Hırsına ve kibrine yenik düşenler... - Op. Dr. Gürçay CEM

Hırsına ve kibrine yenik düşenler...


 
KONGRE SÜREÇLERİNDE OY DEVŞİRMEK MÜMKÜN MÜ? ( - 1 . )
 
Sayıları birkaç bin, yani belirli sayıdaki hazirunlarda böyle bir şey mümkün değil; çünkü herkes kendi eş, dost, hısım, akraba veya can ciğer dostlarından oluşan bir destekçi kitlesi oluşturur.
 
Böyle durumlarda güçlü olan adayın karşısına kim çıkarsa çıksın, ki bu o topluluğun en güçlü ismi de olsa, seçim kazanma şansı olmaz; çünkü üstte dediğimiz gibi, destekçi kitlesi ona inanan, güvenen yakınları ve samimi arkadaşlarından oluşur.
 
Yani kim çıkarsa çıksın, bu kitleden hiçbir şey koparamaz. Seçmen devşirme; ancak on binler veya yüz binler ile ölçülen büyük seçmen kitleleri söz konusu olduğunda mümkün olabilir.
 
Birkaç bin kişilik hazirunlarda kaymalar olsa bile;  ancak güçlü olan tarafa olabilir, ama asla tersi, yani güçlü taraftan zayıf tarafa geçiş olmaz.
 
Bu hakikatler tecrübelerle sabittir ve değişmez.
 
Ve son olarak:
 
HAZİRUNLU SEÇİMLERDE, SEÇİMİN SONUCUNU BELİRLEYEN HAZİRUNDA YER ALAN ÜYELERDİR. BİR SÖZLE, GÜCÜNÜZ HAZİRUNDAKİ ÜYE SAYINIZ KADARDIR.
BUNUN DIŞINDA HER TÜRLÜ UĞRAŞ SADECE BOŞUNA ZAMAN VE PARA KAYBINDAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.
NEDİR BUNCA MIZIKÇILIK? YAZ ORTASINDA KONGRE Mİ OLURMUŞ DA, HERKES TATİLDEYMİŞ DE, FALANMIŞ DA, FİLANMIŞ DA...
 
Abdülhamid Han, " Bahanesi olanın istikbali olmaz" demiş. Fazlasıyla ertelenen kongre tarihi belli olunca, birileri hemen mazeret aramaya kalkıştı.
 
"Yaz ortasında, herkes tatildeyken kongre mi olurmuş?" türünden eleştiriler yapıldığına şahit oluyoruz.
Böyle bahane mi olur ?
 
Herkesin tatilde olması, herkes için geçerli. Sanki birilerinin destekçileri tatilde , diğerleri hazır kıta bekliyormuş gibi. Şartlar herkes için aynı. Kaldı ki şikayetçi olanlar, kendileri için gittikleri tatillerden günübirlik gelip oy kullanıp tekrar geri dönecek kadar fedakar destekçileri yoksa, neyin adayı olacak bunlar?
 
 Madem ki, iddialısın, Bodrum'dan, Bulgaristan'dan veya başka yerden senin destekçin, senin hatırına gelir, oyunu kullanır ve geri döner...
 
Neyin davasını güdüyorsun? Bundan öte, şikayet eden adaylardan biri belirlenen tarih ile ilgili herhangi bir sorun olmadığı konusunda bizzat teyit etmiş , etmekle kalmamış tutanak altına imza da atmış. Böyle bir durum ortadayken sözünü yemesi, ki bu ilk sözünü yediği vaka da değil, güvenirliği hakkında olumsuz algıya sebep olduğunu nasıl farkına varamaz hayret.
 
Mızıkçılık yapılan başka bir konu da 600 üye meselesi.
Mesele 600 üye olmadığını da söyleyelim buradan. Bu üyeler olmasa da favori olan isim değişmiyor.
 
Bu 600 üye olmasa bile, favori olan isim diğer iki adayın toplamından, az da olsa, yine üstün.
 
Ama sırf birileri mızıkçılık yaptı diye tamamen tüzüğe ve yasalara uygun yapılan, bu üyeler oy hakkından mahrum edilemez.
 
Ve son olarak:
 
Başarılı olmak isteyen yol bulur!
Başarılı olmak istemeyen bahane bulur! 
 
***
HIRSINA VE KİBRİNE YENİK DÜŞENLERİ TUZAĞA DÜŞÜRMEK KADAR KOLAY BİR ŞEY OLAMAZ.
EN ZAYIF HALKAYA NEDEN EKSTRA MOTİVASYON SAĞLAMAK LAZIM? ( - 2 . )
 
Mücadelelerde başarının sırrı stratejidedir. Bundan dolayı ister savaş, ister seçim, ister sıradan bir yarış olsun galip gelen zekadır. Bu tür mücadelelerde herkesin, kendine göre taktikleri var.
 
Ancak zaferi kazandıran stratejidir. Bu alanda tarihin en başarılı kişiliklerinden biri 2500 yıl önce yaşamış Çinli komutan, filozof ve düşünür Sun Tzu'dur. "Savaş sanatı" adlı ölümsüz eseri tüm gerçekliği ile güncelliğini korumakta. Mücadele ortamlarında güçlü taraflar olduğu gibi, zayıf halkalar da vardır.
 
Nicelik ve nitelik, yani hem sayısal, hem kaliteli kadrolar açısından açık ara en güçlü olan kim olduğu ortada. Etrafında birçok dernek başkanı ve işadamı gibi, kaliteli kadrolardan dolayı ikinci olan kişi de belli.
 
Dolayısıyla vitrin, yani kadro açısından son derece cılız olduğundan en az desteğe sahip olan da belli.
 
Aslında en zayıf olanı tespit etmek son derece kolaydır. Güçlü olduğu algısı oluşturmak için en fazla yaygara kopararak etrafını dolduruşa getirmeye çalışana bakmak yeterlidir. Zaten her zaman, en zayıf halka kendini belli eder.
 
Bunlar Japon horozu misali sesleri en gür çıkanlardır, en iddialı olanlardır. Abartılı etkinlikler yapma gayreti içine girerler Bu tavırlar aslında bilinçaltı olarak zayıflıklarını gizleme hamleleridir.
 
Bunlar görünürde iddialıdır; ancak karar anı yaklaştıkça vazgeçmeye en yatkın olanlardır. Ama vakit daraldıkça da kılıf uydurmak için bahane üretme gayreti içine girerler.
 
İşte bu durumlarda bunların vazgeçmemelerini sağlamak lazım. Bunları motive etmek için ekstra gaz vermek lazım. Güçlüymüş gibi göstermek lazım.
 
Neden vazgeçmemeleri gerektiği konusunu, kongreden sonra yazarız. Bugünden stratejiyi açıklayacak değiliz.
 
Çünkü neydi? Savaşları kazandıran stratejilerdir...
 
***
BU İŞLERDE İKİ KERE İKİ DÖRT ETMEDİĞİ KONUSUNDA UYARMIŞTIK ( - 3 . )
 
 Bu konuda daha önce yazmıştık. Bir defa daha yazalım ki, dediğimiz teyit olunca hatırlatması da kolay olsun.
 
Demokratik sistemlerde faaliyet gösteren parti ,STK veya benzeri örgütlerde yönetimler belli aralıklarla yapılan seçimle işbaşına gelir.
 
Seçim olan her yerde gayet, tabi ki, seçilmek isteyenler de olur. Herkesin kendine göre projeleri, hedefler vardır ve buna göre bir kitle oluşturup seçilmek için gayret sarf eder.
 
Olabilir! Demokratik haktır!
 
 Ancak ikiden fazla, çok adaylı seçimlerde zaman zaman birleşmeler de söz konusudur.
 
Birleşme arayışına doğal olarak daha ZAYIF desteğe sahip gruplar girer; ancak bu tür birleşmelerde hiçbir zaman iki kere iki dört etmez. Üç eder, iki buçuk eder ama asla dört etmez.
 
Sebep basit: Herkesin destekçisinin orada olmasının sebebi vardır. Bulunduğu grubun programını beğenmiştir, grubun başındakinin özelliklerine inanmıştır veya kendi açısından bazı beklentilerden dolayı oradadır. Bir yere destek veriyorsa, vardır bir sebebi.
 
İşte bu sebeplerden dolayı birleşmelerde mutlaka kaymalar yaşanır. Birleşen tarafların toplamı tek tek sahip oldukları toplama denk olmaz; çünkü birleşme TAVİZ demektir. Destekçilerine verilen sözlerden FERAGAT etmek demektir.
 
Birleşme bir yerde karşı tarafın tezlerini ve savunduklarını kabul etmek de demektir. Sorun buradan ileri gelir. Bu durumları kabul eden vardır, etmeyen vardır. Bu kişilerin sayısı az olur, çok olur; ama her gruptan mutlaka memnun olmayan bir kitle çıkar. Zira üstte dediğimiz gibi, verilmek zorunda kalınan tavizlerden dolayı birçok kişinin beklentileri de boşa çıkması demektir.
 
İnsanoğlunun ezici çoğunluğunun genetik yapısı böyledir, kendi menfaatlerini ve çıkarlarını ön planda tutanların sayısı, toplum çıkarlarını kendi çıkarlarının üzerinde tutan gerçek dava adamlarının sayısından çok daha fazladır. Vaziyet bu. Bu değiştirilemez...
 
İnsanoğlunun genetik yapısı ile alakalı bir şeydir. Bundan dolayı birleşme içine giren tarafların toplamı bireysel toplamlarına eşit değildir.
 
Bu tür birleşmelerde hiçbir zaman iki kere iki dört etmez.
Üç eder, iki buçuk eder ama asla dört etmez. Hele ki beş hiç etmez...
 
Aslında beş etmesi de mümkün olabilir. Bunun tek yolu var.
Bir topluluğu temsil eden ilgili bütün tarafların bir araya gelip, ortak akıl ile hareket etmeleri.
 
Böyle bir birleşmeden ortaya çıkacak sinerji muazzam bir güce dönüşür.
 
Matematik biliminin dışındaki sosyal matematiğin denklemleri bu kadar basittir...
 
( Devam edecek )

 

gurcayem@misyongazetesi.com

YAZIYI PAYLAŞ!