yüreği vardı. Siz onun memleketteki hallerini bilmezsiniz.

Ota sapa, ağaca, suya börtü böceğe her şeye acırdı. Bizim köydendir. Ailesi belki çok çocuklu olmasa, ellerindeki tarla ile geçinebilirlerdi ama bunlar sekiz kardeşti. Altısı oğlan.

El kadar tarla hangisine yetecek? Askerden gelince biraz İstanbul da çalışmış. İnşaatlardan para biriktirmiş. Bizim ağanın bayırın üstünde, taşlı çorak bir tarlası vardı. Ben o taşları temizlerim deyip, satın aldı. Altına da bir eşek çekti.

Eşek deyip geçmeyin. Eşek hayvanı bizim oraların taksisi gibidir. Motoru gibidir. Eşeğin varsa, ayağın yerden kesilir. Evine odun, değirmenden un, kışlık ot getirirsin. Tarlana gidip gelirken binersin eşeğine hiç yorulmadan gidip gelirsin.

Bizim Dursun emminin eşeği de böyle katır gibi kuvvetli bir hayvandı. İkisi o koca tarlanın taşlarını senelerce temizleyip, etrafına duvar ördüler. Gel gelelim, eşek ömrü, insan ömrü gibi değil. Gariban bir kaç sene sonra ihtiyarlayıp, halden düşmüş.

Bizim Dursun emmi bir sabah eşeği ile bayırdaki tarlasına giderken, baktık ki, hayvanın ayakları sürtüyor. Bayır çıkacak dermanı kalmamış. Az gittiler, bir de ne görelim? Bizim Dursun emmi çöktü eşeğin önüne, aldı sırtına.

- Gel bakalım arkadaşım, sen beni çok taşıdın, biraz da ben seni taşıyayım diye sırtına alıverdi.

Hiç şikayet etmeden sırtında eşekle o bayırı çıktı. Ondan sonraki günler de eşeğine binmez, ona yük taşırmaz ama yanından da ayırmazdı.

Bir gün duyduk ki, eşeği eceliyle ölmüş. Gözyaşlarını saklamadan o koca dağ gibi adam, eşeğinin arkasından çok ağlamıştı.

Ondan sonra da yeni bir eşek almayıp, yazıldı Alamanya'ya geldi işte.

Gerisini biliyorsunuz.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
12Eyl
05Eyl

Kiraz Dudaklı Kadın

10Ağs

Sağlıcakla kal, canım Face'ciğim!

03Ağs

Kısa bir kurban hikayesi

18Tem

Dondurma ve fuhuş...