Siz siz olun, bu virüsten uzak kalmaya gayret edin!


Son salgının başlamasıyla beraber ağızı olan konuşmuştu.

Böyle bir hastalık olmadığını, uydurulduğunu söyleyenlerden, hastalığın abartıldığına ve maske gibi abartılı tedbirlere gerek olmadığını savunanlara kadar abuk subuk yorumlar yapılıyordu.

Ama asıl sıkıntı bu tür yorum yapanların arasında tıp eğitimi almış kişilerin de olmasıydı. Söylemleriyle milleti yanlış yönlendiriyorlar ve gereksiz riske girmelerine sebep oluyorlar diye, bu tür uyduruk hekimleri buradan birçok defa eleştirmiştik.

Neymiş? Maske faydadan çok zarar veriyormuş da, üzerine mikrop birikiyormuş da, yeterli oksijen alınamıyormuş da, maske aslında virüsü geçiriyormuş da, bilmem neymiş de...

Sanki sana birileri maske takılınca aynı maske ile saatlerce, hatta günlerce dolaş diyor.

Ya da yeterli oksijen alınamıyormuş, halbuki, cerrahi branşlardaki hekimler on yıllarca, mesleki hayatları boyunca, bu maskelerle her gün saatler süren ameliyatlar yapıyor.

Bunlar oksijensizlik mi çekiyor?

Maskeyle oldukları için sağlıkları olumsuz mu etkileniyor?

Bu hekimlerden biri olarak çok şükür yaklaşık otuz yıldır ameliyatlara girip maske takmamıza rağmen gayet sağlıklıyız.

Sanki 24 saat saat boyunca maske takılma zorunluluğu varmış gibi, yeterli oksijen alınamıyor gibi, maske virüsleri geçiriyormuş ve virüsten korumuyormuş gibi akla ziyan yorumlar duymaktayız.

Geçiriyor tabi! Zaten kimse aksini iddia etmiyor ki!

Bunu orta okul öğrencileri de biliyor.

Burada maskenin iki amacı var.

Bir - kişi maske takarak olası yüksek virüs yükü almasını engelleyerek bağışıklık sistemimize aşırı yük bindirmeden hastalığı olabildiğince daha hafif geçirmek, ki burada birkaç defa örnek de vermiştik, düşmanla kale surlarının arkasında savunmak başka, açık meydanda başka diye...

İki - çevremize damlacık yoluyla virüsün bulaşmasını engellemek.

Ne oldu şimdi? Salgını küçümseyen ve maskelere karşı çıkanların nerede olduklarını bilenler var mı?

Aslında bu kafada olanların profiline baktığımızda hep aynı tip kişilikler görürsünüz. Hayatları boyunca kimse tarafından ciddiye alınmamış, bir baltaya sap olamamış kişiler. Bunların aklına uyup da zarar görenlere yazık.

Ama neydi? Herkes aklı kadar yaşardı, dimi?

***

Bir uyarımız da hastalığı neredeyse hiç bir şikayetleri olmadan atlatanlara olacaktır.

Buna aldanıp da tedbirleri elden bırakmasınlar.

Bir sonraki sefer o kadar da şanslı olmayabilirler, ki artık kesinleştiği üzere hastalığı bir kez atlatan aylar sonra tekrar yakalanabiliyor.

Hastalığı geçirenler de hafif geçirdik deyip tedbirsiz davranmasın.

Hastalık hafif atlatılmış olsa bile organ ve dokularda sekel ( bir hastalıktan kalan doku bozukluğu ) bıraktığı yapılan araştırmalarla kesinleşti.

Bundan dolayı ikinci sefer yakalananlar, hastalığı ilkine göre daha ciddi atlatıyor. Ama bundan öte üçüncü ve hatta daha da fazla yakalananları duymaya başlayacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.

Üçüncü veya mükerrer defa yakalananlar belki bu defa bu durumu hayatları ile ödeyecektir...

Her defasında daha fazla hasar kalacağından, bir sonraki defa hastalığı daha ciddi geçirmelerine sebep olacaktır.

Tekrar tekrar söylüyoruz:

Siz siz olun, bu virüsten uzak kalmaya gayret edin!

Maske başta olmak üzere koruyucu tedbirlere azami şekilde riayet edin.

Kimsenin moralini bozmak istemeyiz ancak bu virüse karşı etkili aşı bulunamayacağını da daha önce söyledik.

Buna bel bağlayanlar, korkarız ki, ciddi hayal kırıklığına uğrayacaklardır.

Zaten Rusya'dan gelen son haberlere göre aşı olanlar da coronavirüse yakalanmış.

Şu an için tek yol virüsten korunmaktır.

Bunun en önemli aracı da maskedir.

Sonra demedi demeyin.

Salgının başından beri, bunu basa basa söylerken, bazı arkadaşlar biraz abarttığımızı söylüyordu.

Kimin abarttığı ortada...

gurcayem@misyongazetesi.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI