DPS'den Stratejik Hatalar - Op. Dr. Gürçay CEM

DPS'den Stratejik Hatalar


 

Bulgaristan yeni bir seçim ortamına girdi. Bir yıl içinde üçüncü seçim. Ama bu defa parlamento seçimleri cumhurbaşkanlığı seçimi ile birleştirildi ve farklı bir atmosferde geçecek.

Bu kadar yoğun seçim trafiğine sebep olan Slavi Trifonov'un kurduğu İTN partisidir. Birinci parti olmalarına rağmen inanılmaz hatalar yaparak hükümet kurmayı başaramadılar ve ülkeye seçim üstüne seçim yaşatmalarına sebep oldular. Ancak en büyük zararı da kendilerine vereceklerini daha farkında değiller. Ne demek istediğimizi hep beraber göreceğiz. Ama bu arkadaşları bu konularda çok uyarmıştık gittikleri yolun yol olmadığı konusunda ve bu akılla kendi kendilerini yok ettikleriyle kalacaklarını. Şudur budur! Artık bunların önemi yok...

14 Kasım'da Bulgaristan'da çifte seçim yapılacak. Partiler de seçim kampanyalarını, yapılacak çifte seçim için ayarlıyor. Kamuoyunun dikkati daha çok cumhurbaşkanlığı seçimine çevrili, bunun sebebi mevcut cumhurbaşkanı Radev'in siyasete çok fazla karışması oldu. Hiç olmadığı kadar kutuplaşma oluştu. Onu destekleyenler olduğu kadar doğal olarak karşısında duranlar da var. Ama bu iki cephede önceki seçimlerine göre gerginlik çok daha yüksek, her geçen gün daha fazla kendini belli ediyor ve seçimlere kadar bu gerilimin daha da artacağı ortada.

Bu ortamda DPS de iki inanılmaz hata yaparak giriyor seçim sürecine. Birincisi Delyan Peevski'nin aday gösterilmesi. Uluslararası alanda bile, karıştığı şaibeli işlerle gündeme gelen ve hakkında kovuşturmalar başlatılan birini listeye almak nasıl bir hata olduğunu seçimlerde görülecek. Bu durum seçim stratejisi falan değil, kabak gibi hatadır. Onu listelere dahil edilme sebebi ister diyet borcu olsun, ister seçimlerde finansman sağlama amaçlı olsun, ister partiyi kontrol eden perde arkasındaki odakların isteği olsun, bu durum inanılmaz bir hata. DPS yönetiminin, sokağın nabzını iyi tutamadığının kanıtıdır, bu kişinin adaylığı.

DPS'ye destek veren birçok kişinin Peevski'den rahatsızlık duyduğunu çok net biliyoruz. Ama DPS zaten sokağın, yani tabanın ritmini, nefes alıp vermesini, sıkıntılarını iyi okuyamadığı için bu durumlara düşmedi mi?

Bu seçimlere de aynı anlayış ve yaklaşımla girerse, sokağa inip insanımızın beklentilerine tercüman olamazsa, bildiğini okumaya devam ederse, üstelik Peevski gibi birini listelere almışken, DPS açısından sonuçlar önceki seçimlerden bile daha yıkıcı olabilir. Yoksa sadece Bulgaristan'da değil, bütün Balkanlar'da soydaşlarımız tabi ki birlik beraberlik içinde olmak ister ve herkes bu yönde elinden geleni yapmalı.

***

Siyasi gelişmeler, DPS'nin ilk defa cumhurbaşkanı adayı çıkarmasına sebep oldu.

Parti adına önemli bir hamle. Kişilik ve duruş göstergesidir. Çok daha önce yapılması gereken hamleydi.

Bazı çevreler, DPS'nin hamlesini mevcut cumhurbaşkanı Radev'e destek amaçlı danışıklı dövüş olduğunu iddia ediyor. Bu iddiaların sebebi Radev'in ve DPS'nin arkalarındaki güç odaklarının aynı olmasındandır.

Bir önceki seçimlerde bilindiği gibi DPS aynı Radev'i desteklemişti. Ayrıca bu tür düşüncelere sebep olarak DPS ile görüşmesinde, Radev'in partinin genel başkanına ana vatanı ile ilgili sorduğu provokatif soruyu temel alıyor. Yani bu şekilde bir taşla iki kuş vurulduğunu düşünüyor, bu olayı danışıklı dövüş olarak düşünenler. Hem DPS kendi seçmenini konsolide edecek, hem Radev milliyetçilerin daha yoğun desteğini almasına sebep olacak.

Ancak biz bunun danışıklı dövüş olduğunu düşünmüyoruz. Bu tamamen Radev'in bir anlık gafleti ile soydaşımıza karşı olumsuz düşüncelerinin dışa vurumu olduğunu söylüyoruz. Danışıklı dövüş olsaydı hazırlıklı olurdu ve daha güçlü cevap verirdi. DPS genel başkanı, bu açıdan tarihi fırsat kaçırmış oldu. Bir de ortada karşılıklı menfaat da söz konusu değil.

DPS, kendi adayını çıkararak Bulgar milliyetçilerini kışkırttı ve seçime katılmalarını sağladı dersek, Radev'in daha ilk turda seçilmesini sağlama amaçlı yapılmış bir hamle olması da mümkün değil çünkü milliyetçileri kışkırtmak demek, seçime katılım oranını yükseltmek demek. Seçime katılım oranının yüksek olması DPS'nin oy oranının daha da düşmesi ve daha az milletvekili çıkarması demek.

Yani bu danışıklı dövüş tezi sağlam dayanağı olan bir tez değil. DPS yönetiminin en son isteyeceği şey seçimlere yüksek katılım oranıdır çünkü bu durumda kendi oranları aşağı çekileceğini çok iyi biliyorlar, kendi ayaklarına kurşun sıkacak kadar da düşüncesiz değiller herhalde . Yani danışıklı dövüş olasılığı iki seçim ayrı ayrı yapılsaydı bir ihtimal olabilirdi ama gizli de olsa mevcut cumhurbaşkanına destek açıkça DPS'nin aleyhine olacağı ortadayken böyle bir ihtimal olasılık dahilinde bile değildir.

Sonuç olarak DPS'nin aday çıkarma hamlesi doğru ama tercih yanlış. Neden yanlış?

Bilindiği gibi son yıllarda DPS'den çok önemli bir kitle koptu ve DPS de bu kişileri geri getirecek politika ve stratejiler üretemedi. Bunun nedenlerini iyi analiz edemedi. Teşhisi koyamadı. Teşhis koyamayınca sonuç da alamadı.

Bu konularda birçok defa uyarılarda bulunduk, uyarılarla kalmadık çözüm önerileri de sunduk ama bildiklerini okumaya devam ettiler. Kendi bildiklerini okumaya devam ettiler ama sonuç da ortada. Battıkça battılar, ki yine aynı anlayışla devam eder, kendi bildiklerini okumaya devam ederlerse, oradan kopanlara saygı göstermez, onları yok sayıp muhatap almadan oy devşirmeye çalışırlarsa daha da batacaklarını söylemeye gerek yok. Ama konumuz bu değil.

DPS'nin Cumhurbaşkanı adayı seçimi neden yanlış?

Çünkü kendi genel başkanını aday gösterdiler. Yani partinin içinden birisini. Oysa partili bir aday ancak yine sadece kendi seçmeninden oy alır. Küskünlerden oy alamazlar. Sırf Türk ismi taşıyor diye anti DPS cephesi koşa koşa oy vermeye gitmez.

Şimdi birileri çıkıp, bu tercihleri parti en iyi bilir, stratejik hamleler yaptılar gibi sözlerle süslemeye kalkışacaktır. Ortada dahiyane strateji falan filan olmadığını, kabak gibi hata olduğunu seçimlerde hep beraber göreceğiz.

DPS ne yapmalıydı?

Evet, adaylık kararı doğru ama seçim yanlış. Parti kimliği olmayan birini çıkarması çok daha isabetli olacaktı. Sanat, bürokrasi, akademik çevrelerden veya kanaat önderlerinden, Türk soylu biri gösterilmeliydi aday.

DPS sadece kendi seçmeninden değil, onlara karşı olanlardan da çok ciddi oy alma ihtimalleri olacaktı. Evet, DPS adayının ikinci tura kalma ihtimali yok ama parti dışından bir aday en azından karşı cephede yer alan kendi insanlarımızı sandığa gitmelerine sebep olacaktı.

gurcayem@misyongazetesi.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI