Başınıza zoom gelmesin...


Yaklaşık bir yıldır normal hayatlarımızı alt üst eden bir bulaşıcı hastalık ile dünyaca mücadele ediyoruz. Önce maskeleri taktık. İlk günlerde sokağa çıkınca, kendimi bir bilim kurgu filminin içinde gibi hissettim. Çünkü henüz bir kaç ay öncesine kadar böyle bir rüya görsek, hayra yorar mıydık?Bilmiyorum.

Her yerde sadece gözleri görünen maskeli insanlar dolaşıyor. Burası Almanya , burada büyük ölçüde yasaklara uyulur, maske ve mesafelere dikkat edilir. İlk üç hafta belli yaşın üstündekiler için alış veriş yasağı vardı. Neyse gençlerimiz o işleri hallettiler.

Zaman geçiyor ve yasakların kapsamı artıyordu. Dışarda yemek yiyenler için evde yemek pişirme zamanı başlamıştı. Bir çokları göre bu dönem, mutfakta ustalaşma dönemi oldu. Herhalde Corona bittikten sonra da ev yemeklerinin tadına devam edecekler. Hayatında hiç ekmek yapmamış olanlar, ekmeğin çeşidini yapıp hatta ustası oldular.

Evlerde kalma ve yasaklı olma süreleri uzadıkça yeni uğraşlar keşfetmeye başladık. Çeşitli el işleri, denenmemiş yaratıcı fikirler. Balkon ve bahçe çiçekçiliği hemen ilk aklıma gelenler oldu. Kitap okumayı sevenler için evde kalmak bir fırsata dönüştü, fakat kitap satışlarında öyle hatırı sayılır bir artış farkı var mıdır? Pek sanmıyorum. Çünkü Corona ile birlikte yağmur gibi zamlar yağmaya başladı.

Diğer yanda da işsizlikler, kapatılan iş yerleri, iflaslar bir birini takip ederken, kitaba para ayırmak, neredeyse Boğaz'da balık yemek kadar bana lüks gelmeye başladı. Elbet de yazarlar durmaksızın yazmaya ve eserlerini üretmeye devam ettiler, edecekler. Yayınevleri ve matbaaların kapanmaması, bu sektörlerde çalışanların da işsiz kalmaması için, umarım ayakta tutacak bir formül bulunur.

Diğer yandan hayatımıza giren yeni durumlar söz konusu. Uzaktan eğitim. Geçen yıl aklımızın köşesinden geçmeyecek bu bilgisayarlı eğitim sistemi, yurdumuzun en ücra köşelerine kadar yayıldı. Evlerdeki bilgisayarlar yeterli midir? Her yerde kuvvetli alıcılar var mıdır? Bu soruların cevapları ve çözümleri elbet de bizde değildir. Umuyoruz ki, memleketimizin her yerinde bu zorunlu eğitim şekli başarı ile devam ediyordur.

Buluşmalarımız ve muhabbetlerimiz de şekil değiştirdi. Akıllı telefonlar sayesinde görüntülü sohbet etmeyen kimse kalmadı. En özlediklerimiz böylece uzaktan görüyoruz. Cimrinin, reçel kavanozunu dışından yalayıp, doymaya çalışması gibi, biz de sevdiklerimize dokunamadan, kokularını içimize çeke çeke öpüp okşayamadan öylece görüyoruz işte.

Şükür mü? Eh, buna da şükür. Elbette digital yenilikler bu kadar değil. Her gün hiç duymadığım görmediğim bir uygulama ile karşılaşıyorum. Benim yaş kuşağımda olanların torunları eminim büyükanne ve büyükbabalarından çok ama çok ustadırlar. Bana gelecek olursak, ben gene digital gelişmeler konusunda, nal toplayanlar sınıfındanım.

Birkaç hafta önce hayatıma zoom diye bir şey girdi. Türkçe de çevrimiçi deniyormuş. İtiraf ediyorum, ben onu bile yeni öğrendim. Neyse efendim, bu digital yenilikler, hapşırık gibi başlayınca durmak bilmiyor. Öyle mehter takımı gibi iki ileri, bir geri gitmek yok. Hep ileri olacak.

Haydi bakalım şu zoom da nasıl bir şeymiş? Ben de açayım dedim. Dedim ama tahmin ettiğiniz gibi terler sular içinde, saatlerce bilgisayarla boğuştuktan sonra teslim bayrağını çekip vaz geçtim. Daha doğrusu işi kızıma havale ettim. Gençler için çocuk oyuncağı, yapıverdi. Fakat bu zoom denen mahlukatın bende Türkçe açıklaması yok. Geberesinin Almanca'sı da yok. İlle de İngilizce olacak. Sanki ben İstanbul daki Kapalıçarşı esnafıyım da her dilden anlayacağım. Az buçuk İngilizcemiz var dedikse, teknik terimleri anlarız demedik yani. İşin yoksa otur onca işin gücün arasında bir de Zoom İngilizcesi öğren.

Başa geçen çekilir deyip, kolları sıvayıp çalıştık elbette. Ama o stres yok mu, o kahrolası gerilim. Tam bağlanacağım, heyecanlı bir filmin ortasında kopan film gibi görüntü kaybolup gidiyor. Zomm demişler ama bana kalsa zor iş. Bundan sonra kızdığım bazı yaşıtlarıma beddua edeceğim zaman, başına zoom gelsin demeyi düşünüyorum. Neyse bir kaç hafta önce bu işi becerip, zoom davetlerine katılmaya başladım. Yarın da bir göçmen ve mübadil topluluğu olan "lakırdı kitap kulübünün " zoom toplantısına konuk olacağım. Yatmadan önce, lütfen, bana kazasız belasız zoomlu görüşmeler dileyin...

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
01May

Bahçemizin yeni gurmesi

29Oca

Başınıza zoom gelmesin...

24Oca

Kış Güneşi

04Oca
24Kas

Allah'ın Sopası