Fakir Baykurt'la 12 Eylül buluşması


12 eylül 1980 -12 eylül 2020...

Aradan geçen yılları saymak istemiyorum. Çünkü cinayetin, idamın, işkencenin zaman aşımı olmaz. Faili meçhullerin zaman aşımı olmaz. O dönemde her kim ne acılardan geçtiyse, devletim ve milletim adına ben bir kez daha özür dilerim. Hayatını kaybedenleri rahmetle anıyorum.

12 eylül 1980 günü, Almanya'nın Karlsruhe şehrindeki evimdeydim. Çok heyecanlıydım. Çünkü o gün çok önemli bir konuğum gelecekti.

60'lı yılların eğitim öncüsü, Köy Enstitüsü mezunu, öğretmen okullarında okuyan ve mezun olan tüm gençlerin idolü ve abisi gelecekti. O tarihe kadar tam 26 kitap çıkarmış olan, değerli yazar Fakir Baykurt bize gelecekti.

Mutlu ve heyacanlıydım. Ben heyecanlı olunca hiç bir iş yapamam. Ortalığı toplayamıyorum, yemek yapamıyorum. İşte öyle üstümde bir acemilik. Zaten gece de karma karışık rüyalar görmüş ve sağ sol meselelerinde yaşanan karmaşaya yormuştum.

Beş yıldır yurt dışında yaşadığım halde, her anımız memleketdeymiş gibi kaygılı geçiyordu. Haber alma olanağımız, tek kanallı TRT televizyonuydu. Gazeteler o dönemde de çok bilgilendirici çıkamıyordu.

Fakir ağabey geldi, biraz hoş beşten sonra Stutgart yakınlarında bir yerde okuması olduğunu ve beraber gitmeyi teklif etti. Atladık arabaya gittik. Yolda sohbet, edebiyat gazeteler ve dergiler ama en çok da ülkede yaşananlar gündemimiz oldu.

Birkaç saat sonra aynı yoldan geri döndük. Ben kendimi mutfağa attım. Haber saatine yetiştiğimize sevinerek televizyonu açtık.

Aman, Allahım! Türkiye de gene ihtilal olmuş. Alman televizyonları haberi kocaman veriyor. Hemen Türk televizyonunu açtık. Nefes almadan izlemeye başladık. İhtilal haberi odaya bomba gibi düşmüştü. İlk el atılanlar okullar, üniversiteler ve sendikalar oluyordu.

Olduğumuz yere çöktük. Fakir ağabey, elleri ile yüzünü kapatarak bir süre öyle kaldı. Haberlerde askerler koşturuyor, marşlar söyleniyor, insanlar sürüler halinde tutuklanıp ite kaka götürülüyorlardı.

O günkü konuşmalarımızda, her şeye rağmen umutluyduk. Sendikalar faaldi, işçi hakları en iyi düzeye gelmişti. Her grevden bir parça hak alarak çıkılıyordu ve daha neler neler umut veriyordu bize.

Bir süre elleri yüzünde öylece kalan Fakir ağabey, ellerini yüzünden çekip bana baktı ve hiç unutamadığım o cümleyi söyledi:

 -Sabriye, ne olacak bu memleketin hali? Biz yapıyoruz, onlar yıkıyor. Bu kaçıncı yıkım?

Cennet mekanı olsun Fakir Baykurt hocamızın. Onların yaptıklarını da, 68 ve 78 kuşaklarının yaptıklarını da yıkmaya yemin etmiş güçler var sanıyorum.

Ama yeni kuşaklar gelecektir elbet. Yeter ki, her düşüşten sonra ayağa kalkmayı bilsin bu millet...

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
12Eyl
05Eyl

Kiraz Dudaklı Kadın

10Ağs

Sağlıcakla kal, canım Face'ciğim!

03Ağs

Kısa bir kurban hikayesi

18Tem

Dondurma ve fuhuş...