Ne işimiz olur bizim Moskova'yla, Vahdettin Köşkü dururken...


Şimdiye kadar çifte vatandaşlığa sahip göçmenler, neden  Bulgaristan'da milletvekili olamıyor sorusu hepimizi ilgilendiriyordu, çünkü seçme hakkı olan her seçmenin seçilme hakkı da olmalıdır. Bütün dünyada bu böyledir ama yıllardır, bu bizim doğal hakkımız değerlendirilmiyordu, hem de yasal bir engel olmamasına rağmen.

Bu yılki seçimlerde sürpriz bir ilk yaşandı ve göçmen asıllı bir kardeşimiz Bulgaristan Parlamentosu'na bir şekilde girmeyi başardı, hem de bizim Türklerin oylarına ipotek koymuş statüko partisinden değil...

Girdi de ne oldu diyeceksiniz. Anlatayım.

Bu sefer Meclisin çalışması çok kısa sürmesine rağmen, İTN'e partisinden millet vekilliği kazanan bizim Taner Türkoğlu, partili deputat arkadaşlarını bir şekilde ikna ederek oylamaya sunulan Ermeni Yasası'nın kabul görmesini engellemiş oldu.

Bu olayı şimdiye kadar açıkça kimse dillendirmedi...

Demek ki, bazen bir Türk milletvekili 50 Türk milletvekilinden daha üstün gelebiliyor ve onların yapamadığını yapabiliyor...

Artık bazı gerçekleri kabullenmemiz gerekiyor.

Her siyasi güçte temsilcilerimiz olsun, bundan bize zarar gelmez.

Tıpkı komünist rejim esnasında olduğu gibi, şimdiye kadar tek bir odaktan emir kulu muamelesi gördük ama ana komanda merkezi Moskova'ydı ve her zaman kaybetmeye mahkumduk...

Ne işimiz olur bizim Moskova'yla, Vahdettin Köşkü'nde rahatlıkla kahve içmek varken...

Yaklaşık bir buçuk asır boyunca, Bulgaristan'daki özbeöz Türk kardeşlerimizin Rusya tarafından görmediği zulüm ve baskı kalmadı.

Yalnız kurt Taner Kurtoğlu, yine milletvekili adayı ama herhalde kendisini çok yalnız hissediyordur. Onu ve onun gibi cesur adayları her platformda desteklemeliyiz ve savunmalıyız.

Geçen gün Bursa'daydı. Göçmen konutlarındaki toplantısına ben de gittim ve kendisiyle tanıştım, yalnız olmadığını belirttim.

Sergilediği görüşleri ise beğendim. Göçmenlerin bütün sorunlarını bir bir sıraladı ve çözümleri için Bulgaristan Parlamentosu'nda yoğun çalışmalar yürüteceğine söz verdi.

Başkaları gibi sadece şikayet etmiyordu, ateşten gömlek giymeye hazırdı.

Memleketimiz Bulgaristan'da ilginç siyasi gelişmeler gözlemlekteyiz. Bir takım tanıdık çevrelerin, Türkiye ve Tür karşıtlığı suni bir şekilde depreştikçe depreşmekte, bütün çabaları korku ve nefreti yoğun bir biçimde topluma aşılamaktan ibaret...

Aynı tiplerin düşünce ve icraatlarına biraz kulak asmış olursak, az daha Türkiye bütün Balkanları ve Bulgaristan'ı yuttu yutacak...

Halbuki Türkiye Cumhuriyeti, güçlü komşu devletlerden yanadır, her zaman barışı ve sulhu tercih etmiştir.

İrak veya Suriye'deki insanlık dramları hepimize ders olmalı. Bosna Hersek'e, Makedonya'ya veya Kosova'ya her zaman devlet olarak yardım eli uzatmadık mı, sahip çıkmadık mı?

İşte bahsettiğim, bu yersiz ve aşırı fobizm sayesinde, bugün bir Taner Türkoğlu'na karşı Bulgar medyalarında inanılmaz bir sert karşıtlık ve hücum var.

Nasıl olur da Türkoğlu isimli bir göçmen Bulgar Meclisi'ne girebilir, hem de Doğan'dan hiç izin almadan.

Yasalar çerçevesinde girebiliyor işte, çünkü bu Meclis sadece milliyetçi Bulgarların değil ki...

Bizler de hak sahibiyiz, hem de herkesle eşit haklara sahip vatandaş, kimsenin bizden bir üstünlüğü yoktur.

Bunu artık herkes idrak etmelidir.

Sayın Taner Türkoğlu'na başarılar dileriz!

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!