Artık el ele verip, bu camiayı hak ettiği yerlere getirelim! - Op. Dr. Gürçay CEM

Artık el ele verip, bu camiayı hak ettiği yerlere getirelim!


1. BAL-GÖÇ'ÜN DEĞİL CAMİANIN SEÇİMİ  

Göçmen camiamız gerek nitelik, gerek nicelik açısından inanılmaz potansiyele sahip olmasına rağmen, kendi aramızda sinerji yaratarak bu gücü bir türlü reel olarak yaşantımıza yansıtamadık. Birbirinden güçlü dernek ve SİAD'larımız var. Her biri de kendi çapında önemli etkinliklere imza atıyor; ama bu durum sorunlarımızı efektif olarak çözebilmek için yeterli değil. Göçmen STK'ların asli misyonu göç ettikleri topraklarda etnik, dini ve kültürel varlığımızı sürdürülmesine katkı yapmaktır. Bu da o topraklarda yaşanan sıkıntıların giderilmesi, oradaki insanımızın beklentilerini karşılanmasından geçer. Bunu daha etkili yapabilmenin yolu da bellidir. Söz sahibi mevkilerde yer almak. Karar verici mekanizmaların içine girmek. Bunu başarmanın tek yolu ortak akıl ile birlik beraberlik içinde hareket etmektir. Bunun dışında herkes kendi çapında faaliyetlerde bulunmakla yetinir. Bu faaliyetler ne kadar etkili olursa olsun tek başına belli seviyenin üzerine çıkmak için yeterli olmaz. Olmadığını da görüyoruz...

Çok daha etkili olmak istiyorsak, bu gücü konsolide etmek zorundayız. Ayrı ayrı her biri son derece etkili yapılarımızı birlikte hareket etmesini sağlamak zorundayız. Bunu başarmak için kılavuz bir yapıya ihtiyaç var. Camiamızda bu kılavuz yapı da mevcut - Bal-Göç. Bundan dolayı yarınki seçim sıradan bir Bal-Göç derneği seçimi olmayacak. Camiamızın birlik beraberlik içinde hareket etmesini sağlayacak, temellerin atıldığı seçim olacak. Bal-Göç gibi çatı yapı olan ve birlik beraberlik hedeflenen camiaların kongreleri çok adaylı olmaması gerektiğini yıllarca anlatmaktan dilimizde tüy bitti. Böyle ortamlardan birlik beraberlik çıkması mümkün olmadığı gibi tam tersi, daha da çok bölünmeler ve kırılmalar çıkar.

Şimdi birileri aday olmak demokratik hak falan filan gibi hamaset yapmaya kalkışacak yine. Kimse antidemokratik yöntemden bahsetmiyor zaten. Burada anlatmak istediğimiz teveccüh gören kimse onun etrafında birleşmek gerektiğidir. Teveccüh ne demek? İnsanımızın en fazla destek verdiği kişi demek. Bu kişiyi belirlemek illa ki kongreye girip aday olmak demek değildir. Bunu kongreden önce belirlemek için pek çok yöntem var. Önemli olan o yöntemlerle bu kişiyi kongreden önce belirleyip kongreye tek adayla gitmektir. Yoksa bunu belirlemek kongrenin kararına bırakılırsa kırılmalar ve kopmalar kaçınılmazdır. Bunun aksi bir durum, yani çok adaylı kongrelerden birlik beraberlik çıktığını insanlık tarihi daha şahit olmamıştır. Ne siyasi partilerde , ne derneklerde, ne de seçimli diğer benzeri yapılarda.

Şimdi geriye dönük bakıyoruz da, iyi ki 2018 yılı sonbaharında planlanan kongre yerel seçimler sürecine girildiği için ertelenmiş. O tarihte kim seçilirse seçilsin, şu an yaşadığımız tartışmaların ve bölünmelerin çok daha fazlası yaşanırdı. Yıllarca işte tam da buna vurgu yaptık durduk. Çok adaylı kongrelerde birlik beraberlik bir yana, camiada bölünmelerin çok daha derinleşeceğine ve hatta onarılmaz boyuta ulaşacağını anlattık ısrarla. Ve son bir kaç ayda yaşadığımız süreç bizi fazlasıyla haklı da çıkarmıştır. Bundan dolayı camianın selameti açısından, çözüm odaklı faaliyetler yapmak adına, ortak akıl ile hareket edip camiada en fazla teveccüh gören kişinin yanında olmak gerektiğini savunduk. Teveccüh kimden yana olduğu da çok belli...

Tartışmalı 640 üye aslında mini anket niteliği taşımakta. Bu yapılan üyelerin çoğunluğu, Emin Balkan destekçisi olduğu konusunda haksız yere yapılan eleştiriler var. Neden haksız? Yeni üye olma konusu herkese açık bir uygulamaydı. Diğer adayların lehine üye başvurusu yapıldı da kabul edilmedi de mi itiraz ediliyor? Kaldı ki bu üyelerin arasında onların destekçileri de var. Bu üyelerin 640'ı da Emin Balkan'ın değil ki... Evet, en fazla onun destekçisi var; ama bu sayı öyle iddia edildiği gibi 640 değil. 400 üyenin altında. Diğerleri öteki adayların.

Onlar da daha fazla üye kayıt yaptırmayı başarsaymış. Engel olan mı oldu? Burada anlatmak istediğimiz, bu 640 üye meselesi bile başlı başına bir teveccüh anketidir. Açıkça görüldüğü gibi tercih Emin Balkan'dır. Bu teveccüh 13 Mart kongresinde de şüphe bırakmayacak şekilde belli olmuştu zaten.

