Doğru olanı, el ele hep beraber yürümektir. - Op. Dr. Gürçay CEM

Doğru olanı, el ele hep beraber yürümektir.


 
***
BİRLEŞMELERDEN EN BÜYÜK ZARARI GÖREN KİMLERDİR?(-4.)
 
Birlik beraberlik her toplulukta arzulanan ve istenen bir şeydir.
 
Birlik demek, güç demektir!
Birlik demek, istediğini almak demektir!
Birik demek, oyun kurucu olmak demek!
Birlik, her şeyden öte kendi istikbalini kendin tayin etmek demektir!
 
Ama birlik bir toplumun tüm unsurları bir araya gelerek mümkün olabilir. İşte o zaman; ancak iki kere iki beş eder, altı eder...
 
Yoksa herkesi kapsamayan, sadece belli unsurların birleşmesi ile birliğin sağlanması kesinlikle mümkün değildir. Sadece belli kesimlerin bir araya gelmesi ile gerçekleşen birleşmelerde her zaman aynı şey ortaya çıkar.
 
Bu tür birlikteliklerin en büyük kaybedenleri, bu işin altında imzaları olan birleşen kitlelerin liderleridir. Tarih, bunun örnekleriyle doludur. İster siyasi parti olsun, ister STK ve ister benzer toplumsal kitle örgütleri olsun sonuç hiç değişmez. Bunu yapanlar her zaman yok olup gitmişlerdir. Sebep basit.
 
Birleşmeye gitmek zafiyet demektir, korkmak demektir, kaçış demektir...
 
Destekçilerinin arasında bıraktıkları intiba budur. Hele ki birleşmeye rağmen girdikleri yarışı kaybettiklerinde, bu her şeyini kaybetmek anlamına gelir. İş hayatı, sosyal hayat, kariyer beklentileri, hayaller ve her şeyini geri dönüşü olmayacak şekilde kaybetmekle kalmazlar, yok olup giderler... Birleşmelerin sakıncaları budur.
 
Cesurca ve tek başına yarışa katılanlar, kaybetseler de en azından kendi destekçilerinin gönüllerindeki yerlerini korur, bir sonraki seçimler için en azından yarışta kalma şansları devam eder. Ama birleşerek girilen bir yarış kaybedildiğinde, artık hiç bir şekilde tekrar deneme şansları kalmaz. Onların yerine başka isimler tavsiye edilir, bizzat bu güne kadar yanlarında olan kendi destekçileri tarafından. "İsimleriniz yıprandı, yerinize başka birilerini bulalım!" diyecekler...
 
Adaylardan biri tam da bu sarmala sürüklendirildiğinin farkında değil. En yakınındaki isimlerden biri kasten hata yapmasına ve yıpranmasına göz yummakta. Bulunduğu ekibin başına kendisi geçmek için... Neden bahsettiğimiz, ileriki zamanda net olarak belli olacaktır; fakat kastettiğimiz kişi için her şey çok geç olmuş olacak. Ama herkes ektiğini biçer, dimi?
 
Birleşme işine girenler kaybeden taraf olacakları kesin de, kaybedenler sadece bunlar olmayacak. Bunlara militanlık yapanlar da zararlı çıkacak. Hele ki bunların arasında siyaset yapanlar da var ki, vay onların haline...
 
Birileri birleşme ile işbirliğini karıştırıyor. Birleşme, listelerin birleşmesi anlamına da geliyor aynı zamanda. İşbirliği, yani ittifak yapmak ise herkes kendi yapısını ve kadrosunu bağımsız bir birim olarak koruyarak, ortak bir konu için işbirliği yapmak demektir.
 
Birleşme peşinde koşanların asıl yaptıkları büyük hata da zayıf olan halkaları birleştirme gayreti içine girmeleridir.
 
Bu nasıl bir paradokstur? Her ortamda birlik beraberlikten bahsedeceksiniz, sonra en güçlü olan ile birleşmek için değil, güçlü olanı devirmek için uğraşlar içine gireceksiniz...
 
Bu nasıl bir birlik beraberlik anlayışıdır?
 
Tekrar ediyoruz: Birleşmelerde başarı; ancak bir topluluğun tüm unsurları bir araya gelerek elde edilebilir.
 
Yoksa daha da derinleşen ve kutuplaşan topluluktan başka bir şey çıkmaz...
 
***
BAZI HATALARIN GERİ DÖNÜŞÜ YOKTUR ( -5. )
 
Hatasız kul olmaz ve herkes hata yapabilir, herkes yapmıştır da; ama öyle hatalar vardır ki, geri dönüşü yoktur. Öyle hatalardır ki, geri kalan hayatlarında kariyerini de, istikbalini de, başarılarını da doğrudan etkileyen hatalar. Bu tür hata yapanların ömürleri bunun pişmanlığı ile geçer; ama nafile. Geri dönüşü olmayan hatalardır. Bütün geleceklerini alt üst eden hatalar.
 
Kaybeden tarafın yanında yer almak, seçim kaybetmek (ki bazı seçimleri kaybetmek telafisi olmayan zararlara sebep olur); yanlış meslek seçmek veya yanlış kişi ile hayatını birleştirmek gibi insan hayatında bir çok geri dönüşü olmayan hatalar vardır. Herkesin hayatında öyle anlar gelir ki, adım atmadan önce kırk defa düşünmeleri gerekir.
 
Akıllı olanlar doğruyu bulur, onun bunun gazına gelip, gurur ve kibir yapmaya kalkışanlar ektiğini biçerler...
 
***
BU CAMİA HERŞEYE VE HER TÜRLÜ OYUNLARA RAĞMEN ALNININ AKIYLA BU SÜREÇTEN ÇIKACAKTIR ( -6. )
 
En başından beri, camiamızın en fazla teveccüh gören kişinin etrafında birleşmesi gerektiğini vurguluyoruz;ancak bu şekilde güçlü bir camia çıkar.
 
Aksi bir durumda, belli zaman sonra yine güçlü bir camia oluşur; ama gereksiz zaman kaybına sebep olunur. Camianın teveccühünü tespit etmek son derece de basitti aslında.
 
Bazı kişiler ahkam keseceklerine ve abuk sabuk şeyler için para harcayacaklarına gidip, bu parayı anket yaptırmak için harcasaydılar Hanya'yı Konya'yı görmüş olurlardı... Mesela Bursa merkezli son derece güvenilir anket şirketleri var. Bunlara anket yaptırabilirlerdi. Böyle bir anketten kimin ismi çıkacağı belli de, asıl başka bir şey daha ortaya çıkacaktı. Bazı adayların isimleri bırakın ilk 3'ü ilk 5'te bile çıkmayacağını adımız gibi eminiz.
 
Zaten 13 Mart'ta kimin açık ara önde olduğu net olarak görüldü. Birileri getirdikleri misafirlere bile verilen yaka kartları ile oy kullandırmalarına rağmen, divan oylamasında diğer iki adayın toplamından daha fazla oy alan kişi açıkça belli oldu. Destek aldığınız üye sayısı önemli; ama en az sayı kadar önemli olan başka bir kriter daha var. Ekibinizin kalitesi.
 
Kitlesel STK'lar veya benzeri örgütlerde ekipte her kesimden kişilerin yer alması olmazsa olmazdır; ama ekipte asıl olması gereken bilgili, donanımlı, tecrübeli, iş bilen ve önder kişilerin yer almasıdır. Bu konuda hem nicelik, hem nitelik, yani hem sayısal hem kaliteli kadrolar açısından açık ara kim önde olduğu ortada.
 
Diğer yandan camiamızın geleceği için gençlerimiz son derece önemli; ama töresine, büyüklerine ve geleneklerine uygun hareket eden mütevazi gençler oldukları sürece. Kendini bilen, saygılı gençler de camiamızda fazlasıyla vardır. Camiamızın geleceğini teminat altına almak için böyle gençleri yetiştirmek de bizim görevimiz.
 
Sonuç olarak, bizim birliğimizi, güçlü olmamızı istemeyen odakların dolduruşuna gelmemek lazım.
 
Doğru olanı, el ele hep beraber yürümektir. Böyle bir yaklaşım gücümüze güç katacaktır. Hedeflerimize çok daha çabuk ulaşmamıza vesile olacaktır.
 
Bu kongre bunun için inanılmaz bir fırsattır. Yoksa mesele sadece kongre kazanmak değil, ki bu konuda herhangi bir sorun da yok, asıl önemli olan bu kongreden güçlü çıkmaktır. Ancak bu şekilde istediğimiz hedeflere ulaşabiliriz, kendi aramızda mücadele ederek hiçbir yere varmamız mümkün değildir.
 
Camiada herkese ihtiyaç vardır. Bu camiada herkes bir değerdir. Güçlü bir camia olmamızı istemeyen bazı odaklara rağmen, bu camia sağduyulu fertleri sayesinde, bu süreçten alnın akıyla çıkmayı başaracaktır.
 
Gün doğmadan neler doğar, dimi.....

gurcayem@misyongazetesi.com

YAZIYI PAYLAŞ!