KARA AHMED - BİR CİHAN PEHLİVANI

Kara Ahmed, Bulgaristan’ın Rusçuk ilinin Razgrad ilçesine bağlı Umurköy’de, 1871 tarihinde doğdu. Uzun Ali Ağa’nın oğludur. Güreşe çocukluğunda başladı. Yirmi yaşına gelmeden Razgrad yörelerinde başa çıktı. İlk ustasının yakın köylüsü Torlaklı Hâfız Pehlivan olduğu sanılıyor.  1892’de İstanbul’a gelerek bir müddet için Tahtakale’de Leblebici Hanı’na yerleşti. Bu sırada yakın köylüsü Ezelceli Hergeleci İbrahim Pehlivan’a çırak oldu ve Mısırlı Prens Abbas Halim Paşa’nın himayesine girdi. Bu nedenle “Paşa’nın Pehlivanı ” diye anılırdı.

KARA AHMED - BİR CİHAN PEHLİVANI
Spor
Kara Ahmed, Bulgaristan’ın Rusçuk ilinin Razgrad ilçesine bağlı Umurköy’de, 1871 tarihinde doğdu. Uzun Ali Ağa’nın oğludur. Güreşe çocukluğunda başladı. Yirmi yaşına gelmeden Razgrad yörelerinde başa çıktı. İlk ustasının yakın köylüsü Torlaklı Hâfız Pehlivan olduğu sanılıyor.  1892’de İstanbul’a gelerek bir müddet için Tahtakale’de Leblebici Hanı’na yerleşti. Bu sırada yakın köylüsü Ezelceli Hergeleci İbrahim Pehlivan’a çırak oldu ve Mısırlı Prens Abbas Halim Paşa’nın himayesine girdi. Bu nedenle “Paşa’nın Pehlivanı ” diye anılırdı.

Haber Editörü:

İflah olmaz bir araştırmacı olan Ergün Hiçyılmaz, Cihan Pehlivanımız Kara Ahmet için şöyle yazmakta;

“Trablus ipeklisinden rengârenk sarığı, XIV. Lui kumaşından kısa ipekli şeritlerle işlenmiş sakosu, lacivert poturu, rugan ayakkabıları ve Şam ipeklisinden gömleği ile baş döndüren bir görüntü.

Fotoğrafı çekilseydi böyle çıkacaktı.1.80 boyundaki 103 kiloluk bu güreş devi bakıra çalan ve çoğunlukla müstehzi batan bir yüze sahipti. Siyah bıyıkları II. Abdülhamid'in taktığı 2. dereceden Nişan-ı Osmani kadar parlaktı.

Güreşmesi de aynı parlaklığı taşır. Hergeleci İbrahim'in çırağı olmuştur.Tarif etmeye çalıştığım kişi, yad ellerde her türlü tezgâha sportmence karşı koyup Cihan Şampiyonluğunu bileğinin hakkı ile kazanan ve cihan kemerini takan Kara Ahmet'tir.

Paris Folies Berger'deki tanıtım merasiminde gözler Kara Ahmet'in üstündedir. Bilumum "dilber tatlısı" da onunla tanışmak için yarışmaktadır. Tanışma şansına erişenlerden biri de madam Janet'tir. Hafif baş eğişi ve memnuniyet ifade eden bakışı ile mukabelede bulunur, pehlivan. Yani bakış iadeli taahhütlü ve adrese teslim olup, sonuç malumdur. Önce göz göze, sonra diz dize. Janet hanım, balık ağını andıran siyah file çorapları ve aynı rengi tamamlayan çaleçonu ile (Fransız kadın külotu) ritmine biraz da bale sanatı ekleyen Folies Bergere'in bu yıldızı, giderek pehlivanı da büyüleyecektir. Janet, bu ahval içinde, çevresi 1 metre 24 santim olan Kara Ahmet'in göğsünde gelecek hülyalarına dalıp gitmektedir. Julietta ve diğerleri Kara Ahmet'ten "Kırmızı kart " görmüştür. Şampiyonluk girdabında başka isimlerle de karşılaşırız.

Pehlivan rakiplerini, Janet de rakibelerini devirmektedir. Kara Ahmet birer birer tüm rakiplerini ve sonunda 2 metre boyundaki, 130 kiloluk Paul Pons'u da 7 dakikada devirmiştir. Artık o, aman tanımayan dünya şampiyonudur. (1899) Paris'teki Osmanlı sefaretinde ve konsolosun huzurunda dini nikah da kıyılmıştır. Kara Ahmet ile ve dest-i izdivaç eyleyen Madam Janet, din değiştirip Ayşe Zarife olmuştur.

Ne var ki, Kara Ahmet'in 33 yaşında hâlâ şüpheler taşıyan İstanbul'daki ölümü ile Ayşe Zarife Hanım, dul kalır. O sırada devreye İstanbul'daki "Oruzdiibak" mağazalarının her şeyi Süleyman Beyin girmesi bir hayli ilginç.Ayşe Zarife için gâvurluğundan, dansözlüğüne kadar söylenmedik laf kalmaz...

Ayşe Hanım valizini toplar ve Paris'e döner. Tekrar din ve ad değiştirip, gene Madam Janet olur. Ve gene bir güreşçiyle, Kara Ahmet'in rakibi Petersen'le evlenir."

***

Kara Ahmed, Bulgaristan’ın Rusçuk ilinin Razgrad ilçesine bağlı Umurköy’de, 1871 tarihinde doğdu. Uzun Ali Ağa’nın oğludur. Güreşe çocukluğunda başladı. Yirmi yaşına gelmeden Razgrad yörelerinde başa çıktı. İlk ustasının yakın köylüsü Torlaklı Hâfız Pehlivan olduğu sanılıyor. 

1892’de İstanbul’a gelerek bir müddet için Tahtakale’de Leblebici Hanı’na yerleşti. Bu sırada yakın köylüsü Ezelceli Hergeleci İbrahim Pehlivan’a çırak oldu ve Mısırlı Prens Abbas Halim Paşa’nın himayesine girdi. Bu nedenle “Paşa’nın Pehlivanı ” diye anılırdı.

Kara Ahmed ilk önemli güreşini Gelibolu Mevlevî Şeyhi Mustafa Daniş Efendi’nin, 23 Ağustos 1894, Perşembe günü, Çardak’ta yaptırdığı düğünde yapmış ve Kazandereli Memiş’i yenmişti. Çardak güreşinden bir sene sonra A. Pierre, Kara Ahmed ile Hergeleci İbrahim’i Paris’e götürdü.

Bundan sonra Avrupa’nın ve Rusya’nın bazı şehirlerinde güreşler yaptıktan sonra Ocak 1896’da İstanbul’a döndü. Bu senenin ekim ayının son günlerinde İstanbul’da Kartal Soğanlı’da yapılan bir düğün güreşinde Adalı Halil ile yenişemediler.

Kara Ahmed ve Hergeleci İbrahim, Kasım 1896’dan sonra Rusya’nın başkenti Petersburg’da güreşti. Bu şehirde “Ciniselli Sirki” nde bir Rus güreşçisiyle güreşirken, Rus’un sert güreşmesi üzerine, yumrukla dişlerini kırmıştı.

Kara Ahmed, 1.80 boyunda 100-105 kilo ağırlığında kısa ve kalın kolları olan bir pehlivandı. Cesurdu, sert ve hırçın, hatta gerekirse kavga ederek güreşirdi. Yağlı güreşte hiçbir zaman çağının baş pehlivanları arasına katılamadı. Çoğu zaman Kurtdereli Mehmed, hatta Küçük Yusuf ile karşılaşmaktan kaçınırdı.

Ahmed’in vücut yapısı grekoromene daha çok elverişliydi. İstanbul’da bulunduğu sürece Faik Hoca’nın Beyoğlu’ndaki Alman Tötanya Klübü’nde verdiği jimnastik derslerinden yararlanıyor ve Tatavla Klübü’ne giderek İtalyan hocadan grekoromen dersleri alıyordu.

***

Koca Yusuf’un hazin ölümünün ardından Avrupalı güreş organizatörleri yeni bir Türk güreşçi arayışına girdiler. 1.80 boyu ve 105 kilo ağırlığıyla dışarıdan pek alımlı görünmese de, kazandığı güreşlerle herkesi kendine hayran bırakan Kara Ahmed dikkatlerini çekince, onu 1899 yılında düzenlenen ilk dünya (grekoromen) güreş müsabakasına davet ettiler. Kara Ahmed, Bu müsabakanın finalinde 138 kiloluk Laurent Le Beaucairois’i mağlup ederek “Dünya Şampiyonu” unvanını kazanan ilk Türk güreşçi oldu.

Bu başarıdan bir yıl sonra organizatörler, Kara Ahmed’in karşısına, daha önce üç kez dünya şampiyonu olmuş ve kendisine meydan okuyan Fransız güreşçi Paul Pons’u çıkardılar. Psikolojik baskı ve sinir savaşı altında geçen ilk üç güreşte Kara Ahmed, rakibi Paul Pons’u alt etmesine rağmen, “çelme attı” iddiasıyla galip sayılmadığı müsabakalardan bir netice alamadı. Paul Pons ise “Dünya Şampiyonluğu” unvanı için Kara Ahmed’e meydan okumaya devam ediyordu. 12 Ocak 1900’de Kara Ahmed tarafından güreş komitesine gönderilen bir mektup üzerine komite, Türk pehlivanın taşıdığı “Dünya Şampiyonluğu” unvanı için Kara Ahmed ile Pons arasında son defa olarak bir güreş yapılmasına karar verdi. İki saat sürecek müsabakanın şartlarına göre Paul Pons, bu dördüncü güreşte de Kara Ahmed’i yenemezse unvan Fransızların “Karamel” adını taktıkları Türk pehlivanda kalacaktı.

15 Ocak 1900’de Paris’in “Folier Berger” tiyatrosunu akşamdan doldurmaya başlayan seyirciler yerlerini almışlardı. Adeta iğne atılsa yere düşmeyecek derecede kalabalık vardı. Saat 11.00’da çalınan güreş marşıyla sahne perdeleri kalktı. İki pehlivan da ortaya geldiler. Verilen işaret üzerine önce birbirleriyle tokalaştıktan sonra hamleler başladı. Paul Pons’un hamle yapacak cesareti yoktu. Güreşçiler başlarını birbirlerinin omuzlarına dayayarak fırsat kollarken bir aralık Pons, Kara Ahmed’e hamle etmek istediyse de Kara’nın şiddetli savunması Pons’u eski vaziyetini almaya mecbur etti. Kara Ahmed, Pons’u önden çapraza almak istedi. Pons, yan başı yaparak kurtuldu. Sonra Pons, Kara Ahmed’i önden ve koltuklarının altından çekerek çifte kaz kanadı yaptı ve uzun kollarını Kara Ahmed’in yüzünde birleştirdi. Artık herkes Kara Ahmed’in sert bir şekilde yere düşeceğini ve o sırada sırtı yere gelerek mağlup olacağını zannederken, Kara Ahmed’in şiddetle silkinmesi üzerine yere Pons, yüzü koyun düştü. Seyirciler hayret ve şaşkınlık içerisinde bu hamleyi alkışlayarak “Brova Kara Ahmed!” “Yaşa Türk!” sesleriyle, tiyatro salonunu çın çın inletmeye başladı. Kara Ahmed’in Pons’a yerden kalkmasını söylemesi üzerine güreş ayakta devam etti. Kara Ahmed ne zaman isterse rakibini yere düşürüyor, fakat bir türlü vücudunu çevirmeyi başaramıyordu. İki saat süreceği açıklanan güreşin son dakikalarında Pons’un hamlelerini savuşturan Kara Ahmed, bitiş düdüğünün çalmasıyla birlikte galibiyetini ilan etti. Çünkü Pons’un meydan okumasına karşılık, belirlenen şartlara göre bu dördüncü güreşte de Kara Ahmed’i yenemezse unvan Türk pehlivanda kalacaktı. “Pehlivanlar Pehlivanı, Şampiyonlar Şampiyonu” olan Kara Ahmed’in galibiyetinin ilan edilmesi üzerine seyirciler “Folier Berger” tiyatrosunu alkışlarla inletmeye başladılar. Kadın-Erkek herkes sandalyeler üzerine çıkmış şapka, mendil ve bastonlarını sallayarak “Bravo Kara Ahmed!”, “Yaşa Türk!” diye bağırıyorlardı. Kara Ahmed de nazik reveranslar yaparak halkın sevgi gösterilerine karşılık veriyor ve öpücükler yolluyordu. Altın kemerin takıldığı sırada seyirciler tarafından atılan çiçeklerle adeta bir çiçek bahçesine dönüşen sahneden çekilen Kara Ahmed’i tiyatro dışarısında bekleyen seyirciler onun kapıda görünmesi üzerine tekrar ortalığı alkış ve “Yaşa! “Bravo” şeklindeki tezahüratlarla inletmeye başladılar. Buna karşılık mağlup olan Paul Pons ise öfkeli ve sinirli bir şekilde Kara Ahmed’in elini bile sıkmadan orayı terk etmişti. Pehlivanlar Pehlivanı olan ve unvanını koruyarak İstanbul’a dönen Kara Ahmed, Sultan II. Abdülhamid tarafından Osmani Nişanı ile ödüllendirildi ve kendisine maaş bağlandı. Kazandığı güreşler ise Türk basınını günlerce meşgul ederek dönemin gurur kaynaklarından biri oldu.

***

Güreştikleri arasında ünlü güreşci Laurent de vardı. Bununla yapılan bir saat 6 dakikalık çok sert güreşte, Kara Ahmed galip gelmiş ve ayakta alkışlanmış ve Kara Ahmed Cihan Pehlivanı ilân edilerek altın madalya ve para almıştır.

Kara Ahmed ünlü Rus güreşçisi Pytlasinski’yi de 53 saniyede yenerek onun Paris’i terk etmesine neden olmuştur. Kara Ahmed bundan sonra Berlin’de, Viyana’da, Hamburg’de, Peşte’de birçok güreşler yaptı. Fakat bu sırada Kara Ahmed’in ayakları şişmekteydi. Bu kalbinden rahatsız oluşunun ilk belirtisiydi. Fakat kendine hiç bakmıyor ve tedaviye de yanaşmıyordu. 21 Ekim 1900 tarihinde İstanbul’a döndü. Fakat 1902 yılı Ocak ayında eşi ile Paris’e gitti. Burada yaptığı güreşlerde hep galip geldi. 14 Mart 1902’de Petersen ile güreşti. Güreş esnasında göğsünde ve kollarında sancılar başladı ve güreşi yarıda bırakarak hastahaneye yattı. Birkaç gün tedavi gördü. Bu onun son güreşi idi.

***

16 Mayıs 1902’de İstanbul’a döndü. Artık küçük bir ev alıp eşi Ayşe ile İstanbul’a yerleşmek istiyordu. Kendisine Aksaray etrafında bir ev haberi verdiler. 25 Mayıs Pazar günü sabahı Aksaray’da Sinekli Bakkal’da Erzurumlu Rıza’nın kahvesi önüne geldiklerinde, Ahmed “Bir fenalık hissediyorum” diyerek yere düştü. Buradan zorlukla kalkarak arkadaşı Hayri ile kahveye girdiğinde iki defa “Ah, Ayşe” diyerek vefat etti. Saat 14.30’da sekteyi kalpten ölmüştü.

Cenazesi Süleymaniye Camii civarındaki Deveoğlu yokuşunda bulunan Hamza Bali Camii’ne kaldırıldı. 26 Mayıs 1902 Pazartesi günü sabahı yıkanıp, kefenlendikten sonra, kendisini seven büyük bir halk topluluğu tarafından Unkapanı’na indirilip oradan kayıkla Eyüp Sultan Camii’ne götürüldü. Öğle namazından sonra cenaze namazı kılınarak Piyer Loti’ye çıkan yokuşun başında sol taraftaki mezarlığa gömüldü.

Vefatında 32 yaşında olan Kara Ahmed, defnedildikten sonra o akşam mezarının yanından geçenler kabrin içinden derinden derine bir takım seslerin gelmekte olduğunu duyarak, bunu hemen yetkililere bildirdiler. Ertesi gün pehlivanın kabri açıldığında, Kara Ahmed’in göğsünün, ellerinin ve yüzünün kanlar içinde olduğu, yani tırnaklarıyla göğsünü parçaladığı görüldüğü öne sürülmüştü…

Son Güncelleme: 13 Mayıs 2019 17:57
  • Etiketler

HABERİ PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

BUNLARA DA BAKIN