DPS, neden birlik istemiyor, bir de soydaşlarımıza neden "Türk" değil de "Müslüman" demekte - Op. Dr. Gürçay CEM

DPS, neden birlik istemiyor, bir de soydaşlarımıza neden "Türk" değil de "Müslüman" demekte


GÜNDEM VE GERÇEK - 03.08. 2022, Çarşamba

________________________________________

 

DPS, NEDEN BİRLİK İSTEMİYOR? - 3.

 Her fırsatta insanımız birlik beraberlik diyor. DPS'yi destekleyenler, her seçim öncesi oylar bölünmesin diye çırpınıp duruyor; ama DPS gerçekten birlik beraberlik istiyor mu, asıl ona bakmak lazım.

Burada şimdi tekrar DPS kimler tarafından ve ne amaçla kurulduğu mevzularına girmeyeceğiz. Zaten artık bu konuda gerçekleri öğrenmeyen kalmadı. Bundan dolayıdır ki soydaşımızın 2/3 gibi çok önemli bir kitlesi DPS'den koptu.

DPS yönetimi de kayıpları başka yerlerden telafi etme peşinde. DPS, soydaşlarımızı temsil etme iddiası ile kurulan bir parti; ama yıllar içinde bu yönde kılını bile kıpırdatmadığını öğrenmeyen kalmadı.

Ne anadilde eğitim, ne azınlık konusunda herhangi bir girişim, ne de asimilasyon döneminde mücadele vermiş.  Belene gazilerimize sahip çıkıp onların haklarını savunmak gibi soydaşımızın lehine olan tek bir hizmetleri yok.

Diğer yandan, Bulgaristan dahil, Balkanlar ülkelerindeki bizim oradaki Türk varlığımızı silmek için ezelden beri gayret içinde.

Bizi o coğrafyadan yok etmenin bir çok yolu var. Göçe zorlayarak, ki en etkili yol bu. Bunun da birçok yöntemi var. Baskı ve zulüm uygulayarak, oralarda kalmanın imkansız hale getirerek, oraları terk etmek durumunda kalmak.

Ama günümüzde artık bu yöntemin uygulanması pek mümkün değil. Göçe zorlamanın diğer yolu, ekonomik sıkıntılar ve geçim sıkıntısı ortamı yaratmak.

Yıllarca bizim bölgelere neden halkın refah seviyesini yükseltecek yatırımlar yapılmadığı daha iyi anlaşılıyor sanırız.

Varlığımızı yok etmenin bir diğer yolu da asimilasyon. Totaliter rejimde bunu patavatsızca yapmaya kalkıştılar. İsim değiştirerek bunu başarabilecekleri aptallığına kapıldılar. Olanları hep beraber gördük.

Jivkov rejiminin, bu aptallığı sadece Bulgaristan değil, bütün Doğu Bloğu'nun çöküşüne sebep oldu.

Ama günümüzde asimilasyon hala bitmiş değil. Asimilasyonun başka bir yolu da çok daha sancısız yöntem olan dini, etnik ve kültürel erozyona sebep olarak bunu yapmak. Tam da şu anda bize yaşatılan durumlar.

Bunların ötesinde, DPS insan odaklı siyaset yapmıyor. Oysa siyasetin sermayesi insandır. Kendi çevrelerine avanta dağıtıp, geri kalan soydaşlarımızı, kendi amelleri için seçimden seçime dolgu malzemesi olarak kullanıyorlar.

Bu insanımızı birlik beraberlik, bölünmeyelim masalları ile yıllarca uyutarak oy kullandırdılar; ama icraata gelince, insanımızın tek bir beklentisi bile karşılanmadı, siyasi gücü sadece kendileri ve etraflarındaki bir avuç insanın çıkarları için kullandılar.

Soydaşımızın 2/3, bu partiden kopmalarının sebebi budur. Başlığımıza dönelim: DPS neden birlik istemiyor? Soydaşımızın yarısından fazlası DPS'den koptu.

DPS yandaşlarının birliktelik sağlamak için kendilerini parçaladığı gibi bir birliktelik istiyor mu acababu parti?

İstemediği ortada! Neden mi?

Gerçek manada birlik isteyenler karşı tarafın beklentilerini ve düşüncelerini göz önünde bulundurarak istişare eder, birlik yolları arar. Ama DPS ısrarla bildiğini okuyarak, aynı politikaları taviz vermeden devam ettirerek insanımızın tekrar onlara dönmesini bekliyor.

Yahu, niye sana dönsünler ki?

Zaten senin izlediğin politikalardan rahatsız oldukları için oradan kopmuşlar. Bu beklentileri yok sayarak, birleşmeyi kendi anlayışına uymak olarak algılamak bir işe yaramaz. Karşı tarafın tercihlerini ve beklentilerini göz önüne almadan böyle bir birleşmenin gerçekleşme ihtimali yoktur.

Ama bütün bunlar DPS'ni pek umurunda değil. Onlar, partiyi kuranların amacına uygun hareket ediyorlar.

Ya benimsedikleri politikalar takip edilecek, ya da birleşmektense soydaşımızın arasındaki uçurumun derinleşmesi tam da istedikleri şey.

Öyle bir derinleşsin ki, bir daha bir araya gelip birlikte hareket edemesinler. Arkalarında bulunan odakların istedikleri tam da budur. Bizi bir daha bir araya gelemeyecek şekilde parçalamak.

Yani DPS'nin, daha doğrusu hizmet ettikleri odakların anlayışı: Ya DPS olduğu şekliyle kabul edilecek, ya da bölünme, birbirimize hakaret edecek boyutlara ulaşarak daha da derinleşsin ki, bir daha bir araya gelme imkanı kalmasın...

DPS, SAMİMİ OLARAK BİRLİK İSTİYORSA,YAPMASI GEREKEN NEDİR? - 4.

DPS yönetiminin, üstte yazdıklarımızı boşa çıkarmaları için ellerinde mükemmel bir fırsat var. Samimi olarak birlik istiyorsa, oradan kopan kitlenin temsilcileri ile bir araya gelip, onların isteklerine ve taleplerine kulak vermek zorunda...

Ama bu tür görüşmeler, kendini pazarlama derdinden başka bir derdi olmayan, teslimiyetçi ve şaibeli Hafızov gibi kişilerle değil, gerçek dava insanları ile yapılmalı. Bu işler öyle caminin ortasında namaz kılarken poz vermekle olmuyor...

Ancak bu şekilde mesafe katedilebilir. Şimdi birileri çıkıp, kimmiş bu dava adamları diyecektir. Burada isimler de önemli değildir. Önemli olan prensipler ve ilkelerdir. Önemli olan bunların üzerinden uzlaşı olmasıdır. Yoksa DPS'ye karşı olan 2/3 gibi muazzam bir kitlenin içinden elbet fazlasıyla isim de çıkar.

DPS birlik konusunda samimiyse, yapması gereken budur. Bunun dışında bütün uğraşlar boşunadır. Değil Cumhrubaşkanı ile, Birleşmiş Milletler Genel Sekreti ile de görüşseler sonuç değişmez.

Yok, bu güne kadar olduğu gibi "kalan sağlar bize yeter" anlayışı ile devam ederlerse, onlar için "gelmekte olanın hızla geldiğini" anlamaları uzun sürmeyecektir.

Ve biz bir şey diyorsak boşuna demediğimizi de iyi bilir, yazılarımızı takip edenler...

DPS, SOYDAŞLARIMIZA NEDEN "TÜRK" DEĞİL DE"MÜSLÜMAN" DİYE HİTAP EDİYOR? - 5.

Türk ve Müslüman kimliğne sahip soydaşlarımızın haklarını koruma iddiası ile kurulan DPS, aslında misyonunun bu olmadığı anlaşılınca, oradan haklı olarak ciddi kopmalar yaşandı.

Soydaşımızın hak ve özgürlüklerini korumak bir yana, faaliyetlerine bakıldığında tam tersi hareket etmekle kalmamış, kendi dar menfaat çemberini oluşturarak, insanımızı kendi çıkarları için kullanmıştır.

Kendi yandaşı olan bir avuç insan, pastayı aralarında paylaşırken, yoksulluk sınırında yaşayan, birçoğunun köyünde şebeke suyu bile olmayan gariban soydaşımızı hep kullanmışlardır.

Asimilasyon döneminde hayatlarını ortaya koyan kahramanlarımıza hiçbir zaman sahip çıkmamakla beraber, son dönemde herkesin dikkatini çeken bir husus ortaya çıktı:

 DPS yöneticilerinin hiç biri, soydaşlarımızdan bahsederken Türk kelimesini kullanmaz. Bunun yerine Müslüman derler.

Burada hemen şunun altını çizelim, ki Müslümanlık dünyanın en yüce sıfatlarından, hata en yüce sıfatıdır o ayrı.

Gündeme getirmek istediğimiz konu başka. Evet, doğrudur. Orada Müslüman olan sadece bizim soydaş nüfusumuz değil. Pomak popülasyonu da var.

Ama herkese hem dini, hem etnik kökeniyle hitap edilebilir. Müslüman Türk kardeşlerimiz, Müslüman Pomak kardeşlerimiz gibi...

Peki niye yapmıyorlar bunu? Bizim varlığımızı oradan silmek isteyenlerin arzuları doğrultusunda. Türk nüfusumuzu Pomak popülasyona indirgeme gayreti var.

Kim bu Pomaklar? Apayrı bir kavim olmalarına rağmen, Bulgarların resmi tezi bunların Müslümanlaştırılmış Bulgar halkı olduğudur.

Bizi de bu kategoriye sokma gayretleri var ve DPS de tam da bu niyetlere hizmet etmekte.

Bazıları bizi fazla paranoyakça düşünmekle suçlayabilir; ama biz ne dediğimizi çok net biliyoruz. Bunun ispatını önümüzdeki yıllarda daha net anlayacak herkes.

Şu anda Bulgaristan'da siyasi istikrarsızlık var, bu konulara zaman ayrılamadı; ancak ileriki yıllarda Bulgaristan eyalet sistemine geçecek. Birçok ilçe, komşu ilçelerle birleştirilecek; ama nedense Türk nüfusumuzun yoğun olduğu ilçeler, Pomak nüfusun yoğun olduğu ilçelere bağlanacak. Eğridere'nin Uzundere'ye veya Killi'nin Darıdere'ye bağlanması gibi...

Amaç belli. İleride bizi bunlardan biri gibi göstermek. Adamlar orta ve uzun vadeli stratejiler geliştirirken, bizim Dışişleri veya YTB gibi karar verici kurumlar erzak, kırtasiye veya uyduruk folklor ekiplerine davul zurna hediye etmekle meşgul...

Hesabını artık siz yapın ne kadar stratejik düşündüklerini.

Ama hepsi bu konularda şimdilik bu kadar yeter. Siz sadece, bu yazdıklarımızı kafanızda bir yere not ediniz. Zamanı gelince, bu yazımızı hatırlattığımızda lazım olacak...

gurcayem@misyongazetesi.com

YAZIYI PAYLAŞ!