Cebelliler güven ve ümit tazeledi


Kavurucu yaz sıcaklarının taarruzu altındayız. Çok sıcak bir günde Görükle Göçmen Konutları'na doğru yol almaktayım.

Bu yepyeni göçmen şehri, Bursa'nın dışında bulunuyor ama bindiğim metroda çeşitli bölgelerde yaşayan tanıdık simalar görmekteyim, hatta Görükle'den elli kilometre uzaklıkta bulunan Kestel'den gelen bir kalabalık grup bana uzaktan el sallamakta.

Salon "Hera" büyük ve bolca ışıklandırmış bir etkinlik salonu. İçeri kendimizi attığımızda bizi serin bir hava karşılıyor ve böylece biraz rahatlamış oluyoruz.

Cebellilerin Kültür ve Dayanışma Derneği'nin kongresindeyiz. Son yıllarda, bizim göçmen derneklerinin faaliyetleri çeşitli nedenlerden dolayı bayağı zayıflamış durumda, bu da onların etkinliklerine ve toplum arasındaki etkilerine yansımakta.

Önyargılarla, tereddütlerle girdim salona. Bu sıcak yaz ortasında, kongrenin başarısız olacağını umuyordum ama salonu dolduranlara baktıkça önyargılarım kaybolmaya başladı, çünkü bu Cebellilerin çoğunu şahsen tanıyordum, kendilerinin gücüne, inancına, azmine ve fedakarlıklarına bir çok defa tanık olmuştum.

Gelen protokol konukları da adeta ağır toplardandı. Hepsini sayamadım ama aralarında Nilüfer, Yıldırım ve Kestel gibi büyük ilçelerimizin belediye başkanlarını, il bazındaki siyasi partilerin yöneticilerini ve temsilcilerini, bir sürü sivil toplum kuruluşunun başkanları gördüm.Bu denli resmi temsiliyeti başka bir dernek toplantısında göremezdik...

Bu katılım ev sahibi konumundaki derneğin ağırlığını ve önemini işaret etmekteydi.

Tatil zamanı olduğundan dolayı, başka dernekler kongreleri için katılımcı bulamazken, Cebelliler salonu doldurmuştu.

Bunların çoğu sıradan vatandaş değildi, aralarında saygın eğitmenler, isim yapmış iş adamları, tıp alanında çalışanlar, fabrikatörler ve müteahhitler vardı. Toplantıyı yönetenlerin ortasında İsmet Paniş, benim masamda ise Muhammed Uzunkış gibi kahramanlarımız oturuyordu.

Kongre, mevzuat gereği görevini bitirdi. Bir süre elimdeki yeni seçilen dernek yönetim kurulu listesini inceledim durdum.

Aralarında kimler yoktu ki, bunların çoğunluğu yüksek tahsilli, mesleki alanlarında başarılı, toplum arasında belirli bir saygınlığa sahip kişilerdi.

Bu yönetim listesi beni derneklerimizin geleceği  açısından yeniden umutlandırdı.

En azından Cebellilerin derneği her zaman olduğu gibi şimdi de dimdik ayaktaydı ve yeni hamlelere hazır durumdaydı.

Bu arada küçük bir topluma adanmışlık örneği de aktarayım.

İlerlemiş yaşına rağmen, Hamdiye Ablayı, göçmen camiasında herkes tanır ve sever, kendisi Cebel Derneği'nin kurucusudur, çeşitli siyasi partilerde görev aldı. Kendisini bir köşeye çektim ve Cebel'in Tepe Altı köyünde desteğe muhtaç, sekiz çocuklu bir annenin yardım beklediğini aktardım. Hiç fazla düşünmeden ve tereddüt etmeden, bana şunu söyledi:

"Ben bugünlerde memlekete gideceğim, o köye gidip, bu aileyi bulacağım ve buradan topladığım yardımları o afacanlara bizzat kendim teslim ederim."

Hamdiye Abla, her zaman sözünün eğri olmuştur, kendisine inancım tamdır.

Serin "Hera" salonunu terk ederken içim ferahlamıştı, çünkü Cebel Derneği'ne güvenim ve ümitlerim tazelendi.

Bu özverili ve fedakar arkadaşlarla beraber nice ufukların aşılabileceğini artık tahmin edebiliyordum...

Darısı diğer derneklerimizin başına!

Şimdilerde sıcak yaz ve kongre sezonu..

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!