DAVAYA DESTEK ZAMANI


Pazar günü Bulgaristan’da yapılacak parlamento seçimlerinde  soydaşlarımız sadece bir partiye oy vermeyecektir.

Bu seçimlerlerde bir partiye oy vermekten öte geleceklerine, oradaki varlığına oy vereceklerdir.

Bir dava uğruna oy vereceklerdir.

Zira öteden beri bizim Balkanlardaki varlığımızdan rahatsız olanlar, bizi oralardan tamamen temizleme niyetini son zamanlarda yine   artarak hissetirmektedirler.

Sadece Bulgaristan değil, tüm Balkan ülkelerinde Türk varlığını silme gayreti vardır.

Ve son yıllarda bu tekrar sistematik şekilde devreye girmiştir.

Onursal başkanın ve partisinin peş peşe gelen resmen tahrik edici demeçleri tesadüf değildir.

Bu verilen demeç ve söylemler bir planın parçası olarak bilinçli yapılan bir eylemdir.

Bu konuları ve aslında hedeflenen amaçları seçimlerden sonra daha ayrıntılı yazarız demiştik.

Ancak keşke bu gelinen noktaları daha önceden kestirip yaşadığımız bu sürece çok daha hazırlıklı girebilseydik.

Yıllardan beri bu konuda arkadaşlarımızla beraber sayısız uyarılar yaptık. Raporlar ve yazılar yazdık.

Şimdi birileri haklıymışsınız diyor da haklı olsan ne olacak, olmasan ne olacak.

Ama artık olan olmuştur. Bu saatten sonra bundan böyle neler yapılmalı konusunda planlamalar yapılmalıdır.

Kısa, orta ve uzun vadeli stratejiler belirlenip, gelişmelere göre değil, kendi planınıza göre hareket etmek lazım.

Yoksa kendi planınızın olmadığı yerde gelişmelerin içerisinde  sadece basit bir piyon olarak kalmaya mahkum olursunuz.

Ama bu işler akil ve donanımlı kişilerle olacak işlerdir.

Mücadeleler taktik gerektirir, strateji gerektirir, her şeyden öte de zeka gerektirir.

Oralarda ciddi çalışmalarla alt yapınızı oluşturamazsanız belli vakitten sonra yapacak bir şeyiniz kalmaz ve olaylar oldu bittiye geldiğinde son dakikada öyle “kırarım, dökerim, kodum mu oturturum” edebiyatı sökmez.

Tam tersine, bu tür yaklaşımlar adamların ekmeğine yağ sürmekten başka işe yaramaz.

Bu tür söylemler oradaki aşırı milliyetçileri vatandaşımıza karşı kışkırtmaktan ve hayatlarını çekilmez hale getirmekten başka bir sonuç ortaya çıkarmayacaktır.

Adamların istediği tam da bu. Tahamülsüzlük yaratılarak oradaki soydaşımızı göçe zorlamak.

Aynen 1877-1878 harbi sonrası, 1900’lü yılların başlarında ve en son 1989 sonrası yaşanan toplu göçler gibi göçlerle baş başa kalıverirsiniz bir anda.

Bundan dolayı bu pazarki seçimlerde verilecek oy partiden ve kişilerden çok öte bir durumdur.

Orada verilecek oy oradaki varlığımıza verilecektir.

Şu anda kişilere ve hatalara takılmadan bu davaya sahip çıkma zamanıdır.

Burada olaya kurumsal açıdan bir dava meselesi olarak bakılmalı.

Ve her ne kadar bu seçimlerde başarı olarak yüzde 4’lük barajı geçip parlamentoya girme olarak benimsenmiş olsa da bu duruma çok takılmamak lazım.

Girse de girmese de burada önemli olan devamlılığı sağlayabilmektir.

Kaldı ki yeni kurulan parti açısından asıl başarı kıstası, barajı aşmak değil, eski partiyi mağlup ederek soydaşlarımızın esas temsilcisi olmasıdır.

Tabii burada en önemli görev parti yönetimine düşmektedir.

Seçimlerden sonra eksikleri iyi analiz ederek yeniden yapılanmaya gidilmesi zarurettir.

gurcayem@misyongazetesi.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
09Tem
06Haz

5G melek mi, şeytan mı?

15Eyl

YTB'nin önemi ve statüko

23Mar
16Ara