Peşine beş kişi takan, camiayı yönetmeye talip oluyor


Balkan camiası nicelik ve nitelik açısından inanılmaz potansiyellere sahiptir. Her alanda son derece başarılı insanlarımız olmasına rağmen, bu potansiyele doğru orantılı olarak en önemli mekanizmalar arasında, karar vericilerin arasında yokuz...

Olmadığından dolayı da ne sorunlarımızı istediğimiz şekilde halledebiliyoruz, ne de zaman zaman hakarete varan sözlere maruz kalmaktan kurtulabiliyoruz.

Bunun sebebi yine bizzat kendimiziz. Bir türlü ortak akıl ile hareket etmeyi öğrenemedik. Bunun en önemli sebeplerinden biri, belki de, diğer topluluklara göre, camianın çıkarlarından ziyade, kendi menfaatlerinin peşinde koşanların sayısı daha fazla olmasıdır.

Bencillik çok fazla ki, bu da beraberinde fitne de getiriyor, bozgunculuk da. Bu durum, camiamızın başına geçme konularında da bariz şekilde kendini gösteriyor.

İddialı olmak güzel bir şey. Bir makama, kendine güvenen herkes talip olabilir.

Buraya kadar sorun yok. Ama talip olunan makamlar büyük ve birbirinden değerli bireylerden oluşan toplulukların temsil makamıysa, durum o kadar basit değil.

Buralara talip olmak için belli temayüllere uymak gerekir ki, bu makamlara talip olanlar bunu başarabilsinler. Önce o camianın kanaat önderleri ve o topluluktaki saygın kişiler ile istişare edilerek onların fikri alınmalı.

Bir yola çıkılacaksa, onların görüşleri doğrultusunda hareket edilmesi en isabetli olur. Bu yapılmadığı taktirde, onları görmezden gelerek yola çıkılması, her şeyden öte bu kişilere saygısızlıktır. Bunun dışında, değişik kesimlerin temsilcileri ile de istişare edilerek ortak görüşe varılmalı. Bu yapılmadan çıkılan yol, camianın menfaatini ve çıkarlarını düşünerek çıkılan bir yol değildir...

Bunu yapmadan yola çıkan kişiler, camianın değil, kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiklerinin en büyük ispatıdır böyle bir tavır. Bu anlayıştan dolayı yıllarca hiç bir "nane" başarabilmiş değiliz.

Bu zihniyette olanlardan dolayı herkes hakkımızda atıp tutuyor. Biz de bu tür aşağılayıcı sözler karşısında, saman alevi gibi üç beş gün harlayıp parlıyoruz ve köşemize çekiliyoruz. Kötü sözler sarf edenler özür diliyor veya dilemiyor ama söyledikleri yanlarına kar kalıyor. Ne zamana kadar? Bir sonraki sefere kadar.

Oysa yapılması gereken asıl bu tür sözlerin söylenmesini engellemektir. Söyleyince ardından atıp tutmak değil. Bunun yolu, bizzat kendimizin değişik etkin kademelerde bulunmasıdır. Bunlar da ortak akıl ile hareket ederek olacak şeylerdir.

Öyle 5 kişiyi peşine takarak camiayı yönetmeye talip olmakla olacak işler değil. İstişare yok, ortak akıl arayışı yok, camiamızı birlik içinde hareket ettirme plan programı yok.

Ne var? Kendine koltuk kapma ve çıkar sağlama derdi var. Bu tipleri sandığa gömeceksin, gömmekle kalmayacak, camiada da kanadını kolunu kıracaksın ki, tutunacak yerleri kalmasın. Sonra da silip atacaksın.

Hele bunlardan bazıları var ki, sırf birilerin maşalığını yapmak için camiayı yönetmeye talip oluyorlar. Onların sahipleri, maddi menfaat karşılığı, bu ayakçıları ileri sürüyorlar. Akıllarınca, bu tipleri camianın başına geçirip istedikleri gibi top çevirecekler.

Aynı oyunu üç yıl önce de uygulamaya kalkıştılar ama tek hamleyle bütün planlarını darmadağın etmiştik. Şimdi de aynısı olacak. Kendilerine yine hezimeti tattıracağız ama bu defa sadece başarısız olmakla kalmayacaklar, işin ucunda rezil olmakta var ki, bunu fazlasıyla da hak etmiş olacaklar.

Bundan dolayı bazı odakların maşalığını yapan, bu kişilerin peşinden gidenlere, ki bunların arasında beş kuruş için kendi haysiyetini tehlikeye atan iş insanları da var, uyarımızdır;

Kimlerin peşinden gittiğinize dikkat edin!

Yoksa, sonra pişmanlık fayda etmeyecektir.

Bu kuklalara ve peşinden giden 3-5 kişiye şimdiden söyleyelim:

Ne yapmak istediğinizi ve neyin karşılığı bu işe girdiğiniz biliniyor.

Üç yıl önce olduğu gibi yine bir şey başaramayacaksınız. Üç yıl önce camianın başına geçme hesapları yaparken nasıl bu amelinize ulaşmanıza engel olduysak yine aynı şey olacak.

Bin bir türlü hesap yapacaksınız, ki yapıyorsunuz, ama sonuçta yine olaylar bizim istediğimiz gibi olacak.

Bu güne kadar nasıl ki sizin hesaplarınız değil, bizim istediklerimiz olduysa, yine aynısı olacaktır, kimse merak etmesin.

Bu nafile gayretlerin içine girenlere uşaklık yaptıkları odakların konuştukları dilden de söyleyelim.

Bunların yaptıkları hesaplara:

"Smetka bez krıchmar" denir.

Ne demek istediğimizi anlayamadıysalar, gitsinler uşaklığını yaptıklarına sorsunlar.

Onlar ne demek istediğimizi çok iyi anlayacaktır...

gurcayem@misyongazetesi.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!