Hadi diyelim ki biz taraflı görüş bildiriyoruz; ama bizim söylediklerimizin dışında son iki ayda 3 defa, evet, yazı ile üç defa, ayrı ayrı mahkemeler görüldü. Birbirinden bağımsız üç mahkeme de hep aynı tarafı haklı bulmuştur. Bunun ötesi var mı? Bu hakikatler ortadayken hala hizipçilik ve mızıkçılık yapmanın anlamı ne?

Bu didişmeleri ve gereksiz tartışmaları bir yana bırakalım artık. Artık el ele verip, bu camiayı hak ettiği yerlere getirelim. Ki camiamızın beklentisi de budur. Bu seçim sürecinin bir de proje boyutu oldu. Adayların hepsi sürecin hakkını verdi. Çalışmalar yürüttü, projeler tanıttı. Ama vaad ve projelere bakınca bir aday öne çıktığı görülüyor. Camiamızı ve toplumumuzu ilgilendiren genel projelerin yanısıra, doğrudan bireyleri, insanımızı ilgilendiren çok daha fazla ve etkili projeleri olduğu göze çarptı. Ki bu projelerin hepsi kendi alanında uzman, çok geniş bir ekip tarafından hazırlanmıştır. Dolayısıyla bu projeleri yürürlüğe sokacak komisyonlar da hazır demektir.

Seçimlerden hemen sonra vakit kaybetmeden çalışmalara hızla başlanacaktır. Sağlıktan eğitime, hukuktan sosyal güvenliğe bir çok alanda insanımızın bire bir sorunlarına hitap eden fazlasıyla projeler söz konusu. Özellikle sağlık gibi insanımızın en çok ihtiyacı olduğu bir alanda projeler sunması son derece etkili. Kendisi de sağlıkçı olduğundan ve yıllardır yüzlerce, hatta binlerce kişiye zaten yardım ettiğinden ve kendini fazlasıyla ispat ettiğinden, bu projeler insanımız nezdinde fazlasıyla inandırıcıdır. Yine eğitimde, birçok gencimizin yaşadıkları denklik sorunları ile ilgili projeler, istihdam konusunda yardım vaatleri, işçimizin ve memurumuzun her türlü sıkıntılarında yanlarında olma vaatleri, sosyal güvenlik alanında karşılaşılan sorunlara çözüm üretme yaklaşımları, hepsi bunlar insanımızın en çok sıkıntı yaşadıkları konular. Yani projeler bazında da adaylardan biri fark yaratmıştır - Prof.Dr. Emin Balkan.

Seçimde sonuç ne olursa olsun, kazanamayacağını bilse bile, her şeye rağmen, bir sonraki kongre için gücünü tartma niyetiyle aday olmayı düşünen adaylar olabilir. Böyle düşünce içinde olanlar açıkça hayal dünyasında yaşıyor demektir. Kongre kaybeden, hele ki beklentilerin altında alınan bir oy ile, bırakın bir sonraki kongrede aday olmayı, camiadan yok olup gitmeye mahkumdur. Bu tür durumlarda kaybedenin yanında elle tutulur kimse kalmaz. Tarih, bu örneklerle doludur. Son olarak, bazı hatalar vardır, geri dönüşü olmayan. Bir defa yapıldı mı, ömrün geri kalan kısmı bu hatanın pişmanlığı ile geçen. Kongreden sonra gayet tabi ki yine işbirlikleri yapılacak. Ama ne olursa olsun, hayatın gerçeğidir, testi bir defa kırıldı mı hiç bir şey eskisi gibi olmaz. Bundan dolayı herkes için en hayırlısı, kongreye el ele, birlik beraberlik tablosu içinde girmektir. Böyle bir tablo her şeyden öte camianın hayrına olacaktır. Ve madem ki amaç camiamızın çıkarları, hepimize düşen görev bunu göstermektir; çünkü bu camia aynen hemşehrimiz Mustafa Kemal Atatürk gibi ülkemizi yönetecek kudrete sahiptir...

2. KAYYUMUN GÖREVİ NEDİR, YETKİLERİ NELERDİR?

Kayyum, belli süre için bir yeri yönetmesi için resmi makamlar tarafından atanan kişi veya heyettir.

Bal-Göç'e mahkeme tarafından atanan kayyumun görevi de derneği seçime hazırlamak ve seçim sürecini tamamlamak. Mahkemenin kararında yazan aynen budur, yani yeni yönetim seçilene ve görevi bu yönetime devredene kadar görev başında kalır demek.

Bazılarının oluşturmaya çalıştığı farklı algı gibi, kayyumun görevi hazirun oluşturup üyeleri kongre salonuna götürünce görevi sona ermiyor. Mahkeme kararı çok açık: "Seçim sürecini tamamlamak." Bu demek oluyor ki, mahkeme kayyuma aynı zamanda divan kurulu olarak görev yapma yetkisi de vermiş oluyor.

Bundan dolayı kongre günü, divan bahanesi ile 13 Mart kongresinde olduğu gibi hiç kimse ortamı germeye ve provoke etmeye kalkışmasın!  Bu tür olası provokatif girişimlere karşı kolluk kuvvetleri uyarılmış ve mahkeme kararlarını hiçe sayarak taşkınlık yapıp olay çıkarmaya kalkışanlar salon dışına alınıp haklarında işlem yapılacaktır...

Temennimiz bunlara gerek kalmadan, camiamıza yakışan örnek bir seçimin yapılmasıdır. Sonuç ne olursa olsun, el ele salondan çıkmaktır...

 

gurcayem@misyongazetesi.com

YAZIYI PAYLAŞ!