Bir yıla veda ederken

Zor bir yılın sonuna gelindi. Yılın bilançosu hepimiz için çok ağır oldu. Her gün aldığımız ölüm haberleri ile sarsıldık. Asabımız, huzurumuz ve ekonomimiz bozuldu. İnşallah, yeni 2021 yılında birazcık daha mutlu bir yaşantımız olur! Bütün okuyucularımın yeni yılını kutluyorum! Bugün, yıl için yazdıklarıma bir göz attım ve dikkatinize bazı kısa metinler sunuyorum...

PAYLAŞ
Bir yıla veda ederken
Zor bir yılın sonuna gelindi. Yılın bilançosu hepimiz için çok ağır oldu. Her gün aldığımız ölüm haberleri ile sarsıldık. Asabımız, huzurumuz ve ekonomimiz bozuldu. İnşallah, yeni 2021 yılında birazcık daha mutlu bir yaşantımız olur! Bütün okuyucularımın yeni yılını kutluyorum! Bugün, yıl için yazdıklarıma bir göz attım ve dikkatinize bazı kısa metinler sunuyorum...

Zor bir yılın sonuna gelindi.

Yılın bilançosu hepimiz için çok ağır oldu.

Her gün aldığımız ölüm haberleri ile sarsıldık.

Asabımız, huzurumuz ve ekonomimiz bozuldu.

İnşallah, yeni 2021 yılında birazcık daha mutlu bir yaşantımız olur!

Bütün okuyucularımın yeni yılını kutluyorum!

Bugün, yıl için yazdıklarıma bir göz attım ve dikkatinize bazı kısa metinler sunuyorum...

14.01.2020

... Söyleyin, efendim, Bursa - Filibe uçak seferleri ne zaman başlıyor? İşte bunun cevabını henüz kimse veremiyor, fakat Bulgaristan ve Bursa medyaları son günlerde, bu güzergahta yeni başlayacak uçak seferleri haberini tam sayfa ve boy boy fotograflar eşliğinde yansıtmakta. Güya, iş insanlarımız tarafından çok büyük ilgi duyuluyormuş. Sanacaksınız ki, Filibe ovasına onlarca Bursalı sanayici fabrika bacası dikmiş veya dikmek üzere... Fabrikatörlerin zaten özel uçakları var ama bizim yüzbinleri ifade eden göçmen milletinin böyle bir uçak seferinden gerçekten büyük gereksinimi bulunmakta. Şimdi otobüslerde 8 -10 saat süren otobüs yolculuğunda pestil olmaktan ne zaman kurtulacağız?...

01.02.2020

... Sayın Mevlüt Çavuşoğlu'nun verimli Bulgaristan ziyaretini takip ettim. Ayrıntıları medyalar yazdı ve çizdi. Dışişleri Bakanımız, başkent Sofya'da bir sürü resmi temaslarda bulundu ama benim aklım fikrim bir mevzuya takıldı kaldı. Geçenlerde memlekette yaşayan tecrübeli bir gazetecinin, çalıştığı belediyede işine son verildi. Bu olay kimsenin dikkatini çekmedi. Artık o arkadaş, akşamları evine ekmek götüremiyor. Evinin ışıkları söndü, ailesini derin bir hüzün kapladı... Görevinden neden mi alındı? Sadece yalaka ve yandaş gazetecilik yapmadığı için. Kovulan o gazeteci dışında, Mustafa Karadayı'ya Türkan Çeşme'de neden AK Parti milletvekilleri yok sorusunu başka kimse soramıyordu..

28.03.2020

...Hafta içinde, başka bir husus daha dikkatimi çekti. Son dönemde buradaki müftülük sisteminin genel sekreterleri sırasıyla bayağı garip adamlar çıktı. Birincisi; Hristiyan bir Bulgardı ve doğal olarak azılı bir milliyetçi olarak bilinirdi, şimdilerde sözde "patriyotik" medyalarda, salyalar akıtarak, sadece anamızı bellemekle uğraşmakta... İkincisi; Giyim kuşam yerindeydi, jöleli perçemi dahil. Geçen gün, müftülükte çalışan bir görevliye, o fiyakalı gencin akıbetini sordum. Aldığım cevap kısa ve netti; " Teröristti, kendisi!" Hiç afalamadım değil ama ikinci sorumu patlattım; "Din kardeşim, o zaman bu Amerikan ödenekli hainlerin ne işi vardı burada, hani bunların maaşlarını Türkiye Cumhuriyeti ödüyordu?" Şık takım elbiseli ve kırmızı ipek kravatlı müftülük görevlisi koşar adım benden uzaklaşmayı yeğledi ...

09.04.2020

... Tuna’da at sularken boylu poslu akıncı, kavak dallarına konan kuşlara, heybesinden el sallıyordu büyük dedem. Asırlar gelip geçti, akıncı torunlarına çeşitli hain tuzaklar kuruldu. Dağ başında veya yol dönemeçlerinde kim vurduya gitti nice ömürler. Nice kudretli yiğit oğlan, nice selvi boylu dilber amansızca ve teker teker katledildi. Günahsız kuzuların kanı oluk oluk akıtıldı. Sabah tenhasında otağımız basıldı, ocağımız söndürüldü. İhtiyarlarımızın göz yaşı hiç kurumadı, beşikteki bebek bile susturuldu. At izinin it izine karıştığı alaca karanlıklarda, ölümü kuşanmış beklerken, pusuya yatmış zalimlerden hiç korkmadık. Bizim dirimizden, adımızdan ve kanımızdan hep korktular...

18.05.2020

... Kalpler kana boyanırken, 1 000 370 özgürlük çiçeği yeniden açtı. Zalimin demir uçlu copları, delikanlıların kırılan kemikleri, ince belli kızların koparılan kalın belikleri, cop izlerinden akan oluk oluk sımsıcak kırmızı kan, alelacele kesilen kuzuların sıcak derisine sarılan yara bere içindeki bedenler birbirine karıştı… 19 Mayıs, Saatçi Ömer’in Sofya’da ölüm hücresinde devleştiği andır, Hüsniye ablanın Mestanlı’da tankı durdurduğu gündür, Cebelli Avni’nin bayrak oluşudur, Paniş'in sırtında taşıdığı büyük yaradır, Rasim’in Belene’de çizdiği karakalem portredir…

11.06.2020

... Gündeme dair notlarıma bakılırsa, yakın zamanda Peevski veya onun işaret ettiği birisi başbakan olabilir. Herifin önü adeta kesilemiyor, parasının gücüne inanmış bir kere ve önüne gelen herkesi, her makamı ve her mevkii satın alabiliyor. Dozer gibi ezip geçtiğinden, herkesi susturabiliyor ve korkutuyor. Halbuki düne kadar çulsuzun tekiydi, bugünkü finansal gücü ise tanıdık mafyavari odakların sayesinde eldi edinildi. Bir sözle devletin ve halkın parasını açıkça çaldılar bu yavuz hırsızlar... Peevski ve onun gibilerini sahneden indirilmeden, Bulgaristan'daki Türkleri de iyi günler beklemiyor. Peevski, şimdi Türklerin lideri konumunda, ayrıca bütün Bulgaristan toplumu için bir tehdit unsuru olmaya devam ediyor. Bugün Peevski'nin diktatı altında siyaset yapmaya mecbur kılınıyoruz...

11.07.2020

... Bugün Rosenets limanı bir anda toz duman içinde karıştı ve tanıdık senaryolar sayesinde, kendimizi yeni bir etnik kavganın eşiğinde bulduk. Her zaman olduğu gibi, Bulgaristan'daki bütün "olumsuzlukların arkasında yine Türkler duruyor." Yeniden onlar "suçu ve günahlı!" Otuz yıldır, bu beyaz şapkalar sayesinde bizlere işte bu imaj kazandırıldı, fakat bir sözle, asıl bunun suçluları ise bizim arkamızda gizlenen yavuz hırsızlardır... Artık cümle alem anladı ki, neden derin devlet maskesi altında gizlenen bir avuç elemanın elinde, nasıl yıllar boyu birer sessiz piyon gibi vahşice kullanılmaktayız...

10.08. 2020

... Sadece birkaç hafta öncesi Otmanli sahilinde, NSO'nun mutra kılıklı subayları nasıl da gaddarca böbürlenip ülkenin milli bayrağını bile bir paçavra bezi gibi tenha bir köşeye fırlattılar. Bu subay bozuntularına, sanki kendilerini bir milli sembolden daha üstün görmeleri için adeta aşılanmışlardı. Halbuki, bir Türk asıllı kardeşimiz, aynı bayrağı bu şekilde fırlatmış olsaydı, bunun kavgası en az daha beş asır boyu sürüp giderdi... Hele bir de bizimgillerden dayılanan ve gözü dönmüş bir tip vardı, özel mülkiyete tecavüz var diye, avaz avaz sesi çıktığı kadar bağırmayı bir türlü abes görmüyordu. Hasan Çavuş'un Kırcaalileri ise devletin limanına yaklaşan büyükçe bir tekneye tekme sallıyorlardı, hem de araçtaki vatandaşlara küfür etmekten hiç çekinmeden...

17.09. 2020

...

Gün geçmiyor, birileri çıkıyor ve sarf ettiği zehir zemberek sözleriyle göçmen camiasının kanına fena şekilde dokunuyor ve tamamen konsantrasyonunu bozuyor. Bu saatten sonra, gerçekten bunun ana sebebini açıklık getirmeliyiz ve buna bir son vermeliyiz. Bu güruha kaşı sert bir bicimde mücadele etmeliyiz. Hatta, hiç çekinmeden yetkili devlet birimlerini devreye sokmalıyız, çünkü ortada bir aktif ayrıştırma, kin, nefret, çatışma ve yabancılaştırma cabası gözükmekte...

22.10.2020

... Geçen asrın başına döndüğümüzde, birkaç zanaatkar Vrangacı ( Smolyan'nın Petkovo köyünden gelen Bulgarlar ) hariç, Kırcaali şehrinde, hemen hemen tek Bulgar yaşamamaktaydı. Sıçanlıların istilası ise henüz başlamamıştır. İlk gelenlerin aç karınlarını, yine bizim yerli Türkler doyurmuştur... O dönemde Kırcaali ve çevresinde sadece temiz Türk köyleri bulunmaktaydı. O zaman soruyoruz, 21 Ekim 1912’de, Bulgar Ordusu ve takibindeki soyguncu çeteciler, yerel Türk ahalisini kimden ve neden "kurtarmışlardır"? Türkleri Türklerden mi kurtarmış veya koparmış oluyorlar? Evet, kesinlikle yeni bir devlet kurulmuş ve ona bu bölgenin toprakları dahil edilmiş ama Türkler kesinlikle kimseden kurtarılmamıştır...

20.11.2020

...Kırcaali'den bilgiç bir arkadaşım sürekli bana mesajlar atar durur. Bugün ise bayağı efkarlı bir şekilde biraz insanların suskunluğundan dert yandı. Güya bizim toplumun artık ne sesi çıkıyormuş, ne de duyuluyormuş, kendisine göre, artık insanımız çok korkar ve çaresiz olmuş. Bireyselliğin gelişmediği bir asosyal azınlık toplumuna dönüştüğümüzü belirtmeyi de unutmadı. Dahası eleştirilmek, reddedilmek ve onaylanmamak korkusu ileri boyutlara ulaşmış. Bu korku nedenini örneklemesini istediğimde ise, şunları yazdı: "Bak kardeşim, halkın aciz durumu ortada, her gün Batı Avrupa'dan bir gencimizin korona virüsünden dolayı ölüsü getiriliyor memlekete. Kimse çıkıp da sormuyor: - Bunca gencimiz, neden acı dolu gurbet yollarına düştü?... 

15.12.2020

... Sadece diplomatik dilde söylenmiş bir nezaket mesajı ulaştı elinize ama nedense ülkedeki siyasi harman bir anda alevlendi. Şimdi neden bunca tedirgin oluyorsunuz ki? Yıllar boyu milleti darmadağın edeceksiniz, soykırıma uğratacaksınız, ülkeden kovacaksınız, şimdi kalkıp Türkiye'den medet umacaksınız... Artık Türkiye realitesini göz ardı edemezsiniz. Peevski'nin medyalarına göre, güya Tayip Erdoğan, Bulgaristan'daki Türkleri bir anda yeniden konsolide etmiş ve aralarındaki bölüşmeye son noktayı koymuş... Ayrıca, Ahmet Doğan ile yürütülen savaş kaybedilmiş... Yapmayın beyler! Neler sayıklıyorsunuz siz? Bizim toplumda artık eğitim görmemiş bireyler kalmadı. Kendi kendinize gelin güvey olmayınız ve kimseyi böyle bariz şekilde kandırmaya kalkışmayınız!...

Mümin TOPÇU

 

  • Etiketler
HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN