Balkan göçmenleri gerçeği ve bazı çakma milliyetçilerin haddini bilmezliği


Değişik dönemlerde Balkanlar'dan tekrar ata topraklarına dönen soydaşlarımız, Edirne'den Diyarbakır'a, Samsun'dan Adana'ya, ülkemizin dört bir yanındaki varlıklarıyla, ülke nüfusunun çok önemli bölümünü teşkil etmekte.

Ama bundan öte, girişimci ve ilerici düşünce tarzıyla gittikleri her bölgeye pozitif katkılar yapmışlardır. Ülkemizin en gelişmiş şehirlerin sanayi ve ticaret bölgelerine gidin, ezici çoğunluğu Balkanlar kökenlilerden oluştuğunu göreceksiniz. Sadece bu alanda değil; Kültür, sanat ve spor alanlarında da en başarılıların arasında hep bizim insanımız vardır. Bilim ve akademik çevrelerde de aynı şekilde. Görev yaptıkları her yerde hep en başarılıların arasında yer almışlardır. Oturdukları semtlere gidin bir bakın. Evleri, bahçeleri, oturdukları sokakların düzeni ve temizliği ile hep örnek olmuşlardır.

Hepsi bu tartışılmaz gerçekler ortadayken zaman zaman birileri çıkıp Balkanlar camiasına haddini aşan sözler sarfettiğine şahit oluyoruz. Bu camiayı sanki yabancı bir kavim gibi göstermekten, hatta dinsizlik ve imansızlıkla suçlayacak kadar ileri gidenler de var. Oysa bu camia öz be öz şanlı Türk soyundan gelmesinden öte yıllardır en zor şartlarda her türlü baskıya rağmen, bulundukları topraklarda boyun eğmeden Türklüğümüzü ve dinimizi asla geri adım atmadan savunmuşlardır.

Bu soydaşlarımızın ilk ataları, herkesten önce o topraklara giden Osmanlının en cesur fertleri Akıncılardır. Bundan dolayı soydaşımıza laf söylemeye kalkışmadan önce kırk defa düşünmek gerekir.

Burada oturup milliyetçilik taslamak dünyanın en kolay işidir. Gideceksin bu milliyetçiliği senin soyuna, kavmine ve dinine en azılı düşmanlarının ülkelerinde yapacaksın. Tabii, bir yerin yiyorsa!

İşte soydaşlarımız, Evlad-ı Fatihan'larımız yıllarca böyle ortamlarda dimdik durarak, hiç boyun eğmeden dinimizi de, Türklüğümüzü de her türlü baskı ve zulme rağmen savunmuşlardır. Milliyetçilik konusunda da, din konusunda da kimseden nasihat almalarına ihtiyaç da yoktur.

Bu camia, bu konularda ancak ders verir. Balkanlar'da sayısız türbe ve dinimizin kutsal mekanları varken soydaşlarımızı dinsizlikle itham etmek densizliktir. Ki soydaşlarımız, dinimizi doğrudan Kitabımızı rehber alarak yaşayıp uygulamakta. Sapkınlık yuvası olan tarikat ve cemaatlerde bulunarak değil.

Aramızdan bazılarımızın seçtiği hayat tarzını bütün soydaşlarımıza genellemeye kalkışmak da hadsizliktir. Kaldı ki hayat tarzından dolayı kimse kimseyi yargılayamaz. Bunun kararını verecek tek makam ilahi takdirin makamıdır. Zamanı gelince herkes kendi hesabını orada verir.

Kişilerin hayat tarzı kendilerini ilgilendirir. Bunun dışında bu insanlarımızda ne hırsızlık vardır, ne kul hakkı yeme, ne hainlik, ne de sapkınlık. Ama diğer yandan bir de sözde dindar geçinip de yapmadıkları hırsızlık, sapkınlık, ahlaksızlık ve kul hakkı yeme kalmayanlar da var. İnsanoğluna kim daha çok zarar veriyor? Kişisel olarak hayat tarzı ile kendi hayatını yaşayıp kimseye bir zararı olmayan mı? Yoksa her türlü şerefsizliği yaparak çevresine de zarar verenler mi? Bu tür heriflerin her yeri dindar olsa ne olacak olmasa ne olacak.

Yavşaklık yapmaktan başka hiç bir meziyeti olmayan milliyetçi bozuntuzu biri camiamıza laf atma gafletinde bulunmuş. Bu tür çakma milliyetçilere tavsiyemiz haddini bilmeleridir. Ağzından çıkanları kulaklarının duymasıdır. Milliyetçiliğin yüz karası olan bu tür kişileri milliyetçi kardeşlerimizin içinde barındırmaları onlara yakışmıyor.

Çok net biliyoruz ki gerçek milliyetçi kesim için dünyanın neresinde olursa olsun soydaşlarımız onlar için baştacıdır. Aksi de düşünülemez zaten. Zira soydaşlarımızın her biri de bulundukları bölgelerde verdikleri kimlik mücadelesinden dolayı zaten her şeyden önce doğal milliyetçidir.

Aslında suç biraz da kendimizde. Gerek nitelik, gerekse 20 milyona yakın insanımızla, öteden beri dediğimiz gibi, neredeyse parti kurup iktidar olacak ve ülkemizi çağdaş gelişmiş ülkeler seviyesine taşıyacak kadar inanılmaz potansiyele sahip olmamıza rağmen, bu tür abuk subuk heriflerin sözlerine maruz kalıp duruyoruz.

Şimdi de aynı şey olacak. Camiamızdan tepkiler yükselince, bu çakma milliyetçi çıkacak özür dileyip, yanlış anlaşıldığını, aslında göçmen camiasını ne kadar çok sevip saydığını söyleyecek ve biz de bunun üzerine olayı yine sineye çekip köşemize çekileceğiz.

Ne zamana kadar? Bir hadsizin teki çıkıp yine benzer sözler söyleyene kadar. Tırnağımızın ucu olamayacak tiplerin bir sonraki hakaretine maruz kalana kadar. Biz de o zamana kadar yine birbirimizin arkasından fitne çevirmeye, birbirimizin kuyusunu kazmaya devam edeceğiz.

Bu zihniyette olmaya devam ettiğimiz sürece, kendimize öz eleştiri yapıp birlik içinde olamadığımız sürece daha çok bu tür sözlere ve yaklaşımlara maruz kalacağız.

Ama elbet bir gün bu camia doğruları bulacaktır. Bunun olacağından zerre kadar şüphemiz yoktur. Sadece camiamız değil, Balkanlar-Anadolu-Kafkaslar ve ötesi hep beraber bizi bölmek için aramıza her türlü fitneyi sokanların üstesinden gelecektir.

Gün gelecek, el ele verip bu şanlı Türk soyuna takdiri İlahinin iradesi ile yine hak ettiği zaferler yaşatılırken, bu yolda en önemli unsurlardan biri yine Balkanlar'dan gelenler olacaktır.

gurcayem@misyongazetesi.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!