Bütün çıplaklığı ile gerçekleri açıklamalıyız.


"Macaristan Cumhurbaşkanı János Áder şaşırtmaya devam ediyor. ABD'nin PYD/PKK'ya tırlar ile silah yardımı yaptığının belgelerini göndererek Avrupa Birliği'ne asıl ABD'yi kınaması için teklif sundu. Adam Macaristan Cumhurbaşkanı değil, sanki Yozgat Ülkü Ocakları başkanı..."

Sultan Abdulhamid Hanın torunu Orhan Osmanoğlu'nun sarf ettiği bu sözleri duyunca bayağı duraksadım ve derin düşüncelere daldım.

Resmen tanımadığımız bir şehzademiz, bir nevi bizleri uyarıyordu ve uyandırmaya çalışıyordu...

Yıllardır PKK'ya kaçak yolardan Bulgaristan menşeli sigaralar ve silahlar gittiğini duyuyor ve yazıyoruz, fakat neden Macar Cumhurbaşkanı kadar adam gibi adam olamıyoruz bizler?

Burada göçmen camiasını, memlekette bıraktığımız kardeşlerimizi ve iki komşu devletin bazı resmi mercilerini kastetmekteyim.

Geçenlerde Sofya medyalarında gizli bir istihbarat raporunun paylaşımı yeniden büyük yankılara sebep oldu.

Söz konusu raporda ciddi bir şekilde PYD/PKK'ya ulaştırılan sigaralardan ve silahlardan yeniden dem vuruluyordu.

 Bu uluslararası kaçakçılık ve terörist örgütlerle işbirliği içinde olanların isimleri de açıkça deşifre ediliyorlardı.

Bunların arasında, düne kadar en güçlü ve yıkılmaz  ikili olarak anılan Ahmet Doğan ve Delyan Peevski de vardı.

Şimdilik daha fazla bir ayrıntıya girmeye gerek yok.

Bu ikiliyi bizler yıllardır favorize etmedik mi?

Temsil ettikleri siyasi gücü var gücümüzle desteklemedik mi?

Neden bir şehzade veya Hristiyan Macar emmioğlumuz kadar olamıyoruz?

Bizler Bulgaristan'daki Türklerin haklarını savunurken, Türkiye Cumhuriyeti'ni ve göçmen camiasını arkamıza almışken, en nihayetinde bütün çıplaklığı ile gerçekleri açıklamalıyız.

Bilmem DPS sokağında neler oluyor ama galiba çok derin bir darboğaza düştüler.

Peevski bir şekilde paketlendi ve depoya kaldırıldı. Kırcaaliler, çok "sevdikleri" milletvekili adayları Şişi'sinden mahrum kaldılar...

Doğan, artık bırak porsiyon dağıtmayı, gıkını bile çıkaramaz duruma düştü...

Derin kelimesini anmışken, kendi halkından gizlenip, derin ve karanlık işlerle uğraşanların son akıbetini herkes bilir.

Aslında iki tane DPS yok mu?

Birincisini - parti yöneticileri ve liderleri; sadık müdür ve memur ordusu takımı oluşturuyor. Bu "A" grubundaki oyuncuları hepimiz iyi tanıyor ve biliyoruz.

Diğer DPS ise idealist ruhlu, temiz yürekli, melek misali, saf ve tertemiz düşünceli kardeşlerimizden oluşuyor.

İşte biz bu "B" grubunun taraftarıyız ve sonuna kadar onları destekliyoruz...

PYD/PKK söz konusu olunca ise susmamalıyız.

Onlarla işbirliği içine girenleri af etmemiz söz konusu bile olamaz.

Tırlar ve silahlar konusunda, AB'nin ABD yönetimini kınamasına inanacak kadar enayi değiliz, fakat bir Peevski ve Doğan gibilerini, onların arkalarında duran iç ve dış güçleri, bizler derhal kınamalıyız ve onlarla olan irtibatlarımızı noktalamalıyız...

Bulgaristan'daki Türkler, ne idüğü belirsiz kişilerin elinde asla siyasi oyuncak haline dönüştürülmemeli.

Bir de göçmen toplumunun arasından sivrilen bazı şahısların bundan sonra kimlerle el sıkışacaklarını iyi düşünmelerini öneriyorum. 

Tamamen deşifre oluyorsunuz, beyler! Devletin ve milletin gözü üzerinizde...

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!