Müftü, Selanik Ve Camiamızın Acizliği


Akçakoca Müftüsü'nün Selanik göçmenlerine yönelik sarf ettiği cehalet ötesi sözleri sadece onları değil, tüm Balkan camiasını ayağa kaldırdı.

Ülkemizin her bölgesindeki STK'lar başta olmak üzere tüm kesimlerden gelen tepkilerden sonra müftü açığa alınıp hakkında soruşturma başlatıldı.

Ancak biz olaya farklı açıdan bakmak istiyoruz. Balkan insanına yönelik bu kaçıncı rencide edici söz?

Her defasında gereken tepkiler verildi ama burada önemli olan sonuç alınmasıdır. Yoksa bu tür haddini aşan söz ve yaklaşımların arkası kesilmez. Nitekim aynen de kesilmiyor.

Oluşan tepkiler karşısında sözlerin muhatapları ya hiç bir şey olmamış gibi görevlerine devam ediyor ya da görevlerinden uzaklaştırılsalar bile kısa süre sonra geri getiriliyorlar.

Boşnak kardeşlerimizi derinden rencide eden sözler sarf eden bir spor programı yorumcusu(ROK kılıklı herif) bile yoğun tepkiler karşısında işine son verilmesine rağmen, belli süre sonra tekrar aynı medyada görevine devam etti. Yine tepkiler yükseldi ama herhangi bir netice alınamadı.

Anlatmak istediğimiz şu ki bu tür olaylar karşısında verilen tepkiler sonuç almak için tek başına yeterli olmuyor.

Olayların takipçisi ve ilgili kişilerin hak ettikleri cezaları almaları için bizzat karar verici mekanizmaların içinde olmak gerekiyor. Bu olmadığı sürece her zaman hadsizin biri çıkıp hakkınızda hakaretvari sözler sarf etmeye devam edecektir, ki aynen de öyle oluyor. Bu mekanizmaların içinde yer almak için, gerek nitelik gerek nicelik açısından fazlasıyla potansiyelimiz olmasına rağmen, bunu başaramamış olmamız ibretlik bir hadisedir.

Ortak akıl ile hareket edilmediği takdirde bunun olması mümkün de değildir. Kişisel hırslarının peşinde koşup, bu camianın önde gelen dinamiklerinin ve kanaat önderlerin çoğunluğunun desteğini almadan ortaya atılmak, camiaya zaman kaybettirmekten ve aslında bu yaklaşım içinde olanların kendilerine zarar vermekten başka bir şey değil. Bireysel ve cılız desteklerle hedeflerine ulaşmalarına imkan yoktur.

Aslında bu makamlarda bizleri temsilen bulunan siyasiler ve bürokratlar da yok değil.Ancak camiamızı temsiliyet noktasında son derece yetersiz oldukları ortada.Ne insanımıza sahip çıkabildiler, ne sorunlarımızın çözümünde etkili olabildiler.Bedelini de insanımızın nezdinde saygınlıklarını kaybederek ödüyorlar.

Ama birileri kalkıp, kendi insanına değil de, alakasız kişilere referans olursa olacağı budur ve gün gelir onları ilk yüzüstü bırakan tam da bu referans oldukları olur. Birileri, biri onu hayal kırıklığına uğrattı diye tüm camiaya tavır alarak karşılık vermeye kalkışırsa sonucu da yapayalnız kalması olur.

Herkes ektiğini biçer değil mi?

Ama her şeyde vardır bir hayır. Bu camianın insanı en azından bir daha onları temsilen kimler o görevlerde olmaması gerektiğini gördü. Ve kendi tercihleri olan kişileri o makamlara getirmeleri için yapılması gerekenleri yukarıda yazdık.Yoksa tabi ki bu camia aciz falan değildir.

Başlıktaki tabir mecazi anlamda kullanılmıştır. Bu camia yüzyıllardan beri en uç coğrafyalarda, en zor şartlarda kimliğimizi, dinimizi, özetle varlığımızı muhafaza etmek için mücadele vermiş ve bunu başarmış bir camiadır.

"Muhacirler kaybedilmiş toprakların aziz hatıralarıdır. Düşman karşısında kaçmak çekilmek nedir bilmeyenlerdir."

Mustafa Kemal Atatürk

gurcayem@misyongazetesi.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI