Yeter ki, insan gibi yaşayalım


Tuna’da at sularken boylu poslu akıncı, kavak dallarına konan kuşlara, heybesinden el sallıyordu büyük dedem.

Asırlar gelip geçti, akıncı torunlarına çeşitli hain tuzaklar kuruldu.

Dağ başında veya yol dönemeçlerinde kim vurduya gitti nice ömürler.

Nice kudretli yiğit oğlan, nice selvi boylu dilber amansızca ve teker teker katledildi.

Günahsız kuzuların kanı oluk oluk akıtıldı.

Sabah tenhasında otağımız basıldı, ocağımız söndürüldü.

İhtiyarlarımızın göz yaşı hiç kurumadı, beşikteki bebek bile susturuldu.

At izinin it izine karıştığı alaca karanlıklarda, ölümü kuşanmış beklerken, pusuya yatmış zalimlerden hiç korkmadık.

Bizim dirimizden, adımızdan ve kanımızdan hep korktular.

Dirimizi ve hayallerimizi amansızca kurşuna dizdiler.

Hatta, adımızı bile ateşe verdiler, daha sonra aynı yangının alevleri kendilerini yakıp kül etti.

Bizi hep öldürdüler, ama hiç ölmedik!

Arda boylarında çınlıyor türkülerimiz.

Tuna boyunda koşuyor beyaz duvaklı akıncı atları.

Türklüğümüzü savunduk, düşman olduk.

Benliğimizi koruduk, terörist sayıldık.

Evimiz, toprağımız elimizden alındı.

Dost bildiklerimizin ihanetini gördük.

Puslu dağ başında bütün umutlarımızı yitirdik.

Çaresizliğimiz dip yapmıştı.

Önümüzdeki duvarlar yüksek ve kalındı.

Suyun ötesi suskunluğa bürünmüştü.

Hıdrellez ayında çitlembikler ala boyanırken, dayaktan sırtımızın derisi avuç avuç soyulurken, özgürlüğümüzü kazandık.

Bugün, Türkan 35 yaşında, Meriç’in kıyısında yuvası.

Selimiye’de, Şumnu’da hiç susmuyor ezanımız.

Derdimiz intikam değil, yeter ki katiller yakamızdan sökülsün!

Yeter ki, insan gibi yaşayalım!

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI