İlk Türk Dünya Şampiyonu Kara Ahmet nerelidir


Türk güreşinin ilk resmî Dünya Şampiyonu Kara Ahmet’dir.

Bütün Türk Dünyası, onunla haklı olarak gurur duymaktadır. Bize göre herkesten fazla gururlanmaya hakkı olanların başında, Eski Cuma / Tırgovişte / ili sâkinleri gelir. Bunun böyle olduğunu, 12 Mayıs 2003 tarihinde, Deliormanlı yazar ve kıdemli güreş antrenörü Ömer Fikri’den kesin olarak öğrenmiş bulunuyorum. Daha sonra yaptığım araştırmalar da bunu kanıtlamıştır.

Böylece, onun, Ezerçe doğumlu olduğu söylentisi de düşmüş oluyor. Efsanevî Koca Yusuf’un cihanda yenilmezliğine rağmen, güreş edebiyatı kaynaklarında Birinci Cihan Şampiyonu olarak Fransız Pol Pons’un, ikinci Cihan Şampiyonu olarak da Kara Ahmet’in adı yazılıdır.

Asıl adı Ahmet Uzun Ali olan Kara Ahmet, 1871 yılında Tırgovişte ilinin Omur By / Zahari Stoyanovo / köyünde doğmuştur.

Daha yirmi yaşına girmeden bölgede başpehlivanlarla kıspet giydi, güreşti ve bir yıldız gibi parladı. İlk güreş hocası Torlak’lı (Tsar Kaloyan) Deli Hafuz adında biridir. Kara Ahmet, 180 cm boyunda, 105 kilo ağırlığında, kısa, fakat kalın kolları olan bir pehlivandır.

Cesur, sert ve hırçındı. Yapısı, greko-romen güreşine daha uygundu. 1892 yılında, İstanbul’a gelerek Ezerçeli Hergeleci İbrahim Pehlivan'a çırak oldu ve Prens Abbas Halim Paşa'nın himayesine girdi. Bu nedenle “Paşanın Pehlivanı” diye anılırdı. Hızlı bir yükseliş grafiği çizmiştir.

Genç ve tecrübesiz olmasına rağmen, özellikle, zamanının yenilmez pehlivanlarıyla güreşler yapmıştır. Koca Yusuf’la güreştirilmek için Pierri tarafından Fransa’ya götürülmüştür.

Avrupa ve Rusya’nın birçok şehirlerinde gezip güreşler yaptıktan sonra, Selânik’te Dramalı Molla Ali ile karşı karşıya geldi. 14 Temmuz 1896 yılında, yedi bin seyirci önünde yapılan güreşte Kara Ahmet, rakibini koltuk altına alıp hafif bir eşya gibi gezdirdi. Başka bir Dramalı olan Süleyman Pehlivan ile de kolay bir güreş yaptıktan sonra tekrar Avrupa’ya gitti.

Paris, Varşova, Petersburg gibi yerlerde önemli galibiyetler aldıktan sonra, 1897 y. İstanbul’a döndü. Burada bir İtalyan sirkinde güreşler yaptı. 1899 yılının son baharında tekrar Selânik’e gitti. Oradaki dostları onu Fransa’da yapılacak Dünya Güreş Şampiyonasına gönderiyor. Burada, 17 Kasım - 12 Aralık günleri arasında 12 rakibini yenip Dünya Şampiyonu oluyor.

Bu, resmî olarak, İlk Türk Dünya Şampiyonu demekti. Şampiyona sonrası sirk arenalarında devam eden güreşlerde Fransız Paul Pons birinci oluyor ve Dünya şampiyonu Kara Ahmet’le güreşmeye hak kazanıyor. Güreşi seyretmek için bütün Paris ve çevresindeki halk, güreş alanına koşuyor. Paul Pons, her ne pahasına olursa olsun, kendini bir Türke yendirmek istemiyor. Ölesiye güreşiyor. Birinci ve ikinci güreşler 5-6 saat devam ediyor ve beraberlikle bitiyor. Son (üçüncü) güreşte artık kıyamet kopuyor. Önceden belirlenen iki saatlik süre dolunca, daha aktif güreştiği için Kara Ahmet galip ilân ediliyor. Seyirciler, “Müthiş Türk", "Aslan Türk", "Şampiyon Türk!” sedalarıyla etrafı çınlatıyor, şampiyonumuzu çiçekler içine gömüyor. Fransa’da bilinen “Türk gibi kuvvetli” deyimi bir kere daha ağızlara yerleşiyor.

Bundan sonra, Ruslar ortaya çıkarak Kara Ahmet’in Dünya Şampiyonluğunu elinden almak hayallerine kapılıyor. 1868 y. Varşova doğumlu olan Pytlasinski’yi dört dörtlük hazırlayarak Fransa’da Ahmet’in karşısına dikiyorlar. 1-2 yıl önce bu sporcu, bir hile ile Ahmet'i yenmişti. Şimdi Ahmet, bunun rövanşını almak için günleri iple çekiyordu. Güreş, 29 Ocak 1900 günü akşamında yapılıyor. Tiyatro binasında oturmaya ve ayakta durmaya yer kalmamıştı, dışarıda da bir kaç kat daha fazla insan birikmişti. Güreş sadece 53 saniye sürüyor. Kara Ahmet, Pytlasinski’yi bir bebek gibi kucağına alıp yere yatırıyor…

Sıra, o dev adam Filiz Nurullah’a geliyor. Nurullah, o zaman 157 kilo çekiyor. Ahmet ise 105 kg. Birinci güreşte Ahmet yeniliyor. İkinci güreşte Nurullah, hatır gönül duygusu ile Dünya Şampiyonuna bir galibiyet bağışlıyor.

Kara Ahmet’in başarı yüklü güreş serileri Viyana’da, Berlin’de, Hamburg’ta, Münih’te, Peşte’de, İstanbul’da devam ediyor.

En sonunda bir Fransız güzeli ile evlenerek İstanbul’a dönüyor. Eşi, Ayşe Zarife adını alıyor. Pehlivan, şaraplı, şampanyalı bir hayatı tercih ediyor. Millî Türk kıyafetini de Fransız modası ile değiştiriyor. Ne var ki, bol parası bulunduğu halde, Avrupa yollarında dolaşmaktan vakit bulup da İstanbul’da ev bark sahibi olamıyor.

16 Mayıs 1902 günü, İstanbul Aksaray’ın bir kahvehanesinde aniden fenalaşıp hayata gözlerini yumuyor. Mezarı, Piyer Loti yokuşunun hemen başındadır.

Kara Ahmet, her zaman övünülecek bir Millî Kahramandır. Dünya Güreş tarihinde ismi hiç bir zaman silinmeyecektir.

(GÖKTE GÜNEŞ, YERDE GÜREŞ kitabımdan)

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
21Ekm

Hıncal'a Bak Sen!

05Ekm
16Eyl

Boş Patron

03Eyl

Bu Kaçıncı Ders

24Ağs

Pangal Recep Pehlivan