Satılmış Kalemşor, Meczup Müftü ve Mangaldaki Kül... - Op. Dr. Gürçay CEM

Satılmış Kalemşor, Meczup Müftü ve Mangaldaki Kül...


Haddini bilmez müftünün biri Selanik'li soydaşlarımız hakkında akla ziyan sözler sarf edince ortalık karıştı.

Büyük Balkan camiası başta olmak üzere her kesimden tepkiler yükseldi.

Sivil toplum kuruluşları, bu meczubu en şiddetli şekilde kınamakla ve ilgili mercilere şikayet etmekle kalmadı olayı yargıya taşıdılar.

Camianın en önemli örgütü de aynı şekilde daha ilk günden, haddini aşan bu sözlere tepki koymuş, konuyu siyaset kurumundan, yargı dahil ilgili her kurum ve kuruluşa kadar iletmiş, takipçisi olmuştur.

Hepsi bu gerçekler ortadayken gazeteci bozuntusunun teki yeterince tepki verilmedi diye laf atmaya kalkışmış.

Bu olayda birinci derecede muhatap Batı Trakya camiasıdır, doğrudan hedef alınan onlardır.Bu toplumun da son derece etkili STK'ları, üst düzey siyasetçi ve bürokratları var.

Müftüye cevap vermek öncelikle onların alanıdır. Siz çıkıp onlardan önce ve onlardan daha fazla tepki vermeye kalkışırsanız, kendilerine saygısızlık etmiş olursunuz.

Böyle bir tavır "rol çalma" gibi görünür. Sanki Batı Trakya camiası tepki vermekten aciz de siz onların yerine tepki veriyormuş gibi algılanır.

Dediğimiz gibi, olayın ortaya çıkmasının ilk anından itibaren gerekli reaksiyonlar verilmiş ve ilgililer nezdinde girişimlerde bulunulmuştur.

Bütün bunlara rağmen, soytarının teki çıkmış ahkam kesiyor, yeterince yaygara koparılmadı diye.

Hani şu geçmişi her türlü akçeli ve ahlaki skandallarla dolu satılmış.

Hani şu kalemini beş kuruşa satıp ısmarlama yazılar yazıyor diye kendi medyası tarafından sümüklü mendil gibi kapının önüne koyularak atılan şahıs.

Hani şu kendisi bizim camianın bir ferdi olarak en önemli kuruluşumuzun yönetiminde yer almasına rağmen, aynı bu yönetimin etkinlikleri için haber yapma karşılığında ücret talep eden kişi.

Hani şu beş kuruş avanta için herkesin elini öpen ahlak yoksunu...

Bundan dolayıdır ki ne yazılarını ciddiye alan var, ne de kendisini adam yerine koyan.

Kimlerin, bu tür yazıları kendisine kasten yazdırdığını iyi biliyoruz ama bu ciğeri beş para etmeyenin en aşağılayıcı tarafı, bu yazıları sadece bir çorba karşılığı için yazmasıdır. Bu kadar ayaklar altına düşmüş.

Yazıları ısmarlayan bozgunculara da tavsiyemiz:

Bu tür yollara başvurmaktan vazgeçiniz, yoksa yeri ve zamanı gelince, birileri çıkar ve isimlerinizi teker teker ifşa eder...

Bizim camia yıllardır hak ettiği yere gelemediyse, işte bu tür bozguncular ve fitneciler sayesindedir.

Aslında bu tür satılmış kalemşorların ciddiye alınacak bir tarafı da yok ama kamuoyu kimin ve neyin ne olduğunu da bilmesi lazım...

***

MECZUP MÜFTÜNÜN AKLA ZİYAN AÇIKLAMASI

Geçtiğimiz hafta sonu, haddini bilmez müftünün teki camiamızı ayağa kaldıran sözler sarf etti.

Neymiş? Selanikli soydaşlarımızın %90 gibi bir kesimi aslında ne Türk, ne de Müslümanmış.

Sabetayist, yani Müslüman postuna bürünen Yahudilermiş.

Bu sözler üzerine camiamızdan haklı tepkiler yükseldi.

Müftü bozuntusunun Selanikli kardeşlerimizi Sabetayist gibi göstermesi cehaletin dibidir.

Ama bu olayda bizim özellikle dikkat çekmek istediğimiz iki husus var.

Birincisi, bu tür çıkışlar milleti kutuplaştırma ve ötekileştirme politikalarının yansımasıdır.

Ötekileştirme meseleleri artık ciddi beka sorunu haline gelmeye başlamıştır.

Bir ülkeyi yıkan en önemli unsur dış düşmanlar değildir. Asıl yıkan şey iç çatışmalardır. Ekonomik, sosyal ve kültürel sıkıntılar bir şekilde düzelir ama ileride ötekileştirmenin ve kutuplaştırmanın verdiği hasarı düzeltmek o kadar da kolay olmayabilir.

Müftü olayının bir diğer ayağı da camiamızdır.

Bizim topluma yönelik bu kaçıncı hakaret?

Şimdi üç beş gün yaygara koparıp en üst perdeden bunu kınayıp sonra yine oturacağız oturduğumuz yere.

Ne zamana kadar? Başka biri çıkıp yine aşağılayana kadar...

Aynen daha önce defalarca "Bulgar göçmeni" veya "Balkan Türkü aslında Türk değil devşirme" gibi sözlere maruz kalmaya devam ettiğimiz gibi.

Bu olduğunda yine hoplayıp zıplayacağız , mangalda kül bırakmayacağız ama somut hiç bir şey elde edemeden... Buradan defalarca yazdık, bu tür olayları kınayıp duracağımıza asıl bu tür hakaretlerin önüne geçmemiz lazım diye.

Bu da ancak karar verici mekanizmaların içinde yer aldığımızda mümkün olabilecek bir şeydir.

Bizim camia nitelik ve nicelik bakımından parti kurup iktidar olacak potansiyele sahipken hiç bir varlık gösterememesi ibretlik bir olaydır.

Bunun çözümü ortak akıl ile hareket etmektedir. Bu işler ortak akıl ile olacak işlerdir.

Kişisel hırslar peşinde koşup, camianın önde gelen dinamiklerinin fikrini almadan camianın liderliğine soyunan zihniyet ile olacak işler değildir...

gurcayem@misyongazetesi.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI