Saraylar Çatırdarken...


Kendisi Bulgaristan'da başarılı ve örnek gösterilecek bir Türkçe öğretmeni, geçen gün bir medyada sergilediği siyasi görüş ve düşüncelerini merakla okudum.

Bununla da yetinmeyip bazı göçmenlerin memleketteki mevcut siyasi durumu pek fazla bilmediklerini kaydederek Meclisteki çoğunluğu Türklerden oluşan bir siyasi partinin "yararlarına" dem vurmayı da ihmal etmiyor.

Şimdi bana bu beyanat ve tespitlerin doğruluk payını sorgulamak düşüyor.

Evet, doğrudur, bizim halkımız - göçmen olsun veya olmasın, ülke siyasetinden pek yakından ilgilenmez, hatta bir öküzün kayıtsız şekilde yoldan geçen trene baktığı gibi davranır desek yalan sayılmaz.

Ve devam ediyor öğretmen hanım:

"Parlamentoda hangi öneriler sunuluyor, hangi partinin desteği ile alınıyor veya reddediliyor... Siyasilerin, Türk ve Müslümanlar hakkında tutumunu kim biliyor?"

Evet, bahsedilen partinin artık 30 yıllık bir parlamento tecrübesi var, fakat asıl bunun bizim toplum için ne gibi yararları oldu?

İşte asıl bu soruya bir açıklık getirelim ve sorgulayalım.

Bizim insanımızın son dönemde Peevski'nin sunduğu yasa tekliflerine bel bağlamasını ve övünmesini kimler sağladı?

Peevski türü vagobondlar mı temsil etmesi gerekiyor toplumu?

Böylelerinden hak ve özgürlüklerimize dair medet umanlarda değil mi kabahat?

Burada öncelikle Bulgaristan'daki mevcut yeni yerleşen oligarklar rejimi top ateşine tutulmalı ve tamamen yok edilmeli, çünkü bahsedilen "siyasilerin", Türklerin hakkındaki hiç de ketum sayılmaz tutumunu herkes görüyor ve biliyor. Tabi ki, manipülasyon ve ucuz propagandalar peşinde koşturanlar hariç...

"Bakıyorum sizin de yaklaşımınız karşıt demeyeyim ama taraftarsız gibi görünmekte..."

Bu da öğretmen hanımın başka bir vecizesi. Burada lanse edilen Doğan ve Peevski seviciliğinin adeta karşıtlığa ve taraftarsızlığa tahammülü bulunmuyor ama halkımızın düşünceleri bambaşka yönde.

Belli ki, bu iş Türk köylerinde zor şartlar altında yaşam mücadelesi veren beş on yaşlı insanımızın baş ucuna dikilip de fotograf çektirmeye hiç benzemiyor.

Kardeşim, terkedilmiş dağ mahalleciklerinin yollarına bugün kalkıp iki santim kalınlığında asfalt döşesen ne yazar...

Sen, 30 yıldır neredeydin?

Bunca zamandır hiç değişmeyen yerel iktidar senin elinde değil miydi?

Taraftar ve taraftarsızlığa gelince...

Taraftarların tutumu ortada.

Taraftarsızlığa itilenler ise yeni yol arayışında olanlardır.

Aslında saray penceresinden atılan bir avuç sadaka yemine aldanmayacak kadar akıllı, cesaretli ve kararlıdır onlar.

Artık onların ne kendi çöplüğünüzde yetiştirdiğiniz sabıkalı ve tanıdık elemanlara ihtiyacı bulunuyor, ne de saray çatısı altında herhangi bir birleşmeden.

Korkunuz ve titreyiniz, bu taraftarsız dediklerinizden, çünkü onlar çevremizde türeyen bunca kalın enseli sahte "kral ve prensin" başlarına yakında o saray çatılarını ve kalaslarını yıkabilirler...

Burada çatırdayan çatı gerdeklerinden bahsediyorum, bazıları sakın gerdek birleşmesi olarak algılamasın.

Başka ve farklı görüşlere tahammül edemeyen faşizan kafa yapısından değişim beklemek tamamen bir enayiliktir. İşte bundan dolayı birlik ve beraberlik gerçekleşecek, fakat yeni ve tertemiz bir çatı altında... 

Öğretmen hanıma göre Türkçe eğitimde partisi başarılı. Hatta, bir milletvekili Türkçe konusunu Avrupa Parlamentosu'na bile taşımış, hem de 35 bin imza eşliğinde.

Halbuki, aynı parlamentonun kabul ettiği eski yasalara göre, ülkemizde zaten azınlık dillerini kullanmakta bir abes bulunmuyor ama uygulamada bunların esamesi bile okunmamakta.

Şimdi çok merak ediyorum, acaba, o 35 bin imza toplayanların kaç tanesi azınlık statüsü için başlatılan kampanyaya da katıldılar ve ona destek çıktılar?

 Bir de Avrupa Parlamentosu'nun olumlu kararları ortadayken, Doğan ve Peevski taraftarları neden azınlık statüsü istemiyor?

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!