Gazi Dedenin Dilinden 19 Mayısın Anlamı


 

İyi günler sevgili Misyon okurları!

Biz yurt yaşayanlar milli ve dini bayramları hep biraz buruk geçiririz. Tek tesellimiz eski güzel ve coşkulu kutlamaları hatırlamaktır. Sonra da derin bir ah! Çekerek, şimdi memleket de olmak vardı diye iç geçiririz. Daha doğrusu geçirirdik.

Oysa son yıllarda saçma sapan engellemeler ve yasaklarla bayramların tadı tuzu kalmadı. Televizyonlarda görüyorum. Gene binlerce vatan sever Anıt Kabir'e koşmuş. Pek güzel etmişler de Türkiye Anıt Kabir'den ibaret değil.

Bizler 50- 60 yıl önce yurdun en ücra köşelerinde bile, imkanlar dahilinde bayramları kutlardık. 19 Mayıslar önce okullarda ve her yerde tarihi ile anlatılır, nasıl büyük bir dirilişin, kurtuluşun ve yeniden devlet millet olmanın anlamları vurgulanırdı.

Yıl 1959, yer Edirne. O yıl Kurtuluş ilkokulunun dördüncü sınıfına gidiyorum. Edirne de bir stadyum var. İlk defa bu yıl öyle büyük bir yerdeki gösterilere katılacağım. Bizim okulumuz halk oyunları ile katılmayı kararlaştırmış. Aylarca süren çalışmalardan sonra, bayram sabahı bir dağın rengarenk çiçekleri gibi yollara düştük. Halk oyunları kıyafetlerimiz tornadan çıkmış gibi aynı renk ve modelde olmazdı. Herkes çocuğuna ne bulursa onu giydirir, şalvarımız, yelvelerimiz(blüz) sırmalı cepkenlerimiz ve grep şarpalarımızla sokaklarda çiçekler açtırırdık.

Bayram günü galiba evde hiç kimseler kalmazdı. Çarşıya veya stadyuma gidemeyecek olanlar bile, askerlerin öğrencilerin geçtiği yol üzerine toplanıp, gençlerine alkış tutarlardı. Gençlik aynı zamanda kuvvet, güzellik ve sağlıktı.

Bu bayramda Büyük Atamız, Türk gençliğinin nasıl bir güzelliğe ve güce sahip olduğunu göstermek istemiş. İçerideki ve dışarıdaki düşmanlarımıza karşı, sağlıklı yetişen milyonlarca gencin, gösterisiydi bayramlar.

Kızların çıplak bacaklarından tahrik olmak kimsenin aklına gelmezdi . Hatta bazı büyüklerimiz kızların kuvvetli ve kaslanan bacaklarına bakıp,

- Breh breh kızçelere maaşallah. Bu gün bir harp olsa, te bu kızçeler bu bacaklarla düşmanı denize değil, Cehenneme bile dökerler...

Diye öğünürlerdi. Yani kızların kısa şort ve etekler giymesinin amacı, genç Türkiye Cumhuriyeti'nde yetişen kızlı erkekli milyonlarca sağlıklı bir kuşak olduğunu dosta düşmana göstermekti.

Askerlerimiz de bayramlarda başka bir övünç kaynağımızdı. En zor ve en fazla güç isteyen gösterileri askerler yaparlardı. O askerlere iyice yaklaşıp, elbiselerine okşar gibi dokunduktan sonra, kendi kendi mırıldanan bir gazimizin sözleri aklımda kalmış.

- Hey, maşallah, kara kızanlarıma beyaa.. Şu urbalara , şu postallara bak. Epiciği pırıl pırıl. Valla biz harbederken böyle elbise, böyle postal İngiliz ordusunda yoktu. 7 sene askerlik yaptım. Hani şimdi genç olsam, beni askere alsalar, bu kıyafetlerle 7 sene daha gönüllü askerlik yaparım. Devletimiz kızanlarımıza çok iyi bakar beyaa.. Baksana epiciği Kırkpınar Başpelvanı gibi. Epsinde kelle kulak yerinde...

Ah, o günler ve o güzel insanlar. Vatan uğruna canlarını feda eden bütün Şehitlerimizin ve bize koca bir ülke bağışlayan o muhteşem nesillerin ruhları şad olsun.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
12Eyl
05Eyl

Kiraz Dudaklı Kadın

10Ağs

Sağlıcakla kal, canım Face'ciğim!

03Ağs

Kısa bir kurban hikayesi

18Tem

Dondurma ve fuhuş...