Önlem alalım, kendimizi koruyalım ancak biraz da takmayalım.


Kış hiç gelmeyecek sanmıştık ama geldi. Hem de ne gelme!

Hoşça kal karpuz zamanı! Gelsin kalın yorganlar...

Bu sabah, Trakya otobanı ve Sofya'nın çevresi ilk karın altında kalmış. Bursa'da ise hava yağmurlu ve serin, Uludağ'ın yükseklerinde de kar var.

Buz gibi soğuklar ve serin hava memleketin dört bir yanını esir alırken, soğuyan havalarda, insan ister istemez az da olsa içini ısıtacak haberler almak istiyor, fakat ne nafile ki, postamıza düşen havadisler hiç de iç açıcı değil ve psikolojimiz bozuluyor.

Her gün kulağımıza yeni ölüm haberleri gelmekte. Ortalıkta savaş falan yok ama insanlar şu virüs iletinden pisi pisine kırılmakta...

Küçücük bir Eğridere kasabasında bile bir çok kişi vefat etti. Ansız akrabalarımız, tanıdıklarımız veya tanımadıklarımız aramızdan ayrılıp kayboluyorlar. Kim ölümü seçer ki?

Geçen gün bir reçete yazdırmak için Bursa'daki bir hastaneyi ziyaret ettimettim. Binanın zemin katı, Covid -19 hasta teşhisi ve tedavisi için ayrılmıştı. Gördüğüm manzara adeta bir korku filmi sahnesini andırıyordu ama gerçekti. Giriş kapısına doğru çok uzun bir hasta kuyruğu oluşmuştu. 200 kişi saydım ve bıraktım, bunların çoğu gencecik insanlardı, aralarında küçük çocuklar dahi bulunuyordu. Kimsenin yüzünde ve gözlerinde bir nebze sıcak tebessüm bile göremedim. Binanın arka tarafındaki morg bölümüne bir göz atmak için kendimde cesaret bulamadım... 

O gün yıkıldım ve hemen oradan korku ve telaşla sıvıştım.Daha sonra hemşehri kökenli tanıdık doktorlar aramaya mecbur kaldım, çünkü randevusuz hiç bir doktor hasta kabul etmiyordu, randevu almak ise hiç te kolay olmuyor, ya da mümkün değil.

İki günlük bir git gelden sonra ihtiyacım olan reçeteyi yazdırabildim. Görüştüğüm doktor hanım çok üzgündü, bugünlerde Eğridere'de yaşayan üç yakın akrabasını birden Covid - 19'dan kaybetmişti. Bir uzman doktor olarak onlara şifa sunamamıştı...

Evet, Korona virüsü, influenza derken çevremizi saran salgın hastalıklar, gündelik yaşamda panik ve korkuya neden olabiliyor. Hatta hastalıklardan uzak durmaya çalışan insanlarda bir süre sonra kaygı bozukluğu bile görülmekte. Oysaki hastalıkların panzehiri pozitif düşüncedir. Kaygı duymamayı öğrenmek ve takmamak gerek. Relaks olun. Yani yaşantınıza bakın. Tabii ki, önlem alalım, kendimizi koruyalım ancak biraz da takmayalım.

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!