Dertleri belli oldu: Şimdiden mağlubiyet kılıfı uydurmak... - Op. Dr. Gürçay CEM

Dertleri belli oldu: Şimdiden mağlubiyet kılıfı uydurmak...


 

Aslında birkaç hafta önce bu konuyla alakalı bir yazı paylaşmıştık. Anlaşılan bir kez daha hatırlatmakta yarar var.

Camiamızın teveccühünden çok kendi hırslarının esiri olan bazı arkadaşlar ikide bir yapılan dernek üyeliklerni gündeme getirip duruyor. Genel başkan, bu konuda gerekli açıklamaları yaptı; ancak bu defa da başka konular ortaya atıldı. Yapılan üyeler tüzüğe de, hukuka da uygun olduğu şüphe götürmez bir şekilde anlaşılınca, bu defa da etik konusu ortaya atıldı.

Bu da dayanaksız bir itham. Neymiş? Fazla üye yapılmış. Başkan, bunun açıklamasını yaptı: Pandemi döneminde yapılamayan toplantılardan dolayı biriken üyeliklerin kabulü.

Burada da en küçük bir sıkıntı yok. Niye? Yapılan üye sayısının şöyle bir önemi yok. Yönetime gelen üyelikler, tüzüğe ve kanunlara göre aykırı bir durum yoksa, yani bir kişi üye olma yeterliliğine sahipse, yönetim bunu zaten kabul etmek zorunda. Bazılarını kabul ederek, bazılarını kabul etmeme gibi bir yetkisi yoktur. Yani ortaya atılan üye sayıları kaç olursa olsun zaten kabul edilecek üyelerdir. Bu gün değilse yarın. Yarın değilse öbür gün. Yani her halükarda kabul edilecekler. Kimse kafasına göre, tüzüğe aykırı bir durum yoksa, üyelik ret etme hakkına sahip değildir.

Bu konudan bir şey çıkmayacağını anlayanlar, bu defa da güya camiamızın dışından üyeler yapıldığını iddia etmekte. Böyle bir şey olmadığı gibi, velev ki böyle bir durum var. Üstte de dediğimiz gibi burada üyelik yapma kıstası tüzüğe aykırı bir durumun olmaması. Kaldı ki, diyelim ki, birilerinin hiç bir şekilde camiamızla alakası yok; ama Balkanlar'daki soydaşlarımız lehine faaliyette bulunmak istiyor, bu tür kişiler baş tacı edilmeli, bırakın üye yapılmayı...

 Bal-Göç'ün ana misyonu, Balkanlar'daki soydaşımıza hizmet etmektir. Mesela bizlerden biri Irak ve Suriye gibi ülkelerde ikamet eden Türkmen kardeşlerimize katkı yapmak için, ki aramızdan öyle kişiler de vardır, çok rahat gidip onları temsil eden teşkilatlara üye olabiliyorsa aynı durum bizim için de geçerlidir. Yani kimin nereli olup olmadığından ziyade bir örgütün kuruluş amacına uygun hizmet vermek isteyip istemediği önemlidir üyelik konusu. Yani üye sayılarında da, üyelerin aidiyetleri konusunda da en küçük bir sorun yok.

Tek sorun bu durumu sorun edenlerde. Yav arkadaş, neyin fazla üyesi yazılmış? Hangi kişiler camiamızın dışında oldukları halde üye yazılmış, Allah aşkına? Velev ki böyle bir durum var, ki buna gerek de yok, ihtiyaç da; ama yine de gerek duyuluyorsa, üyelik şartlarına uyan herkes üye olma hakkına sahiptir.

Sen de üye yap. Üç yıldır bula bula, ite kaka,  zar zor birkaç yüz üye bulabilmişsin ve bu rakamlardan öte geçemeyeceğin iyice ortaya çıkınca şimdi kalkıp olmayacak bahaneler uyduracaksın. Bırakın bu ayakları! Yemezler!

Bunu da neden yaptıkları açıkça ortaya çıktı. Kaybedecekleri her geçen gün daha net anlaşıldıkça mızıkçılık yaparak yaşayacakları mağlubiyetin kılıfını uydurma derdine düştüler. Koparılan yaygara bundan. Kaybedecekleri kabak gibi ortaya çıkınca; Hazirundan da, dışarıda insanımızın teveccühünden de, kanaat önderlerimizin ezici çoğunluğunun desteğinden de, akademik çevrelerden de, iş dünyasından da; ama her şeyden öte tabandaki insanımızdan da açık ara destek belli kişiye olduğu iyice ortaya çıktıkça birileri yaşayacakları mağlubiyet için şimdiden kılıf hazırlama telaşına düştü.

Arkadaş, hadi bazı kişiler hırslarına yenilip olmayacak hayaller peşinde koşuyor, bunların etrafında aklı selim kimse mi yok ki bunları uyarsın. Uyarsınlar ki, bu hayalperestlerle beraber uçurumdan aşağı uçmasınlar. Hırs, adamın gözünü kör ettiği doğrudur. Gözünü kör ettiği gibi beyni de uyuşturur ve adama hata üstüne hata yaptırır.

Bu konuyla alakalı önceki yazımızda birilerini uyarmıştık, fazla mızıkçılık yapmak itibar kaybına sebep olacağını ve sonunda camiamız nezdinde bir daha geri dönmemek üzere kendilerini bitirdikleri ile kalacaklarını diye. Eğer biz bir şey söylüyorsak bunu boşuna söylemediğimizi yazılarımızı okuyanlar çok iyi bilir.

Kimse mızıkçılık ve oyunbozanlık yapanları sevmez. Camiamızda sağduyulu herkes birlik beraberlik içinde olmamızı ister. Bundan dolayı insanımız eninde sonunda, en fazla teveccühü görenin etrafında birleşecektir. Bunu anlamamakta ısrar edenlerin çevreleri boşalmaya başlayacağını ( ki şu anda aynen de bu olmakta ) ve bu durum hızla devam edeceğini ileriki süreçte daha net göreceğiz.

Kaldı her kim ki başkasının kuyusunu kazmaya kalkışırsa her zaman o kuyuya kendi düşer. Bu basit hakikati idrak edemeyenler daha neyin peşinde koşar, bunu anlamak mümkün değil. Amacımız kimseyi kaybetmek değil; ama çirkeflik ve bozgunculuk yapmakta ısrar edenler hakkında da yapacak bir şey yok.

Herkes aklı kadar yaşar dimi?

 

gurcayem@misyongazetesi.com

YAZIYI PAYLAŞ!