Kongre öncesinde her yer toz duman... - 1. - Op. Dr. Gürçay CEM

Kongre öncesinde her yer toz duman... - 1.


2018 yılının son baharında, Bal-Göç'te kongreye gidilmemiş olması ne kadar isabetli bir karar olduğu bugün çok daha net anlaşılıyor.

Yüksel Özkan'ın milletvekili olmasıyla Bal-Göç'te kısa süreli bir bocalama dönemi yaşandı. Onun yerine üç aday çıkmıştı; ancak nihayetinde en yaşlı üye sıfatıyla geçici olarak başkanlık görevini yürüten Veli Öztürk, bu defa yönetim kurulu kararıyla genel başkan seçildi.

Prensip olarak aynı yılın son baharında kongreye gitme kararı alınmıştı. Ancak ortaya çıkan konjonktürelde, çok adaylı olacağından ve özellikle de yaklaşan yerel seçimler öncesi çekişmeli bir kongrenin camiamıza yarardan çok zarar vereceği düşünülerek, böyle bir ortamda kongre yapılmaması çok daha uygun olacağı kanaati oluştu yönetimin büyük çoğunluğunda.

Nitekim bu yönde de karar alındı. Çok adaylı kongre camianın birbirine girmesinden başka bir işe yaramayacağı düşüncesinin doğru olduğu, bu günlerde yaşadıklarımız fazlasıyla teyit ediyor.

Her yer toz duman. Şu anda yaşadığımız çekişmeli ve gergin ortamı, o tarihte yapılacak çok adaylı bir kongreden sonra artarak devam edeceğini tahmin etmek için müneccim olmaya hiç gerek yok.

Bu günkü tablo bunu fazlasıyla belli ediyor zaten. Neyse ki kongreden önce bu çirkeflikler ortaya çıktı da insanımız neyin ne olduğunu görme fırsatını yakaladı.

Bu durumu kongreden önce yaşamış olmamız, aslında ders çıkarmamız için bir fırsattır; çünkü çok adaylı kongreden sonra ortaya çıkacak tablo, bundan farklı olmayacağını anlatmaya çalışıyoruz.

Bundan dolayı temayül en fazla hangi adaydan yana ise onun etrafında birleşmek gerektiğini savunuyoruz başından beri.

Mevcut duruma bakınca sormadan edemiyor insan:

- İnsan, ilk okul çocuğu gibi mızıkçılık yapar mı?

- Yönetim Kurulu içinde yaşananları dışarıya hiç aktarır mı?

- Elinden oyuncağı alınmış çocuk gibi ağlayıp sızlar mı?

- Bu kafa mı camiamızı ayağa kaldıracak?

- Her mecrada camiamızı şikayet eden, içeride yaşananlar gizli kalması gerekirken ve kendi bünyesinde çözülmesi gerekirken; medya başta olmak üzere, ki kabul edilebilir bir olay değil, her ortamda kendi iç sorunlarımızı paylaşanlarla mı camiamızda birlik beraberlik sağlanacak?

Kamu yararına STK'ların aynı zamanda devlet kuruluşu statüleri de olduğundan, orada yapılan faaliyetlerin ve gelişmelerin bir yere kadar devlet açısından da bağlayıcılığı vardır. Yani oradan sızdırılan belge ve bilgiler, bir devlet kurumundan sızdırılmış anlamına da gelir aynı zamanda.

- Yani karar defterini medyaya sızdıran kişi veya kişiler adli kovuşturmaya maruz kalabileceklerinden bile haberi olamayacak kadar bu dünyadan bir haberken, bunlar mı camiamızı temsil edecekler?

- Bu zihniyet mi camiamızın çıkarlarını savunacak, sorunlarını çözecek?

- Bunlar mı Bulgaristan ve Balkanlar'daki soydaşlarımızın sorunlarını çözecekler?

- Göçmen STK'larımızın misyonunu kavrayamamış, asıl kuruluş amacımızı bile idrak edemeyenler mi camiamızı birleştirip şahlandıracaklar?

- Düğün salonu işleteceklerin peşinde koşanlar mı bizi yüksek hedef mevzilerimize taşıyacaklar?

- Daha en küçük bir fikir ayrılığında istifa edip, sorunların çözümü için katkı sağlayacaklarına kaçıp gidenler mi dayanışmayı sağlayacak?

- 20 yıldır camianın içinde olmasına rağmen, boş laf üretmekten başka kimseye zerre faydası olmayan mı, bu camiaya liderlik edecek?

- Bu eylem ve hareketleri ile ne olduklarını fazlasıyla kanıtlayanlar mı bunu yapacaklar?

- Bu yaptıklarından sonra, kongrede kaybetseler bile kazananın yanında yer alacaklarını söylemelerine kim inanır?

"Ayinesi işidir kişinin, lafa bakılmaz!"

- Yaptıkları ile sözleri birbirini tutmayan bu zihniyet mi kazanan lideri alkışlayıp yanında yer alacak?

Bırakın bu ayakları! Buna artık inan da yok, destek veren de!

Dedik ya, buhranlı zamanlar herkesin gerçek yüzünün ve karakterinin ortaya çıkması için son derece önemlidir.

Bir de adamlığın A'sından haberi olmayanların, adamlıktan bahsetme mevzuları var ki, buna ayrıca başka zaman değineceğiz.

Kimse merak etmesin:

Bu camia bağırsak temizliğini yapacaktır.

Kimlerle hedeflediği yerlere varacağına en iyi şekilde karar verecektir.

Yaşanan bu sürecin büyük hayırlara vesile olacağını hep beraber göreceğiz; ama herkes için en hayırlısı hep beraber yürümektir.

Herkes kişisel husumet ve hırslarını bir tarafa bırakmalı.

Söz konusu camianın birlik beraberliği ise; insanımızın çıkarlarıysa; soydaşımızın menfaati ise; herkes kendine düşen fedakarlığı yapmak zorundadır.

Bu camiada herkes bir değerdir ve karşılıklı değerlerimize sahip çıkarak bir şeyler elde edebiliriz.

Herkes şunu anlamalı ki, ortak akıl ile hareket ettiğimiz sürece sonuç elde edebiliriz.

Yoksa bizim birliğimizi istemeyenlerin oyununa gelmeye devam eder, kıraathane köşelerinde ağlayıp sızlanmaya devam ederiz.

Sonuç olarak, bu gün yaşadıklarımızı daha o zamanlar kongreye gitseydik yaşardık ve bu güne geldiğimizde belki de aramızda çok daha derin ayrışmalar olacaktı.

İyi ki de gidilmemiş ve neler olabileceğini kongreden önce görmüş olduk.

Neyin nasıl olmaması gerektiğini görme fırsatı doğdu herkes için.

O gün kongre yapılmaması yönündeki kararın altında imzası olan arkadaşları bir kez daha tebrik etmek lazım...

gurcayem@misyongazetesi.com

YAZIYI PAYLAŞ!